Yazarlar AYM"nin muhalefete soyunması

AYM"nin muhalefete soyunması...

Ali Bayramoğlu
Ali Bayramoğlu Gazete Yazarı

Anayasa Mahkemesi tartışmasını sürdürmekte pek çok yarar var.

Siyasi söz siyasi durumu ifade eder.

Dün bu köşede yayınlananları okuyamayanlar için tekrar etmek isterim:

Anayasa Mahkemesini"nin son dönem kararlarını doğru, hükümetin bu kararları eleştirme tarzını yanlış buluyor, bu tarz üzerinden yargıya müdahale ettiğini düşünüyorum. Buna karşılık Anayasa Mahkemesi Başkanı"nın yaptığı son konuşmada (yargının sorunları, vicdan yolsuzluğu meselesi, hukuk devleti gerekleri gibi) yerinde olan kimi bölümler dışında vurguları ve üslubu ölçüsüz bir siyasi çıkış, hatta siyasi alana müdahale olarak görüyorum.

Bu mesele sadece ilkesel düzeyde, "doğru-yanlış elemesi"yle ele alınabilecek bir durum değildir.

Haşim Kılıç"ın konuşmasının siyasi arka planı olmadığı söyle- nebilir mi? Önümüzde yeni bir seçim, kritik bir cumhurbaşkanlığı seçimi bulunduğuna göre, iktidara yönelik ağır eleştiriler içeren bu tür konuşma seçim ikliminden bağımsız ele alınabilir mi?

Elbette hayır...

Siyasi arka planın pek çok ayağı vardır, üstelik.

1. Anayasa Mahkemelerinin, anayasal yargının temel işlevi her yerde esasen siyasi denetimdir. Her karar siyasi sonuçlara yol açar. Türkiye örneği bu bakımdan oldukça keskindir, sadece siyasi değil, aynı zamanda ideolojiktir. Uzlaşma ve demokrasi kültürünün zayıflığı, çözülemeyen her siyasi sorunun "mahkemelik" olması, devlet ideolojisiyle donanmış yüksek mahkeme dokusunun sonuçlarını yıllardır yaşarız.

2. Bu işlev bireysel başvuru hakkıyla derinleşmiştir. Bu hak, belirli koşullarda, bireysel hakları ilgilendiren hem idari karar ve eylemler hem yargısal kararlar açısından Anayasa Mahkemesi"ni devreye sokmuş bulunuyor. Bu denetimin kapsamını belirleyecek tek unsur AYM"nin vereceği kararlar olduğuna ve AYM"nin kararları idari tasarrufları da (twitter yasağında olduğu gibi) içereceğine göre denetim işlevi genişlemiş, denetimin siyasi niteliği derinleşmiş bulunuyor.

3. Bu nitelik ya da bu işlev son günlerde olduğu gibi sıcak siyasi konular açısından devreye girdiği zaman ve siyasi muhalefet eksikliğinde mahkemenin oynayacağı rol bir muhalefet rolü şeklinde tezahür edebiliyor ya da beklenti bir muhalefet kurumu olması istikametinde olabiliyor. Ruşen Çakır"ın, bir kaç gün önce yaptığı şu tespit durumu anlatıyor: "Eğer birileri Türkiye"deki muhalefet boşluğunu doldurma görevini AYM Başkanı"na havale etmek isterse yanlış yapmış olurlar. İlkin, Haşim Kılıç"ın böylesine zorlu bir misyonu üstlenebilecek bir profile sahip olduğuna inanmıyorum. Daha önemlisi, böylesi bir arayışın, Erdoğan"a tam da Çankaya seçimleri öncesi fazlasıyla ihtiyaç duyduğu bir fırsatı sunmak anlamına gelebileceğini düşünüyorum..."

AYM"ye yüklenmek istenen muhalefet işlevinde AK Parti düşmanı kesilen kimi kamusal entelektüellerin, CHP ve MHP gibi siyasi partilerin izlerini görmek mümkündür.

Cemaat faktörüne ayrı bir yer ayırmak gerekir. Seçimlerle bittiği sanılan ama pek açıdan yeni başlayan mali çatışma, Anayasa Mahkemesi"ni de en azından iddia ve tartışmalarda kuşatmıştır. Başbakan"ın paralel yapı vurgusu, AK Parti kulislerinde konuşulan mahkemenin raportör dokusundaki hakim cemaat yapısı, cemaate yakın oldukları iddia edilen kimi Anayasa Mahkemesi yargıçları hafife alınmaması gereken iddialardır.

Otoriter, haksız, müdahaleci uygulamaları söz konusu olduğunda keskin şekilde hükümeti eleştiriyoruz. Anayasa Mahkemesi konusunda aldığı tutum da zaman zaman bunlar arasında yer alıyor.

Ancak buna karşılık Anayasa Mahkemesi"nin de kendisini kuşatan etik ve siyasi sorunlardan arınması gerekiyor.

Aksi halde ona yönelik "yeni Türkiye"nin, yeni rejimin ilk önemli kurumu olma" beklentisinin hiç bir anlamı kalmaz.

Nitekim Kılıç"ın konuşmasıyla bu beklenti şimdiden ağır yara almıştır.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.