Yazarlar İKÖ, Türkiye, Keşmir

İKÖ, Türkiye, Keşmir

Akif Emre
Akif Emre Gazete Yazarı

Malezya''da başlayan İslam Konferansı 27. Dışişleri Bakanları Toplantısı''nın resmi gündemi; beklenmedik, kayda değer etki oluşturacak konulardan yoksun olarak toplanıyor. Ne ilginç, uluslararası gündemin en önemli maddeleri bir şekilde İslam Dünyası ile ilintili olmasına rağmen İslam Konferansı Örgütü toplantısından nasıl bir karar çıkacağı merak edilmiyor.

Bu zamana kadar neleri çözebildiği tartışılabilir, ancak şu gerçeğin altını da çizmekte yarar var: değişik siyasal yapılanmalardan/siyasal kültürlerden ve uluslar arası ilişkiler yumağının oluşturduğu İslam ülkelerinin bir araya gelebilmeleri, kimi sorunları tartıştıkları, ortak kararların alınabildiği bir organizasyon olması bakımından hiç de küçümsenecek bir oluşum da değil.

Resmi gündemin dışında, genel sekreterlik seçimiyle ilgili kulislerin yoğunluk kazanacağı bu toplantı Türkiye açısından önemli. Çünkü Türkiye genel sekreterliğe aday olduğunu gündeme getirmiş bulunuyor. Türkiye''nin İsrail''le yakınlaşmasının doğurduğu çekincelerden dolayı özellikle Arap ülkelerinin genel sekreterlik konusunda bize sıcak bakmadıkları da biliniyor. Her dönem ayrı bir grup ülkeden sekreterliğin seçildiği göz önüne alındığında sıranın Türkiye''nin içinde bulunduğu grupta olması şansımızı artırıyor. Ancak son anda, aynı gruptan Bengaldeş''in adaylığının devreye sokulmuş olması Türkiye''nin önünün kesmeye yönelik bir operasyon olduğundan söz ediliyor.

Keşmir''in neresindeyiz?

Asya ülkeleri açısından en hassa konulardan biri Keşmir''dir, Arap ülkeleri açısından Filistin duyarlılığı çoğu kararı belirleyecek durumdadır. Bu anlamda Türkiye''nin son dönemde bu konularda hiç de duyarlı bir politika izlemediği rahatlıkla söylenebilir.

Cumhurbaşkanı''nın Tahran''a gitmemek adına ECO zirvesini boykot ediyor izlenimini vermesi, İsrail ilişkileri gibi konular Türkiye''nin zayıf taraflarını oluşturuyor. Pakistan''a (ve dolayısıyla Keşmir sorununa) karşı Hindistan''a açık çek verilmesi seçim öncesi durumu iyice zayıflatmış görünüyor.

Bugünlerde Keşmir otonomi için önemli bir gelişmeye gebe. Keşmir parlamentosu 1953 öncesi statüye dönme kararı alarak ekonomi talebini Delhi''ye bildirdi. Türkiye''nin bu konuda herhangi bir girişimde bulunduğuna ya da olayı takip ettiğine dair bir duyum almadığımız gibi diplomatik duyarlılıktan yoksun olduğu söylenebilir. Ecevit''in romantik diplomasi anlayışına feda edilen Keşmir ve dünyanın en kalabalık Müslüman azınlığını oluşturan (100 milyon civarında) Hind Müslümanları''nın sorunlarına karşı, üstelik Pakistan''a hak etmediği bir soğuk tavır alarak Hindistan''a yaklaşan hükümet İKO''da zorlanacak.

Genel sekreterlik seçimi konusunda şahsi çıkışlarla kulis yapan, İslam dünyasının hassas olduğu konularda duyarsız davranan, uluslararası alanda diplomatik dengeleri bile gözetmeden (Pakistan örneğinde Clinton kadar hassasiyet göstermemiştir) irrasyonel retoriğe teslim edilen diplomatik anlayış Türkiye''nin ihtiyaç duyacağı diplomatik destekten mahrum bırakacak sonuçlara yol açabilir..

Sonuçta İslam Konferansı Örgütü diplomatik anlamda çok önemli bir güçtür. Özellikle BM''de pek çok konuda belirleyici olabilmektedir. Böylesi bir gücü arkasına alan her ülke pek çok konuda ciddi bir ağırlığa sahip demektir. Uluslararası platformlarda pazarlık gücünü artırabilir. Tabii ideolojik saplantılardan kurulabilirse.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.