Yazarlar Kopuş ile komplo arasında

Kopuş ile komplo arasında

Ali Bayramoğlu
Ali Bayramoğlu Gazete Yazarı

Toplumsal gelişmeleri yer hareketlerine benzettiğimiz olur. Yer kabuğunda sürtünmeler, temaslar nasıl enerji biriktirir, gün be gün gerilimi arttırırsa, toplumsal değişim ve gelişmeler de öyledir. Siz bu durumun ancak yer kabuğu kırılınca farkına varırsınız.

Gezi olaylarının böyle bir yönü var.

Gezi olayları, ülkede yaşanan, oluşan, şekillenen kimi toplumsal ve siyasal durumlar üzerindeki perdeyi kaldırdı. Bu olayların işaret ettiği "siyasi ve toplumsal haller", Türkiye"de ve Türkiye"ye yönelik yapılan "tartışmalar"da bundan böyle merkezi bir yer tutacak olması bu yüzdendir.

Siyasi iktidarın "komplo, tezgah, darbe" olarak değerlendirmeleri ise, bu durum karşısında ancak siyasi bir pozisyon olma ya da zayıf bir tutunma dalı işlevi görme anlamı taşıyor.

Buna karşılık, dün de söyledik, kırılmalar süreklilik içinde yaşanır.

Nitekim biz de Gezi olayları sonrası hâlâ aynı çelişkilerle, aynı sorunlarla, aynı aktörlerle aynı Türkiye"de yaşıyoruz.

Bu süreklilik içinde yaşanan kırılmada "Gezi" üç hususun üzerindeki perdeyi kaldırdı.

Nedir bunlar?

1. 2010"lar Türkiye"sinin bir izdüşümü ve demokratik olgunlaşma ifadesi olarak katılımcı demokrasi ve çoğulculuk talebinin yükselişi, gücü ve varlığı…

2. Son 10 yılda (aslında AK Parti döneminde ve onun politikalarıyla) zenginleşen, siyasi ve ekonomik istikrara kavuşan bir toplumda gençler, kentliler üzerinden kamusal alan-özgürlük ilişkisinin siyasal belirleyiciliği… Bu ilişkinin toplumda ana eksenlerden biri haline dönüşmeye ve özerk bir kamusal alan hareketi olarak şekillenmeye başlaması…

3. Siyasi iktidardaki artan bir kişiselleşme, alan daraltma, siyaset dışındaki alanların özgürlük ve özerkliğini emme, sivil güç olmaktan devlet gücü olmaya ve sağcılığa geçiş gibi unsurlardan oluşan otoriterleşme eğilimi… Bunun bir sonucu olarak muhafazakar alanda siyasal gücün toplumsal dinamiği içine hapsetmeye, kuşatmaya doğru ilerleme hali…

Bu üç hususun birbirinden bağımsız olmadığı, birbirini beslediği ve tetiklediği ortadadır…

Resmin bütünü için bu üç unsura bir dördüncüsü, en azından bir notu eklemek gerekiyor.

Gezi"den yayılan, farklı katmanları kuşatan "isyankar siyasallaşma"''nın kimi kaynakları şunu ortaya koymuştur:

Ülkede son yıllarda yaşanan tüm sosyolojik değişime, İslami ve laik kesimlerdeki modernleşme ve demokratikleşme dalgasına, aralarındaki kurucu etkileşime, iç içe girme hallerine, hatta farklı değer sistemlerini kişilerde biraraya getiren "kişisel çoğulculaşma" sürecine ragmen, Türkiye önemli bir yanıyla kültürel nitelikli sınıfsal ayrıma olan mahkumiyetini sürdürmektedir.

Bu mahkumiyet ne yazık ki "güvensizlik, kutuplaşma, çatışma" fikri üzerine oturmakta ve aktif hale geçtiği her an (örnek mahalle aralarında kemalist tencere-tava birlikleri) pek çok başka virüsü aktif hale geçirme, siyasi arenayı militerleştirme imkanına sahip bulunmaktadır.

Hal buysa, bizler için, anlamak için, doğru pusula için her şeyden önce mutlak kopuş ve mutlak komplo teorilerinden uzak durmak gerekiyor…

Siyasi iktidar için ise kişiselleşme ve devletleşmeden uzak durmak, darbeci virüsleri demokrasiyle yenmek, yeni toplumsal dalgaları görmek gerekiyor.

Türkiye"yi gerektiği gibi yönetebilmek için, başka çare yok…

Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.