Yazarlar Kudüs ve Suudi Arabistan ve kadınlar

“Kudüs” ve Suudi Arabistan ve kadınlar

Ayşe Böhürler
Ayşe Böhürler Gazete Yazarı

Suudi Veliaht Prens’in batıya yönelik tanıtım gezisi esnasında kadın haklarının yanı sıra gündeme gelen önemli başlıklardan birisi de Kudüs ve Filistin meselesiydi. Malum Filistin yönetiminin maddi hamisi olan Suudi Arabistan’ın bu konudaki tutumu herkesten çok önem taşıyor.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Ayşe Böhürler : “Kudüs” ve Suudi Arabistan ve kadınlar
Haber Merkezi 08 Nisan 2018, Pazar Yeni Şafak
“Kudüs” ve Suudi Arabistan ve kadınlar yazısının sesli anlatımı ve tüm Ayşe Böhürler yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!


Kudüs Müslümanların ilk kıblesi. İslam ülkelerinin ulus devletleşme aşamasından önce de İslam dünyası için kıymetliydi. Ceddimiz Kudüs’ü ve o bölgeyi taşıdığı anlama hürmeten uzun süre yönetti, himaye etti. 20. yüzyılda imparatorluklar tarihe gömülürken ulus devletler ile birlikte ortaya çıkan çatışmalarda Kudüs nihayetinde İsrail yönetimine girdi. Bugünden sonra da Kudüs İslam dünyasının kilit meselelerinden birisi oldu. Herhalde şimdiye kadar Fas’tan Arabistan’a, Uzak Doğu’ya İslam dünyasında en fazla slogan Kudüs için atılmış; en çok dua onun için yapılmıştır.

Kudüs batıdan doğuya Müslümanların kalbi ve hasbi meselesidir.

Ancak bu kadar çok ortak duygularla paylaşılmasına rağmen her geçen yıl çözümden daha çok uzaklaşılarak bugünlere gelinmiştir. Kudüs meselesi sürekli mevzi kaybetmenin yanı sıra İslam dünyası için de bir başarısızlığın sembolüdür. Bu konuda tek ortak siyasi tavır, Trump’ın Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıma kararına karşı BM’de Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan liderliğinde alınan ortak karardır. Gerisi söz ve duyguyla eylem arasındaki uçurumun tarihidir. Kudüs meselesi Müslümanların en çok dertlendiği ama en az çözüm üretebildiği mesele olarak tarihe geçebilir. Müslümanların parlamentolarında da hanelerinde de konuşulur konuşulur konuşulur…

Kudüs meselesi İslam ülkeleri için de bir başka anlam daha taşır. Kendi ülkelerindeki sorunlara ilişkin bir kamuflaj oluşturur, birçok önemli sorunu ikinci plana iter. Neredeyse her cuma Kudüs için yürüyüşler düzenleyip protestolar yapmak, İsrail’e karşı sloganlar artmak Fas gibi birçok ülkede rutin eylemdir. Arap ülkelerinde tek izin verilen gösteri konusu Kudüs’tür... Taa ki 2017 yılında Trump’ın açıklamasına kadar. O açıklamanın devamını ise Filistin yönetiminin ekonomik olarak en büyük destekçisi Suudi Arabistan’ın Veliaht Prens’i Selman getirdi. Prens Suudi Arabistan’da ve Arap dünyasında onlar tarafından desteklenen yayın organlarında Trump’ın kararıyla ilgili yorum ve yayın yasağı getirdi. Londra merkezli El Arabi el Cadeed gazetesi, talimatın ülkede bulunan TV, radyo ve gazete yöneticilerine gönderildiğini iddia etti. Diğer taraftan Suudi Arabistan hem ülke içinde hem de ülke dışında yaşayan vatandaşlarına bu konuya ilişkin protesto gösterilerine katılmama çağrısı yaptı. Suudi Prens’in bir sonraki adımı Abbas’a “sabırlı ol” çağrısıydı. İsrail ve Amerika ortak düşman İran paydasında Suudi Arabistan ile birleşmişti. Kudüs’ün ve Filistinlilerin durumuysa ikinci plana atılmıştı. 1967 Arap-İsrail savaşından sonra İsrail’in işgal ettiği topraklardan çekilme şartı koşan Riyad yönetimi artık bu şartı da gündemden kaldırmış durumdaydı. Nitekim Prens Selman, “İsrail’le paylaştığımız birçok çıkar var. Ve barış olursa, İsrail ile Körfez İşbirliği Konseyi ülkeleri arasında da çok fazla çıkar olacaktır” açıklamasının ardından “İsrail’in kendi topraklarında yaşama hakkı var” açıklamasıyla Kudüs meselesine başka bir pencere açtı. Bu meseleyi neredeyse radikal İslami gurupların sahiplendiği bir sorun konumuna indirgedi. Anlaşılan O ki Suudi Arabistan ve etki alanındaki ülkelerde Kudüs artık ortak dert paydası oluşturmayacak. Bugünkü satış aslında geçmişin bir devamı, yüzyıl önceki satışın devamı gibi görünüyor.

