Yazarlar Öcalan"a karşı Barzani mi?

Öcalan"a karşı Barzani mi?

Ali Bayramoğlu
Ali Bayramoğlu Gazete Yazarı

AK Parti beklenmedik bir anda olumlu ya da olumsuz istikamette adımlar atabilen bir siyasi parti.

Başbakan Erdoğan"ın Barzani"yle özellikle Diyarbakır"da buluşacak olması, barış sürecinin yaşadığı duraksama dikkate alınırsa belli bir öneme sahiptir.

Şüphe yok, bunun yanında AK Parti"nin bölgeye ve bölgede Kürt meselesine yaklaşımının nasıl bir değişim geçirdiğinin, ne tür bir güzergah izlediğinin de göstergesidir bu buluşma.

Türkiye-Irak ilişkilerindeki düzelmeyi de buluşmayı dolaylı tarif eden unsurları bunlar arasına ekleyebiliriz.

Bunlar ötesinde sıcak siyaset açısından bu buluşmayı ve Erdoğan"ın Diyarbakır gezisini nasıl değerlendirmeli?

Barzani lideri olduğu KDP ile PKK arasında Rojava meselesiyle birlikte artan rekabet dikkate alınırsa BDP, bu ziyareti dar anlamda AK Parti"nin seçim propagandası, geniş anlamda siyasi iktidarın kendi Kürtlerini oluşturma çabasının bir parçası olarak görüyor. Her ne kadar Leyla Zana gibi isimler bu buluşmayı Kürt meselesi bakımından hayati bulsalar da tablo genelde pek değişmiyor.

Bu buluşmanın bizce üç kritik noktası var.

İlki bölgede farklı Kürt hareketleri arası bir etkileşim ve bir alan oluşumu (Zana"nın işaret ettiği bir ölçü de budur) ile KDP-PKK merkezli bir kırılmanın arasında seyreden "Kürt politikaları"nın nasıl bir istikamet kazanacağına dair ipuçları barındıracak olmasıdır.

İkincisi şüphe yok ki buluşma Rovaja merkezlidir.

Malum, Suriye koşulları Rojava"da Suriye Kürtlerinin, PYD"nin geniş bir alanı kontrol etmesi ve burada özerk bir yönetim ilan etmesine imkan verdi.

Türkiye"den çekilen militanların bir kısmının Rojova"ya yerleştirilmesinin işaret ettiği gibi PYD-PKK arasındaki özdeşliğe varan yakınlık dikkate alınırsa, bu durumun "alan hakimiyeti" üzerinden bölgedeki Kürt gruplar arasındaki ilişkileri, PKK"nın bölgesel konumu ve hatta barış süreci algısını etkilediği ortadadır.

Açık: Rojava PKK"nın önünde uluslararası konumunu güçlendirecek, yaşam alanını büyütecek ve barış sürecini bu çerçevede gözden geçirecek yeni bir imkan oluşturuyor.

Türkiye açısından ise kesin bir çözüme ulaşılmadıkça Rojava"yla birlikte büyüyen, biçim değiştirme riski taşıyan bir "Kürt alanı ve sorunu" meselesi ortaya çıkıyor.

KDP Rojava"daki gelişmelerden memnun değil. Ancak burada asıl mesele güçlenen ve yayılan bir PKK ile KDP arasındaki Kürt hareketi ve liderliği açısından yaşanan büyük rekabettir.

Tüm bu gelişmelerin işaret ettiği husus ortadadır:

Diyarbakır"daki Erdoğan-Barzani buluşması her şeyden önce Rojava"yı öne alacaktır. Bu açıdan yeni bir dil, ittifak, temas ne denli mümkün olacaktır bilinmez, ancak arayış ve görüntü bu yöndedir.

Üçüncü kritik nokta Öcalan meselesidir.

Malum Türkiye şu ana kadar barış görüşmelerini Öcalan"la yürüttü. Ve bunu Öcalan"ı dar bir alanda tutarak yapmayı tercih etti. Rojava, Öcalan karşısında daha serbest hareket ve değerlendirme imkanı sahip Kandil"i öne itmeye başlamasına rağmen bu konuda tutumunu değiştirmedi.

Ve barış sürecindeki asıl tıkanma da muhtemelen bu durumdan kaynaklanıyor.

O zaman Diyarbakır buluşmasına dair gereken sorular şunlardır:

Rojava"daki gelişmeler de dikkate alınarak AK Parti Öcalan"ın karşısına Barzani"yi mi sürmek istiyor?

Ya da Kürt siyasi alanı içinde Davutoğlu politikalarını uygun olarak etkin bir aktör olma hamlesi mi yapıyor? BDP"lilerin ve Kandil"in "AK Parti"nin kendi Kürt alanını ve Kürtlerini oluşturmak" olarak adlandırdıkları hamleye mi girişiyor?

İşi yokuşa sürecek bu arayışlar mümkün olmakla birlikte kanımız hala gerek AK Parti gerek Kürt hareketi için ana eksenin Türkiye"deki "barış süreci" olduğudur.

AK Parti"nin genel demokratikleşme üzerinden sorunun buharlaşması tutumunu bir kenara itip, Mart seçimleri sonrası yeni sayfanın açılacağını bekliyor ve sanıyoruz.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.