Yazarlar "Bu ne ya"

"Bu ne ya!"

Bekir Hazar
Bekir Hazar Gazete Yazarı

Okan Bayülgen''in gündeminde CHP kongresi vardı…

Canlı yayında bas bas bağırıyordu…

“Ne o ya?” diye…

Kemal Kılıçdaroğlu''nun kongre salonuna aşırı sevgiden giremediğini söylüyor “Böyle olmaz kardeşim” diye eleştiriyordu…

İzdiham sırasında bağıran bir CHP''linin ağzından düşürdüğü takma dişlerini tekrar tekrar yayınlıyor ve uyarıyordu;

“Kemal Kılıçdaroğlu''nu başkan olmadan izdihamda öldürecekler… Bu ne ya?” diye…

Gerçekten de CHP''liler, Kemal Bey sanki başbakan seçilmiş gibi ekrandan taşıyorlardı…

Şöyle bir düşündüm…

Yozgat''tan Sivas''a İç Anadolu''da, Doğu Anadolu''da olmayan bir CHP…

Güneydoğu''da hiç ama hiç görünmeyen, buhar olan bir CHP…

Ve bir arkadaşımın anlattıkları geldi aklıma… Hakkari''de CHP''ye sadece 2 oy çıkan yerler…

Vaayy be der miydi buradaki insanlar?...

“Kemal Kılıçdaroğlu geldi, haydi CHP''ye oy yağdıralım” diye koşarlar mıydı?...

CHP''nin işi bu kadar kolay mıydı?...

Bir isim değişikliği ile İzlanda''daki volkan gibi patlar mıydı?...

Bir Gandi eklemesiyle lavlar memleketi saracak mıydı?

Kemal Kılıçdaroğlu ismi o yanardağa verilen ad Eyyafyallayöküll müydü?...

Yoksa kül bulutlarının kısa süreli uçak seferlerini rötarlattığı gibi gelip geçici bir durum muydu?...

Bana ikinci şık daha ağır geliyor, Anadolu''daki CHP''ye bakınca…

Bu yüzden Okan Bayülgen''in “Başkan olmadan adamı öldürecekler” şeklindeki sevinçlere gösterdiği eleştiriyi fazla abartılı bulmuyorum…

Okan Bayülgen''in Kemal Kılıçdaroğlu mevzuuna daldığı anlarda Cıne-5''te de muhteşem bir program vardı…

Adı Sinema Meclisi''ydi…

Sevgili dostum, Türk sinemasının en mükemmel eleştirmenlerinden Ali Murat Güven sunuyordu programı…

Muhteşem arşivinden müthiş bir detay çıkarmış, onu yayınlıyordu…

İndiana Jones filmlerinin en eskilerinden birinden alınan görüntülerdi bunlar…

Yıllar önce çekilmiş bu dünya klasiklerinin en önemli filmlerinden birinde çok kısa süre gözüken bir oyuncuyu “Şak” diye yakalamıştı…

Ve o oyuncu bir Türk''tü…

Figüran olarak oynuyordu…

Gözcülük yapıyor, yaklaşmakta olan Avustralya askerlerine dürbünle bakarak komutanına tekmil veriyordu:

“Düşman beş dakikalık mesafede” diyerek…

Sadece o kadar… Sadece bir cümle…

Bu figüran oyuncunun ismi Okan Bayülgen''di…

Ali Murat Güven bu ince figüran detayını yayınlarken “Beyefendi bazı sinema eleştirmenlerine kepazeler diyor… İşte o kepaze dedikleri bu kadar ince görüntüye bile hakim kişilerdir” diyerek Okan Bayülgen''den intikam alıyordu…

Güzel ve tatlı bir intikamdı…

Ali Murat''ın yeni başlayan programında konuğu da Cem Yılmaz''dı…

Çok ustaca program yöneten ve içi dolu dolu sorularla gecenin 02.30''una kadar tam Okan Bayülgen''in karşısında seyirciyi mıhlayan Ali Murat''ı izlerken kıskandım…

Ekranda yeni olmasına karşın, kusursuz, 40 yıllık bir yapımcı edasıyla Cem Yılmaz''ı ağırlıyordu…

“Uzun bir elbise giydiğin için seni tarikatçı ilan ettiler. Sen tarikatçı mısın?” gibi keskin soruları dahi Cem Yılmaz''a yönelterek gazetecilik yaptı…

Cem Yılmaz''ın bu soruya cevabı ise bir hayli ilginçti…

“Beni hacca bile gönderdiler. Bir hacının fotoğrafında foto-montajla kafaları değiştirmişler. Benim kafayı yerleştirmişler. Kim, neden böyle yayınlardan ne medet umuyor anlamıyorum” diyordu…

Anlayabilene de aşkolsundu…

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.