PARAMIZ VAR HAKLARIMIZ OLMASA DA OLUR

Bu sözü birebir, bir körfez ülkesinde, bir üniversitede rektörlük yapan bir akademisyenden duyunca çok şaşırmıştım. Kadın haklarının Körfez’deki Arap ülkeleri için daha görünür alanlarda giyinip süslenmek ve buna uygun bir yaşam tarzını taşımak dışında bir karşılığı yok. Kadın haklarının körfez Araplarındaki ortak algısı “batılı kadınlar gibi görünmenin” ötesine geçmiyor-du.

Kadın hakları deyince sadece Suudlu güçlü ailelerin kadın temsilcilerinin Meclis’te yer almasını filan da kast etmiyoruz elbette. Merak ettiğim konu şu. Acaba bu “kadınlar araba kullanıyor, motosiklete biniyor, maça gidiyor, spor yapıyor” şovları gerçek bir kadın hakları mücadelesine dönüşebilecek mi? Bu haklar ülkedeki tüm kadınları kapsayacak hale gelebilecek mi? Ülkenin güçlü kadınları sadece kendileri için değil, hemcinsleri için mücadele edebilecekler mi? Mesela kadının boşanma hakkı ne olacak? Çok eşlilik, kadına yönelik şiddet, istismar, tecavüz gibi konularda bir önlem alınacak m? Kadının çalışma hakkı, medeni hukuk, nafaka gibi konularda kadınlar haklarını arayabilecekler mi? Aile mahkemelerinde kadınların hakları korunacak mı? Suudlu ailelerin yanında çalıştırılan vatandaş olmayan kadınların hakları ne olacak? Eziyet gördüklerinde, şiddete, tacize uğradıklarında şikayet edebilecekler mi? Bırakın kadınları ülkede çalışan işçilerin haklarına ilişkin bir gelişme olabilecek mi? Kadınlar arasında da kadın- erkek arasında da fırsat eşitliği sağlanacak mı filan filan...

Bunlar gibi daha birçok soru aklımıza geliyor. Ancak cevabın da “Paramız var elhümdülilllah haklarımız olmasa da olur”un ötesine geçip geçmeyeceğini, kalan ömrüm içinde bunu görüp göremeyeceğimi doğrusu merak ediyorum.

….

Bu arada Suudi Arabistan’da kadın modernleşmesinin (Arap baharının da etkisiyle) siyasal ayağının 2012’de başladığını, Kralın Şura Meclisi’ne 30 kadın üye atadığını, 2015’de yapılan seçimlerde kadınların ilk defa seçme seçilme hakkını aldığını ve oy kullandığını not olarak düşelim. Şimdi de önümüzdeki salı için Suudlu kadınları büyük bir heyecan sarmış durumda! Ülkenin başkenti Riyad’da ilk Arap Moda Haftası düzenlenecekmiş. Dört gün sürecek Moda Haftası’na Gaultier ve Roberto Cavalli gibi dünyaca ünlü tasarımcılar da katılacakmış. Moda haftasının ev sahibi ise Prenses Nur olacakmış. Bu gurur verici etkinliğin Suudlu kadınların özgürleşmesine katkısı üzerine ısmarlama yazılar da hazırdır herhalde!

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.