
Çok eski olmayan bir geçmişte yayınevleri Gazali Serisi veya Gazalî Külliyatı adı altında bazı diziler başlatmışlar ve böylelikle İmam Gazâlî''nin eserlerini güyâ toptan yayımlayacaklarını va''detmişlerdi. (Msl. Sinan Yayınları, Hisar Yayınları, Uyanış Yayınları, Kılıç Kitabevi)
Birkaç risale... hepsi o kadar! Hiçbirinin devamı gelmedi. Gazâlî hakkında gözdoldurucu çalışmaların sayısı da bir-ikiyi geçmedi. (Mübahat Türker-Küyel hanımefendinin o devasa tedkikini unutmak kabil midir?) Mütercimler genellikle halka hitab eden kitapları seçtiler ve umûmiyetle çalakalem çevirdiler. Derinlerden bir rüzgâr estiyse de kıymeti bilinemedi.
Evet, İmam Gazâlî''nin bazı kitapları çok satıldı, çok okundu ve fakat bu toprakların genç zekâları İmam Gazâlî''nin dehâsından yeterince yararlanamadılar. Çünkü en önemli eserleri ve susuzluklarını kandırmalarına kâfi gelecek görüşleri ya tam olarak aktarılamadı ya da çokluk yanlış aktarıldı. Fikir çilesinin tarihin tanık olduğu en büyük çilekârlarından biri, ehliyetsiz gafiller, kifayetsiz muhterisler aracılığıyla "düşünceyi boğan, felsefeyi çökerten, bilimin ışığını söndüren adam" olarak nitelendi. Descartes''a sistematik şüphe''nin ne menem bir zihnî zenginlik kaynağı olduğunu öğreten bu büyük usta, düşünce''nin değil dogma''nın; tecessüs''ün değil bağnazlığın sembolü haline getirildi.
80''li yılların başında genç bir öğrencinin şöyle dediğine bizzât tanık olmuştum: "Gazâlî de kim oluyorki? Benim bilgim bile ondan fazla! Ne İngilizce biliyor, ne Fransızca... Ne uçağa binmiş, ne otomobile... Allah bilir hayatında çatal-bıçak bile kullanmamıştır!"
Zirvelerin zırvalarla yıkılamayacağı bir hakikat olmakla birlikte, uzun süre eteklerde dolaşmanın, sâkinlerine, zirveye ulaşma yeteneklerini kaybettirdiği de ne yazık ki bir vâkıa!
Gazâlî''yi tanımıyoruz; işin kötüsü tanımak/tanıtmak için üzerimize düşen vazifeyi de bi-hakkın yapamıyoruz. Ya yapılanlar? O kadar kötümser olmayalım, irili-ufaklı birşeyler yapılıyor ama hep bardağın dolu tarafı boş tarafıyla rekabet edemeyecek durumda bulunuyor.
Bu hususta son teşebbüslerden biri de İslâmî Araştırmalar dergisinin yayımladığı Gazâlî Özel Sayısı...
Gazâlî''yi mümkün mertebe çeşitli açılardan ele alan yazılar yer alıyor bu özel sayıda... Gözdoldurucu çalışmalara hasret kaldığımız bir ortamda, bu özel sayı''ya katkı sağlayan birçok değerli ilim adamının yaptıklarını tezyif edecek, küçümsüyor görünecek cansıkıcı şeyler söylemek istemiyorum; zira bir söz vardır; "lâ yutraku kulluhu mâlâ yudraku kulluhu" diye. Gayet doğru... Tamamı idrak edilemeyen birşeyin tamamı terkedilmez; idrak edildiği kadarıyla iktifa edilir. Nitekim böyle de yapılmış ve eldeki insan malzemesinin elverdiği kadarıyla ilgililerden yazı istenmiş, gönderilenler de öylece yayımlanmış... Ne var ki araştırmacılardan bir kısmı, sanki sadece bu özel sayı''ya yazı gönderebilmek için derslerini çalışmaya başlamış öğrenciler gibi alelacele birşeyler yazmışlar; bazıları da âdeta dostlar alışverişte görsün kabilinden birşeyler karalamışlar... Olsun, bu kadarına da şükür! Herkes sepetinde ne varsa onu ortaya koymuş... Varolsunlar, sağolsunlar!
Ancak derginin sonunda Hüseyin Ünal imzasıyla yayımlanan Gazâlî Hakkında Yazılmış Eserler ve Tezler Bibliyografyası (s. 540-551) adlı çalışma hakkında bir iki şey söylemekten kendimi alamıyorum.
Bibliyografya''da künyesi verilen eserlerin 3/4''ü Gazâlî hakkında değil, bizzat Gazâlî''nin eserlerinin Türkçe tercümesi... Keza zikredilen künyelerin 3/4''ü aynı tercümenin müteaddid baskılarından ibaret... Künyeler gelişigüzel sıralanmış ve bazı künyeler birkaç kez yer almış... Kronolojik sıraya hiç riayet edilmemiş, meselâ önce bir kitabın 1980''de, daha ileride 1972''de yayımlanan çevirisine yer verilmiş... Mütercimler, sadeleştirenler, hazırlayanlar, derleyenler karıştırılmış, baskı yer ve tarihleri değişmiş... Mütercimler bazen müellif olarak zikredilmiş, bazen Arif, bazen Akif olmuş; hatta bazen aynı mütercime üç soyadı (Azak, Ozak, Özak) bulunmuş, kitap adlarında ciddi yanlışlar yapılmış, bir künyede İslâm''ın Vasıfları, diğer künyede İslâm''ın Vezirleri halini almış... Tez''lerin hiçbirinin hazırlanış tarihi zikredilmemiş ve bu nedenle bir isim yığınına dönüşen listenin hiçbir kronolojik kıymeti kalmamış.
Hepsi bir yana, bu bibliyografya''da İmam Gazâlî''nin Tehafüt, el-Mustasfa, İlcam, vb. en önemli eserlerinin çevirilerine (ya da farklı çevirilerine) yer verilmemiş ve umûmiyetle piyasa çevirilerinin zikriyle yetinilmiş. Dahası, İmam Gazâlî''yle çağdaş âlimlerden Muhammed Gazâlî''nin farklı kimseler olduğundan bile haberi bulunmayan bibliyograf, listesinde Muhammed Gazâlî''nin Fıkh''us-Sîre''sinin 1987 ve 1991 baskılarına iki kez yer vermekten de hiç utanmamış.
Hadi anlaşılan bu arkadaşımız bibliyografya hazırlamayı bilmiyor; peki bu özel sayının editörleri yayımladıkları yazıları da mı okumuyorlar?!? (Diyecek söz bulamıyorum: ört ki ölem!)
İmam''ın fikirlerinin muhtevasını ihata edemediğimiz, bu gidişle de edemeyeceğimiz muhakkak... Bari adam gibi eserlerinin bir listesini hazırlayabilsek!?
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.