Yazarlar Nabucco projesi ve Türkiye"nin Batı ile bütünleşmesi

Nabucco projesi ve Türkiye"nin Batı ile bütünleşmesi

Davut Dursun
Davut Dursun Gazete Yazarı

Hafta başında Ankara''da imzalanan Nabucco projesi dünyanın girdiği yeni dönemin temel niteliğini ortaya koyması ve gidişe ilişkin eğilimi ortaya koyması bakımından ayrı bir öneme sahiptir. Proje kelimenin tam anlamıyla “uluslararası” nitelikte ve bağımsız devletleri birbirine bağlaması açısından başlı başına bir örnek olma özelliğine sahip.

Klasik “hakimiyet teorisi” her bir bağımsız devletin kendi kendine yeterliliği üzerinde oturuyordu ve 20.yüzyıldaki devletlerin temel refleksleri bu anlayış çerçevesinde ortaya çıkıyordu. Hatırlayacağınız gibi bir 20.yüzyıl devleti olan Türkiye Cumhuriyeti''nin kurucu kadrosu ve lideri “tam bağımsızlık” ilkesini siyasetin merkezi yerine koymuş ve bu ilke temelinde sistemini inşa etmeye çalışmıştı. Takip edilen temel politikaların “kendi kendine yeterlilik” anlayışını yansıttığı ve kalkınmadaki “ithal ikameci” politikasının bu anlayışın bir ürünü olduğu söylenebilir.

Bu anlayışın giderek terk edildiği ve bağımsız devletler arasında öne geçen her alanda işbirliği ve dayanışmanın sonucu olarak “karşılıklı bağımlılık” şeklinde kavramlaştırılabilecek bir yeni anlayışın hakim olduğu gözleniyor. Aslında İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki Soğuk Savaş döneminde blokların kendi içinde belli düzeylerde “karşılıklı bağımlılık”ın oluştuğu söylenebilir. İttifak ilişkileri temelinde işbirliği ve dayanışmaya yönelen bağımsız devletler, öncelikle güvenlik ve savunma alanında karşılıklı olarak “bağımlı” düzeyde birbirine bağlanmışlaradır. Mesela NATO ittifakı içinde yer alan Türkiye''nin “tam bağımsızlık”ı sürekli sorgulanır olmuştur. Bir savunma ittifak örgütü içinde yer alan bir devletin savunmaya yönelik kararlarını vermesi müttefiklerin bilgisi dışında ve hatta onların aleyhine olma ihtimali zorlaşmaktaydı. Bu nedenle Soğuk Savaş yıllarındaki gelişmelerin ve uluslar arası işbirliği tecrübesinin “karşılıklı bağımlılık” ilkesini geliştirdiği ve ulusal menfaatlerin “tam bağımsızlık”tan çok “bağımlılık” temelinde geliştiğini ortaya koymuştur.

Yine bu yıllarda dünyanın muhtelif bölgelerinde kıtalararası olmasa bile bölgesel nitelikli boru hatları döşenmiş ve iç bölgelerde üretilen petrolün ulaşım terminallerine taşınması söz konusu olmuştur. Kerkük-Yumurtalık boru hattı bu tür işbirliğinin en önemli örneğini oluşturmuştur. Güvenlik sorurunun bu tür boru hatlarının sürdürülebilir işletmesini nasıl zorlaştırdığı ortadadır.

Soğuk Savaş sonrasında dünyanın bloklara bölünmüşlüğü sona erince devletler arasında işbirliği imkanları daha da artmıştır. Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattının inşasının gerçekleşmesi böyle bir ortamda mümkün olmuştur. Henüz Sovyetler Birliği tarih sahnesinden çekilmemişken Rusya''dan Batı Avrupa''ya döşenen doğal gaz boru hattı hem blokları birbirine yaklaştırmış, hem de kıtalararası işbirliğinin somut bir örneğini vermiştir. Bu hatla Rusya''dan Avrupa ülkelerine ulaşan doğal gaz ülkeleri birbirine bağlamıştır. Rusya doğal gazı satmak için Avrupa ülkelerine muhtaçken Avrupa ülkeleri de doğal gaz için Rusya''ya muhtaç olmuştur.

Hafta başında imzalanan Nabucco antlaşması ile Türkiye Avrupa ülkelerine gidecek doğal gazın geçiş koridoru olacaktır. Bir bakıma Türkiye bu boru hattı ile bir yandan doğudaki komşularına, diğer yandan da Batı ülkelerine bağlanacaktır. Türkiye bu boru hattı ile Batı ile bütünleşecek ve deyim yerindeyse mukadderatları birbirine bağlanmış olacaktır.

Türkiye''nin son çeyrek asırdaki gelişmeleri değerlendirildiğinde Batı ile bütünleşme yönünde ciddi adımların atıldığı, önemli aşamaların geçildiği ve geleceğini Batı dünyasına bağladığını söyleyebiliriz. Çağdaş dünya ile bütünleşme düzeyi ile o ülkenin istikrarlı oluşu arasında doğrusal bir ilişkinin bulunduğu söylenebilir. Bir ülke ne kadar kendi dışındaki dünyaya karşı bağımsız, kopuk ve tek başına ise o kadar iç politikada güvensiz, istikrarsız ve çağdaş standartlardan uzak bir yapıdadır. Türkiye yeteri kadar Batı dünyasıyla bütünleşebilmiş, mukadderat birliği yapabilmiş, karşılıklı bağımlılık ilişkileriyle donanmış olsaydı belli periyotlarla gerçekleşen darbe ve müdahalelere maruz kalır mıydı sorusunu tartışmak anlamlı gözüküyor. Darbe ve müdahaleleri Türkiye''yi Batı dünyası içinde tutma politikasının bir sonucu olarak değerlendirmek mümkündür.

Sonuç olarak Nabucco projesi Türkiye''yi Batı ile karşılıklı bağımlılık temelinde bütünleşme, mukadderatını ortak noktada birleşme ve Türkiye''yi Batı''ya bağlama işlevi göreceği açıktır.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.