YazarlarDPI, İngiltere, İrlanda, Afrika

DPI, İngiltere, İrlanda, Afrika…

Ali Bayramoğlu
AliBayramoğluGazete Yazarı
Kürt meselesi geçen hafta yolumuzu Güney Afrika"ya düşürdü. Cape Town, Johannesburg ve Pretoria"da Güney Afrika hükümetinin davetlisi olarak onlarca görüşme yaptık. Apartheid rejimine son veren barış sürecini beyazından, siyahına, militanından istihbaratçısına ve siyasetçisine birinci ağızdan uzun uzun dinledik.

Geziye, AK Parti, CHP, BDP milletvekilleri, kimi akademisyen, yazar, sivil toplumcu, gazeteciler katıldı ve geziyi DPI organize etti.

Kimi karanlık odakların uzunca süredir diline doladığı bu sivil örgüte, başta Kerim Yıldız olmak üzere yöneticilerine, Kürt sorununun çözümüne katkıda bulunmaya yönelik bir Türkiye projesi geliştirdiği için, siyasetçileri, bilim adamlarını, gazetecilerini İrlanda, Galler ve Güney Afrika deneyimleriyle temas ettirdiği için özellikle teşekkür etmek gerekir.

Bilgi dağarcığının zenginleşmesi, ufkun genişlemesi, karşılaştırma imkanları, deneyimlerden ders çıkarılması, yaşananların sahada ve ilk elden izlenmesi önemlidir.

Siyasetçi partisine, gazeteci okura aktarır bu ufku ve bilgileri.

Bir alet çantası oluşturur, bazen işinize yararlar.

Günlerdir Güney Afrika izlenimlerini ve modelini aktarıyoruz.

Bugün bu konuda son yazı bu.

Bilgi aktarmadan söz ettik, işimizi tam bitirelim, yaptığımız bir önemli görüşmeden pasajlar aktaralım.

Roelf Meyer Güney Afrika"daki müzakerelerde hükümet adına baş müzakerecilik yapmış bir isim. Daha önce Milliyetçi Parti"de polisten sorumlu bakanmış, görüşmeler sonrasında ise savunma bakanı olarak görev yapmış. Son beyaz başkan Klerk"in sağ kolundan söz ediyoruz.

Şöyle diyordu:

"Bizi reformlara ve barış sürecine yönelten dört faktör oldu. İlki rejime yönelik uluslararası yaptırımların kapsamlı hale gelmesiydi. BM ve tek tek hükümetler bize tavır almaya başlamıştı ve ağır koşullar altında kalmıştık. İkincisi siyahların örgütü AUK"un tüm dünyada Güney Afrika"nın elçiliklerinden daha fazla "misyonu" olmuştu. Meşruiyet meselesi büyüktü. Üçüncüsü 1980"lerin sonunda huzursuzluk dayanılmaz noktaya gelinmişti. 1986-1990 arası hükümet kontrolu kaybetmeye başlamıştı. Dördüncü ise içinde bulunduğumuz durumun ve konumumuzun gerekçelendirilemez olduğunu düşünmeye başlamıştık. Ama bunu her şeyden önce risk ve cesaret örneği gösteren cumhurbaşkanı Klerk yapmıştı…"

Uluslararası konjonktür, iç huzursuzluk, çatışmanın sürdürülemezliği ve siyasi irade...

Meyer şöyle devam ediyordu:

"Müzakereler anayasanın hazırlanmasına kadar 6 yıl sürdü. Bu süre içinde çeşitli parçalanmalar oldu. Bir çok kez sıfırdan başlamak zorunda kaldık. Ama inancı ve iradeyi hiç kaybetmedik. Geri dönülemezdi. Mandela"yı tekrar hapise hiç bir güç sokamazdı."

Meyer, Güney Afrika modelinin başarısını iki faktöre bağlıyor.

Önce "kapsayıcıydık" diyor. "Masaya ve müzakereye herkesi çağırdık, tüm partileri, hatta tabela partilerini bile. Bazıları katıldı, bazıları katılmadı. Sonra güveni esas aldık. Önce düşmandık. Ama birbirimize saygı duymak ve farklıklarımızı tanımak zorundaydık. Tüm bunlar bir anda olmuyor. Zaman içinde gelişiyor. Güven kimyası oluşmadan yol alınamaz…"

Güney Afrika deneyimiyle ilgili son söz Muhammed Bhaba"dan:

"Birlikte yaşamak ile uzlaşmak aynı şey değildir. Birlikte yaşamada tahammül eder, tahammül sistemi kurarsınız. Uzlaşma farklıdır. Önce kendinizi değiştirmeniz gerekir. İster mağdur olun, ister hakim, uzlaşma birlikte inşa etmektir…"

Bu sözlerle Türkiye"ye dönüyoruz.