Yazarlar 28 Şubat darbecileri ve Jean Valjeanlar

28 Şubat darbecileri ve Jean Valjean’lar

Ergün Yıldırım
Ergün Yıldırım Gazete Yazarı

28 Şubat darbecilerinin yargılanması sonuçlandı. Darbeciler, “Türkiye Cumhuriyeti İcra Vekilleri Heyetini Cebren Iskat veya Vazife Görmekten Cebren Men Etme” suçuyla cezalandırıldılar. 21 isim ağırlaştırılmış müebbet hapse çarptırıldı. Bu isimler arasında dönemin Genel Kurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı, Çevik Bir, Erol Özkasnak, Fevzi Türkeri gibi isimler yanında yine dönemin YÖK başkanlığını yapan ve başörtü yasaklarını en şiddetli biçimde uygulayan Kemal Gürüz yer aldı.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Ergün Yıldırım : 28 Şubat darbecileri ve Jean Valjean’lar
Haber Merkezi 08 Nisan 2018, Pazar Yeni Şafak
28 Şubat darbecileri ve Jean Valjean’lar yazısının sesli anlatımı ve tüm Ergün Yıldırım yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!


Ancak bu isimler yaşları nedeniyle tutuklanmıyor. Bunun yerine yurtdışına çıkamayacaklar, güvenlik birimine gidip yerlerinde olduklarına dair bilgi verecekler ve asker olanların rütbeleri sökülecek. Rütbelerinin sökülmesi de askerler için en ağır cezaların başında yer alır zaten.

Ak Parti hükümet sözcüsü Mahir Ünal, bu gelişmeleri darbelerle mücadele eden bir siyasal geleneğin iradesini ortaya koydu: “2010 referandumunun bir sonucu olarak Türkiye, 12 Eylül ile hesaplaştı. Şimdi dünkü kararlarla birlikte Türkiye, 28 Şubat ile hesaplaştı. Türkiye aynı zamanda bir taraftan da 15 Temmuz işgal girişimiyle şu anda hesaplaşıyor.”

Hakikaten Türkiye siyasetinin en temel meselelerinden biri darbeler. 1960’lı yıllardan beri devam ederek bir geleneğe dönüşmüş durumda. Derin siyasal çatışmalara son vermek, yeniden merkezileşmek ve toplumsal bütünleşmeyi sağlamak için 10 yılda bir darbelere başvuruluyor. Bu iyimser okumayla beraber, toplumdan yükselen ve merkeziyetçi yapıyı ıslahata/yeniliğe çağıran talepler de darbe ile karşılık buluyor. Nitekim Ak Parti hükümeti, 2008 yılında 29 Nisan bildirisi pratiğiyle “elektronik darbe” ile karşılaştı. Oysa toplumsal pratikte ne çatışma, ne savaş, ne parçalanma, ne de başka derin sorunlar vardı. Ancak kendi varlıklarını devletle özdeşleştiren gruplar ve kesimler muhafazakar siyasal yükselişi kendilerine tehdit olarak gördükleri için onu darbe ile püskürtmek istediler. Bu nedenle Ak Parti iktidarı hem doğrudan kendisine yönelen hem de Türk siyasetine ikide bir müdahale eden bu darbeci gelenekle hesaplaşmaya girdi. 2010 yılında attığı adımlarla ilk büyük hesaplaşmayı yaptı. Darbecileri mahkeme karşısına çıkardı ve yargılattı.

Ak Parti’nin dayandığı siyasal gelenek 28 Şubat, 27 Nisan bildirisi ve 15 Temmuz olmak üzere 3 darbe ile karşılaştı. 1960’ı sol ulusalcı darbe, 12 Eylül’ü sağ darbe olarak yorumlarsak diğer üç darbe girişimine ise muhafazakârlara karşı yapılan “ulusalcı sol darbe” teşebbüsü demek mümkün. Son darbe 15 Temmuz’da ise şiddetin çıplak ve acımasız biçimiyle karşılaştı muhafazakâr iktidar. Lideri Erdoğan katledilmeye çalışıldı. Hükümetin toplandığı meclis bombalandı, Cumhurbaşkanı külliyesine saldırılar yapıldı. Hükümeti de devleti de yerle bir etmek için en şeytani taarruzlarda bulundu. Sonuçta Türkiye’de darbelerle en fazla muhafazakâr taban karşılaştı. Bundan dolayı darbe geleneğini tasfiye etmek onun için artık kaçınılmaz bir realite.

28 Şubat darbesi çıplak bir fiziksel müdahale değil. Bir toplumsal kesimi, bir inancı ve bir sosyolojiyi dağıtmaya matuf bir hareket. Nitekim İmam Hatiplerden Milli Görüşçülere, İslamcılardan Nakşibendlilere, başörtülülerden Nurculara kadar bir çok kesimi kapsadı. Bu kesimlerden insanlar gözaltına alındı, işten atıldı, fişlendi, işkenceye maruz kaldı. Yakup Köse, 15 yaşında tutuklanmış ve 10 yıl hapis yatmıştı. Gençliğinin büyük kısmını hapiste geçirmişti. Somut hiçbir suçu yoktu. Onunla bir televizyon programında tanıştığımda büyük bir acı duydum. Yaşadıklarımı söylemekten utandım. On binlerce başörtülü okulundan ve işinden olmuştu. İşsiz bırakılanlar, damgalananlar, dışlananlar, ötekileştirilenler…Bu satırların yazarı 4 yıl işsiz kaldı, damgalar yedi, dışlamalar yaşadı. Bir üniversite başvurusunda rektörlerden birisiyle konuşurken imam hatipli olduğunu farkına varmadan Osmanlıca bildiğimi göstererek “ele vermiştim”. Ortamı toparlamak için “İmam Hatipliliği bir Jean Valjean gibi sırtımda taşıdım yeterince hocam” demiştim acı ve kederle.

Temelde darbelerle hesaplaşmak ve onlar olmadan sorunlarımıza sivil siyasetle çözümler bulmak sadece ak Parti iktidarının görevi değil. Ak Parti iktidarının 28 Şubat ile yüzleşmesi sadece muhafazakarları kurtarmaya da matuf değil. Kurtarılan milletin sivil iradesidir, sivil siyasettir, gelecekte göz altına atılacak olanlardır, fişlenecek olanlardır, işsiz kalacak olanlardır, damgalanacak olanlardır. Kurtarılanlar, dini kimlikleri nedeniyle Jean Valjean’laşacak olanlardır.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.