Yazarlar2018de yeni siyaset yolları

2018’de yeni siyaset yolları…

Ayşe Böhürler
AyşeBöhürlerGazete Yazarı

Yeni bir yıla girerken arkada bıraktığımız gündemden ziyade bizi bekleyen gündem maddelerine bakmakta fayda görüyorum. Bunların başında Avrupa geliyor.

-Avrupa’nın dinamosu olan ülkelerden birisi olan Almanya yeni yıla hükümetsiz giriyor. Seçimlerin yinelenmesi konuşulurken aşırı sağcı parti AFD’nin daha da güçlenmesi ciddi bir tehdit.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Ayşe Böhürler : 2018’de yeni siyaset yolları…
Haber Merkezi 20 Aralık 2017, Çarşamba Yeni Şafak
2018’de yeni siyaset yolları… yazısının sesli anlatımı ve tüm Ayşe Böhürler yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!


-Avrupa ülkelerinin siyasetini etkisi altına alan yeni sağ hareketi etkileyen fikirler Carl Schmidt ve Levi Strauss’a ait. Schmidt, Nazizm'in güçlü teorisyenlerinden. Siyasi güç kavramı üzerine ortaya koyduğu çerçeve siyasal güç ve düşman kavramları üzerine bina ediliyor. Schmidt, “Demokrasiler kendi homojen yapısını tehdit eden yabancı unsurları reddederek ve dışarda tutarak politik gücünü sergiler.” diyor. Schmidt’in bu görüşleri bugün Avrupa ülkelerinde iktidara gelmeye başlayan sağ partilerin fikri temelini oluşturuyor. “Toplumun radikal bir düşmana ihtiyacı var.” diyen Schmidt’in bu önerisi sağ partiler tarafından 'Müslümanlar' olarak formüle edilmiş durumda.

-İtalya da yeni yıla hükümetsiz giriyor. Cumhurbaşkanı Mattarella Parlamento'yu fesh etti. Yapılması planlanan seçimleri öne aldı. Buradan da mikro milliyetçiliği savunan partilerin çıkması bekleniyor.

-Avusturya’da ise Nazizm'e yakın fikirleri olan Avusturya Halk Partisi koalisyonda ve iktidarda altı bakan ile temsil ediliyor. 31 yaşındaki parti liderinin düşman olarak tanımladığı güç olan 'Müslümanlar' her açıklamasına yansıyor. Avusturya Avrupa’nın bir tür laboratuvarı gibi.

-2018’de daha çok konuşacağımız Avrupa’nın yeni sağ hareketlerinin özeti şöyle: Üstün ırk tezini savunmuyorlar ancak kapitalizme, sosyalizme, liberal demokrasilere, feminizme, eşitlikçiliğe ve çok kültürlü topluma karşılar.

SİYASET MEYDANINA DAVET

Biz ise önümüzdeki yılı atlayıp 2019’daki seçimlere hazırlanmaya başladık bile. Kılıçdaroğlu daha önce, "Ihh-mıh" dediği Cumhurbaşkanlığı meselesinde aday olabilirim açıklaması yaptı. Meral Akşener aday olacak ama seçilemeyeceği ortada ki, ikinci turda CHP’yi destekleriz açıklamasını yaparak Kılıçdaroğlu’na destek verdi. Sağda bir partinin sol bir partiyi destekleyerek oy artırmaya çalışması ise ayrı bir garabet durum. Ak Parti’nin adayı ise belli. Seçileceğinden kimsenin şüphesi yok. Burada bir başka adayın çıkma ihtimali Ak Parti içinde söz konusu değilken, bağımsız bir adayın 'olup olmayacağı' tartışmaları gündemimize bomba gibi düştü.

Cumhurbaşkanı'mızın Tunus dönüşü yaptığı açıklamanın, Sn. Gül’ün KHK ile ilgili açıklamasından duyduğu rahatsızlığı dile getirmesi de bu süreci hızlandırdı. Bu hal devam eder mi, olay meydanlara kadar iner mi onu bilmiyorum. Ancak olayın farklı açılardan okunmaya ihtiyacı var.

-Abdullah Gül şimdiye kadar sakin ve tedbirli bir güç unsuru olmayı tercih etti. Siyasetten uzak durmadı ama 'ne içindeyim ne de dışındayım' duruşunu korudu. Kimi bunu ortama bağladı kimi de karakter özelliklerine.

-Kendisi de yol arkadaşı olan, sırt sırta mücadele verdiği Erdoğan’ın karşısına çıkmanın hoş bir şey olmadığını çeşitli vesilelerle dile getirdi ya da ima etti. Mevkiini, konumunu ve itibarını yıpratmamayı tercih etti.

-Siyasi çalışmalarına ilişkin iddiaları ise hiç yalanlamadı. Ancak aynı fikrin, partinin, siyasetin içinde birlikte harmanlandıkları Erdoğan’ı karşısına alan hiçbir açıklama yapmadı. Keza tam tersi de vuku bulmadı.

-Bu durumun değiştiğine ilişkin sinyaller KHK ile ilgili açıklamayla geldi. Sn. Gül’ün vermek istediği mesajı en iyi okuyanlardan birisi tabii ki Sn. Erdoğan oldu. Tunus uçağında yaptığı açıklamayla Abdullah Gül’e hodri meydan ya da başka bir deyişle “yamacıma gel” dedi. Bir manada karar kılma sürecini hızlandırdı.

-Siyaset çevreleri böylece tam da aradığını buldu. CHP’nin kifayetsizliği ortada. Ne desek boş! Mantığı yok, lafı yok, fikri yok. Karşılık versen bir türlü vermesen bir türlü. Tam da “muhatabım değilsin” denecek pozisyonda. Meral Akşener ise yeni bir soluk getiremedi. Söylemi zayıf, argümanları yetersiz.

-Abdullah Gül bu ortamda siyasete 'muhalif bir güç' olarak girer mi? Bu meydan okumaya karşılık verir mi? Yoksa geçiştirerek, “Bir yanlış anlama oldu.” mu der? Tabii ki cevabını bilmiyoruz.

-Burada belirleyici unsurların, kazanamama riski ve “Kardeşim.” hitabının taşıdığı anlamlar olduğu kanaatindeyim.

-Ak Parti kadroları artık eski kadrolar değil. Yeni kadrolar içinse eski isimlerin bir karşılığı yok. Tanımıyorlar! Ne Refah Partisini ne nereden nereye gelindiğini ne de verilen mücadeleyi biliyorlar! Bu kadroların çoğu Erdoğan ismiyle büyümüş, kimlik bulmuş, gelişme kaydetmiş. Abdullah Gül isminin bu tabanda karşılığı olur mu? Tarihin akışı bakalım önümüze neleri getirecek?

2018’da en çok konuşulacak konulardan birisine böylece kısa bir giriş yapmış olalım. Herkese mutlu seneler.