YazarlarAdaletsiz düzende zengin kaynakların fakir bekçileri

Adaletsiz düzende “zengin kaynakların fakir bekçileri”

Erdal Tanas Karagöl
ErdalTanas KaragölGazete Yazarı

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın himayesinde Adalet Bakanlığı tarafından dün düzenlenen Adalet Şûrası’ndayapmış olduğu konuşmasının büyük bir bölümünü ekonomik ve küresel adaletsizliklere ayırması dikkat çekiciydi. Vurguladığı en önemli hususlardan birisi adaletin bozulduğu yerde ekonomiyi ayakta tutmanın zor olduğuydu.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Erdal Tanas Karagöl : Adaletsiz düzende “zengin kaynakların fakir bekçileri”
Haber Merkezi01 Ocak 2018, PazartesiYeni Şafak
Adaletsiz düzende “zengin kaynakların fakir bekçileri” yazısının sesli anlatımı ve tüm Erdal Tanas Karagöl yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!

Adalet,  yerel iş çevreleri için olduğu kadar doğrudan yabancı yatırımcılar için de önemli bir husustur. Çünkü yabancı yatırımcıların gittikleri ülkede ayrımcı davranışlara maruz kalmamaları ve hukuk konusunda  zihinlerinde  soru işaretleri olmaması gerekiyor.

Sermayenin güvenin, istikrarın ve adaletin olduğu yere gideceği açık. Dolayısıyla ekonomik kalkınma için adalet ne kadar önemliyse adalet için de güçlü bir ekonomik düzenin var olması o kadar önemlidir.

KALKINMA VE ADALET

Türkiye’nin yaşadığı ekonomik sıkıntıların, problemlerin ve mevcut yapısal sorunların nedeni de yaşadığımız darbeler,  askeri vesayetler, müdahaleler ve dolayısıyla çarpık ve adil olmayan düzen değil miydi?

Bu çarpık ve adil olmayan düzen, maalesef ekonomide yıllarca var olan sorunların çözümüne engel olduğu gibi ülkenin var olan potansiyelinin de kullanımını kısıtladı.

Bunu başta ekonomik büyüme olmak üzere,  kişi başı gelirde ve ülkeye giren yabancı sermaye miktarında da görebiliyoruz.  Türkiye’ye giren doğrudan yabancı sermaye miktarı 1955- 2002 yılları arasında 20 milyar doların altında iken, 2006 yılında yani tek bir yılda ülkeye giren yabancı sermaye miktarı 20 milyar doların üstünde olması bunun en açık işareti değil mi?

KREDİ DERECELENDİRME KURULUŞLARI VE ADALET

Kredi derecelendirme kuruluşları ve adalet yan yana gelmeyen iki kavram.  Bu kuruluşların yıllarca yabancı bankaların ve finans kuruluşlarının daha fazla faiz almaları için verdikleri tek taraflı, yanlış ve adil olmayan kararlar, Türkiye ekonomisine hem makro anlamda hem de ülke algısı açısından çok ağır darbeler vurdu.

Öyle ki Türkiye’nin ekonomik büyümede gösterdiği performansa rağmen,  uluslararası kuruluşların son 3 çeyrekte Türkiye ekonomisinin gösterdiği yüzde 7.4 oranındaki büyümeyi baz alarak beklentilerinde revizyona gittiler. Dünya Bankası “Küresel Ekonomik Beklentiler” raporunda, Türkiye için 2017 ekonomik büyüme beklentisi, yüzde 4’ten yüzde 6,7’ye yükseltti.

Gerçekleşen bu revizyonlar ve gösterilen hızlı toparlanmaya rağmen Türkiye’nin kredi notunun halen yatırım yapılabilir seviyenin altında olması bariz bir haksızlık değil mi?

Umarız, kredi derecelendirme kuruluşları yapacakları ilk not değerlendirmelerinde bu haksızlığı giderecekler. Türkiye’ye yatırım yapılabilir seviyede not verdiklerinde hem Türkiye’ye yaptıkları bu haksızlığı gidermiş olacaklar hem de özel sektör başta da bankaları  cezalandırmaktan vazgeçmiş olacaklardır.

Çünkü, bankaların kredi notu belirlenirken ülkenin notu baz alınıyor. Bu durum katmerli bir haksızlığa neden olmaktadır.

En kötüsü de, Türkiye’nin 2013 yılından beri içeride yaşadığı badireler, darbe girişimlerinin yanında dışarıda kredi derecelendirme kuruluşları, bankalar ve finans kuruluşları  tarafından oluşturulan şoklarla ekonominin daha da kötüleşmesi için ellerinden geleni yapmaları oldu.

KÜRESEL SİSTEM VE ADALETSİZLİKLER

Mevcut küresel ekonomik düzenin adaletsiz olduğu su götürmez bir gerçek.  Hem mevcut  küresel ekonomik kurumların yapılarında hem de bu kurumların temsiliyetinde adaletsizliğin var olduğu açık.

Zenginin daha zengin, fakirin ise daha fakir olduğu adil olmayan günümüz küresel sisteminin değişiklik ihtiyacı  olduğu aşikar.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın  Adalet Şûrası’nda Afrika ülkeleri için kullandığı “zengin kaynakların fakir bekçileri” aslında küresel ekonominin ne kadar çarpık ve gayri adil olduğunu göstermiyor mu?

Yine Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Dünya Beşten Büyüktür”  mottosu da  çarpık  küresel  ekonomik sistemin  adaletsizliğine başkaldırı değil mi?