Yazarlar Bu çocuklar Z kuşağı değil mi?

Bu çocuklar Z kuşağı değil mi?

Ersin Çelik
Ersin Çelik Gazete Yazarı

Google’de ‘Z kuşağı’ araması yapınca 11 milyon 600 bin sonuç sayfası çıkıyor. İlk sırada Wikipedia’nin maddesi var. Sonrasında ise arama yapılan başlıklar sıralanıyor. Bu aramayı yaparsanız siz de aşağıdaki soruları göreceksiniz: 1- Y ve Z kuşağı nedir? 2- 2021’de doğanlar hangi kuşak? 3- 2000 sonrası doğanlar ne kuşağı? 4- XYZ kuşağı kimler? 5- XYZ kuşağı nedir, özellikleri?

Peki, bu başlıklar neden aratılıyor? İnsanlar neyin yanıtını arıyorlar. Yine Google verileri üzerinden gidersek, Türkiye’de ayda ortalama 40 bin ‘Z kuşağı’ sorgulaması yapılıyor. “Z kuşağı ne demek” sorusunun yanıtını yine Google’ın önümüze ilk çıkardığı başlık olan Wikipedia maddesi versin: “1997–2012 yılları arasında doğan kişilerden oluşmaktadır. Kişilik özellikleri; bireysel, sorgulayıcı, internet üzerinden sosyalleşen, bilgiye çabuk ulaşması nedeniyle kolay sıkılgan, anti otoriter tiptedir.”

İnternet ekosisteminin amiral gemisi Google’nin arama verileri, toplumun yanıt aradığı sorular, çözmek istediği sorunları da ortaya koyuyor. Gençler kendilerini, ebeveynler ise çocuklarını Google’de arıyor ve çıkan sonuçlara göre yorumluyorlar. Wikipedia maddesindeki tanıma dikkat kesilelim yeniden. Z kuşağı için ‘anti otoriter tiptedir’ diyor. Bu nereden varıldığı belli olmayan kesin tanım bir meşruiyet ilanı aynı zamanda. Verilmiş hak gibi. Kim bu otorite? Akla hemen devlet, sistem, yasalar geliyor ama öncesi var. Gençlerin aklına, 'otorite koyan varlık olarak' devlet değil baba geliyor.

Kendisini Z kuşağı olarak gören bir genç, “ben kimim, insanlar benim hakkımda neler yazıyorlar, ne düşünüyorlar” diye arama yapınca otorite karşıtı olmanın kodlarında olduğunu ve toplumun kendilerini böyle kabul etmeye razı olduğunu görüyor. Twitter’da adlarına etiket açılarak “z kuşağı unutmaz, z kuşağı affetmez, oy sırası z kuşağında” gibi ‘gaza getirmelerle’ üzerlerinde bir siyasi algı oluşturulmak istendiğini de görüyor.

Psikologlar ‘ergen’ seanslarından başını kaldıramıyor. Klinik psikolog olan bir dostumuz şöyle yorumda bulunmuştu. “Seans yaptığımız ergenlerin çoğu genelde aynı cümleleri kullanıyor, “sadece yaşı benden büyük olduğu, benden birkaç sene önce doğmuş olduğu için mi onlara boyun eğmem gerekiyor?” ‘Onlar’dan kasıt ilk etapta aile, çevre. Daha sonra halka genişliyor. Aileler beklemedikleri, sindiremedikleri bu tavır karşısında birilerine danışma, bilgi alma, çare bulma yoluna gidiyor. Dert yandıkları birçok kişiden benzer şikayetleri işitiyorlar. “Bu zamanın çocukları böyle…” sonucuna varmak hiç de zor olmuyor.

Bu zamanın çocukları için tasarlanan kıyafetler, onlar için üretilen tüketim araçları, onlara hitap eden şarkılar, reklamlar, en çok da sosyal medya içerikleri; benzer tasarımlar, logolar, manşetler yönlendirmelerle dolu. Önlerine ‘ünlü’ diye konulan popüler kültür ikonlarının hiçbir mesleği yok. Hayatta başardıkları hiçbir şey yok. Birçoğunun cinsiyeti bile yok! Gençlerin sahip oldukları her değer ağır bir saldırı altında. Buradan bakınca gerçekten ürkütücü bir tablo çıkıyor ortaya. Çocuklarımızdan, gençlerimizden başlayarak önce ailede sonra toplumda bir çürüme, çökme, değerlerden arınma hedeflendiği açık.

Bu amaç başarıya ulaşacak mı? Cevap vermeden önce baktığınız yeri değiştirmenizi öneriyorum. Çünkü geçtiğimiz günlerde takip ettiğim Ayasofya Camii içindeki hafızlık icazet merasimi sırasında içimde sürekli başlıktaki soru dönüyordu. Normal müfredatın üzerinde ders programına sahip olan imam hatip okullarını seçmiş ve dizlerinin üzerinde saatlerce ezber yaparak Kur'an-ı Kerim'i ezberlemişlerdi. Çevremizdeki gençlerin neler yaptıklarını ve neleri başardıkları diye liste yapsak onlarca başlık çıkacaktır. Kendi gözlemlerimden yola çıkarak aklıma gelenlerden bir kaçını yazayım. TEKNOFEST’e katılmak için harıl harıl proje üreten, ata sporlarına merak duyup kendini bu alanda geliştiren, katıldığı programlarda sorduğu sorular, yaptığı yorumlar ile kendine hayran bırakan, millet kıraathanelerinden çıkmayıp sular seller gibi kitap okuyan, Filistin, Arakan ve Suriye'deki insanlık dramlarına karşı susmayan, araştırıp bilgi sahibi olan, mazlumlara sahip çıkan, kendi imkanları ile ürettikleri sosyal medya içerikleri ile algıları bozan, 15 Temmuz’da sokağa çıkıp şehit olan gençler…

Neden z kuşağı dendiğinde içinize “bunlardan hiçbir şey olmaz” duygusunun çöktüğünü düşündünüz mü? Bu duygu, bu düşünce kimin işine gelir, bu kabulleniş kimlerin hedefiydi? Peşin peşin gelecek nesilden ümidimizi kesmemiz, mücadeleyi bırakmamız, umutsuzluk içinde neslimizin dönüştürülmesini kabullenip kenara çekilmemiz isteniyor olamaz mı? Daha umutlu olmamız, daha gayretle sarılmamız, bu algılara yenilmeden önümüze bakmamız gerekiyor. Çünkü gençler bunu hak ediyor.

Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.