Yazarlar Merkez Bankasının faiz kararı

Merkez Bankası’nın faiz kararı

Erdal Tanas Karagöl
Erdal Tanas Karagöl Gazete Yazarı

Merkez Bankası Eylül ayında politika faizini 200 baz puan arttırarak piyasayı nasıl şaşırttıysa, Ekim toplantısında da politika faizinde bir değişikliğe gitmeyerek piyasayı şaşırttı. Çünkü Ekim ayında PPK toplantısında, Merkez Bankası’nın politika faizini yükselteceği yönünde güçlü bir beklenti vardı.

Bu beklentiler ile birlikte özellikle kurlarda aşağı yönlü bir hareketlilik yaşandı. Ancak, politika faizi artmayınca yani faiz arttırma beklentisi gerçekleşmeyince, piyasa kurlardaki düşüşten daha fazlasını tekrar geri aldı.

MERKEZ BANKASI’NIN KARARININ ANLAMI

Merkez Bankası’nın piyasa beklentilerinin aksine politika faizini arttırmamasının temelinde, ekonomik toparlanma ve kur tercihi arasında ekonomik toparlanmaya daha çok öncelik vermesi yatıyor.

Bu kararda pandemi ile birlikte 2. Çeyrek döneminde ekonomide meydana gelen daralmayı sonlandırma ve ekonomideki toparlanma sürecine destek verme amacı var.

Geçmişte Merkez Bankası’nın aldığı yüksek faiz kararlarında ekonomik büyümeyi ihmal etmesi ağır eleştiri konusu olmuştu. Hatta yüksek faizlerde ısrar eden Merkez Bankası başkanı değişmişti.

Bu nedenle 3. Çeyrek döneminde öncü göstergelerde öngörülen toparlanmanın devamı, ihracatta artış, 4. Çeyrekte toparlamanın sürdürülmesi ve yılın tamamında pozitif ekonomik büyüme olması için faizlerin artmaması Merkez Bankası açısından kritik öneme sahip gözüküyor.

Hatta Merkez Bankası’nın faiz oranlarına ilişkin basın duyurusunda “toparlanma” kelimesi altı kere geçiyor.

Diğer taraftan her ne kadar kur, Merkez Bankası’nın temel görevi olmasa da faizin piyasa beklentilerinin altında kalması nedeniyle kurlarda meydana gelecek olası artış, kur- enflasyon geçişkenliği nedeniyle kurun dolaylı da olsa Merkez Bankası’nın sorumluluğuna geçmesine sebep oluyor.

Ayrıca, olası riskler ile kurlardaki artışa bağlı olarak girdi fiyatlarındaki yükselişin enflasyon- kur döngüsüne neden olma olasılığı da vardır.

Olası riskler nedir diye bakacak olursak; Dünyada ABD seçimlerini kimin kazanacağı sorusu, Doğu Akdeniz dolayısıyla AB ile yaşanılan gerginlikler, S-400 dolayısıyla ABD ile ilişkiler ve dünyada artan Covid-19 vaka sayıları nedeniyle başlayan yeni dalga ve dolayısıyla ekonomilerde devam eden belirsizlikler önemli risk unsurları olarak öne çıkıyor.

Bu risklere karşın da Merkez Bankası aslında politika faizinde bir değişikliğe gitmemiş olsa da karar metninde ifade ettiği gibi “likidite yönetimindeki esnekliğin arttırılmasına ve enflasyon görünümünde belirgin bir iyileşme sağlanana kadar likidite tedbirlerinin sürdürülmesine karar vermiştir” denilerek enflasyon için adım attığını ve atacağını ifade ediyor.

MERKEZ BANKASI VE SADELEŞTİRME

Merkez Bankası geçmişte de politika faizinin dışında çok farklı araçlar kullanıyordu. Ekim toplantısında politika faizini 10,25 düzeyinde sabit tutarak enflasyon görünümünde belirgin bir iyileşme sağlanana kadar likidite tedbirlerinin sürdürülmesi kapsamında, Geç Likidite Penceresini kullandı.

Geç Likidite Penceresi işlemlerinde uygulanacak Merkez Bankası borç verme faiz oranı ile gecelik borç verme faiz oranı arasındaki farkın 300 baz puan olarak belirlenmesine karar verdi.

Yani Geç Likidite Penceresinde artışa gitti.

Bu artışa rağmen piyasalar, genelde politika faizini dikkate aldıkları için faizin artmadığı mesajını alır. Yani örtük bir mesaj bu. Bu nedenle politika faizi hedefe ulaşmada daha etkin, sade, ülke karşılaştırmalarında daha kolay ve en önemlisi de örtük olmayan şeffaf bir gösterge.

twitter.com/erdalkaragol

Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.