Yazarlar Fonlanan gazeteci ve siyasiler milli güvenlik sorunu, casusluk soruşturması genişletilecek

Fonlanan gazeteci ve siyasiler milli güvenlik sorunu, ‘casusluk soruşturması' genişletilecek

Bülent Orakoğlu
Bülent Orakoğlu Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın DEVA Partili Metin Gürcan’ın ‘siyasi ve askeri casusluk’ iddiası ile tutuklanmasından sonra soruşturmayı derinleştirerek yurt dışından fonlanan siyasilerle gazetecileri de inceleyeceği iddia edildi. Özellikle ‘siyasi ve askeri casusluk' iddiasıyla tutuklanan Metin Gürcan’ın verdiği ifadeler ve elde edilen deliller yeni ve önemli bir soruşturmanın önünü açtı. Gürcan, gizli bilgileri toplamak için bir de ekip kurmuş. Bu ekibin yaptığı çalışmalarla hazırlanan belgeler zarf içinde ilgililerine aktarılmış. Gürcan, söz konusu ekibiyle ilgili,“Ekibimiz iyi. Daha fazla rapor hazırlamak için onlarla iletişime geçmeyi planlıyorum” ifadesini kullanıyor.

Bilindiği gibi Gürcan yaklaşık 2 yıla yakın bir süre terör ve istihbarat birimlerince çok ciddi anlamda teknik ve fiziki takibe alınmıştı. İtalya ve İspanya Büyükelçiliklerinde görevli diplomatik misyon örtüsü içinde çeşitli tarihlerde ve farklı mekanlarda AISE (İtalya Dış İstihbarat Ajansı)ve CNI( İspanya Milli İstihbarat Merkezi) istihbarat elemanlarına bir zarf içinde Türkiye ye dair bilgileri verirken bu istihbarat elemanlarından başka bir zarf içinde döviz cinsinden para alırken görüntülenmiş ve konuşmaları ileri teknoloji ile kaydedilmişti. Metin Gürcan tutuklanmadan önce Emniyet’te verdiği ifadede İtalyan ve İspanyol yetkililere zarf içinde verdiği bilgileri kapsayan rapor ve analizleri açık kaynaktan elde ettiğini iddia etti. Ancak Metin Gürcan’nın yazdığı analiz ve raporlar açık kaynaklardan elde edilmiş suç olmayan belgeler ise bu belge ve raporları maille gönderip parasını havale yoluyla alması gerekir. AVM otoparkında zarf değişmeler mantıklı mı? Şüphesiz değil. Özellikle zarf değiştirmelerin gizlilik kuralları içinde yapılması Metin Gürcan’ın geçmişi ve Rand Corporation ilişkisi özellikle yasadışı ilişkilere büyük bir ihtimalle casusluk faaliyetlerine işaret ediyor olabilir sanırım. Şüphesiz son kararı yargı verecek.

Metin Gürcan’ı yakından tanıyan bazı güvenlik uzmanları bu kişinin sıradan biri olmadığını belirtiyorlar. TSK içinde Özel Kuvvetler Komutanlığı'nda çalıştığını, ABD’lilerin 4 Temmuz eğlencesine katıldığı için Özel Kuvvetler’den gönderildiğini, ancak enteresan bir şekilde taltif gibi bir bursla ABD’de eğitim aldığını ifade ediyorlar. Bu casusluk olayı tek kişilik bir iş değil, iyi araştırılırsa arkası çorap söküğü gibi gelecek iddiasında bulunuyorlar.

Bu açıklamalardan sonra Metin Gürcan’ın ABD derin devletinin düşünce kuruluşu Rand Corporation’a “darbe üretim merkezine” önemli katkı sağlayan elemanlarından olduğunun ortaya çıkması, bir anlamda RAND Corporation’un Türkiye raporunun onun imzasını taşıdığı iddiaları söz konusu olmuştu. Zira RAND Corporation raporunda bazı yazarlara en fazla 5 atıfta bulunurken Metin Gürcan’a 39 atıfta bulunulmuştu. RAND Corporation Türkiye raporunda ‘orta kademe askerler rahatsız’ şeklindeki görüşler ‘bir darbe olasılığını’ gündeme getirerek siyasi istikrarsızlık amacına hizmet ediyordu.

Amerika başta olmak üzere yurt dışından fonlanan özellikle gazetecilerin yabancı kurumlardan fon almasına ‘milli güvenlik sorunu’ gözüyle bakan savcılığın, önümüzdeki günlerde düğmeye basacağı dillendirilen diğer önemli bir konu sanırım. Gazeteci ve siyasilerin belli bir ücret karşılığı yabancı kuruluşlara yazdıkları “rapor-görüş-analiz” konusunda savcıların en dikkat ettikleri konunun bu yazıların herhangi bir yayın kuruluşunda yayınlanıp yayınlanmadığı olacak. Yani, yabancı diplomatlara veya yabancı sivil toplum örgütlerine Türkiye’ye dair “rapor-görüş-analiz” yazanların, yazdıkları yazıların herhangi bir yerde yayınlanmadan para aldıkları tespit edilirse “siyasi casus” soruşturması açılabilecek.

ABD’DEN FONLANAN DERNEKLER HAKKINDA YASAL İŞLEM BAŞLATILDI

İçişleri Bakanlığı'na bağlı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü yapılan denetimler ve DEBRİS üzerinden yapılan bildirimlerin incelenmesi sonucunda Amerikan Chrest Vakfı tarafından Türkiye’de 11 derneğe toplamda 2 milyon 75 bin 477 dolar destek verildiği belirlendi. Denetimler sonucunda; bazı dernekler tarafından, Dernekler Kanunu ve ilgili mevzuata aykırı hareket edildiği ve öngörülen yükümlülüklerin yerine getirilmediği, vergi kanunlarında belirtilen esas ve usullere uyulmadığı tespit edilmiş ve ilgili dernek yöneticileri hakkında ‘yerel mevzuata aykırılık olduğu’ gerekçesiyle adli ve idari merciler tarafından işlem başlatıldığı açıklanmıştı.

CHREST VAKFI MEDYASCOPE’A NEDEN PARA YARDIMI YAPAR? İŞTE CEVABI

ABD merkezli Chrest Foundation’ın Ruşen Çakır’ın Medyascope’una 2016’dan 2020 yılına kadar 476 bin 720 dolar para akıttığının ortaya çıkmasından sonra tartışmalar da beraberinde geldi. Toplum ahlak yapımızı bozmayı hedefleyen derneklere ABD ve AB fonlarından para yağarken, Ruşen Çakır’ın Medyascope’unda yayınlanan bir röportaj, fotoğrafı daha da netleştiriyor. Medyascope, 22 Haziran’da bir haber sitesinden yayınladığı röportajda, eşcinsel bireylerin de İslam’ın kurallarını yerine getirebileceği mesajını vermişti. Ahmet kod adının kullanıldığı kişi, eşcinsel olduğunu ifade ederken, aynı zamanda da ibadetlerini yerine getirdiğini ve yüce Kur’an’ı okuyarak yaşadığını söylemişti. Lut Kavmi ile kendisini aynı kefede görmediğini vurgulayan eşcinsel birey, İslam Dini’nin net bir şekilde yasakladığı sapkın yaşam tarzını meşrulaştırmaya çalışmıştı.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.