Yazarlar Sizi kim ikna eder; PKK mı İngiliz dergisi mi?

Sizi kim ikna eder; PKK mı İngiliz dergisi mi?

Ersin Çelik
Ersin Çelik Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Madrid’deki NATO Zirvesi’ni “Türkiye’nin diplomatik zaferi” olarak adlandırmak, kamuoyunu ve özellikle de muhalefeti ikna etmek için The Economist’in “Erdoğan eve zaferle dönüyor” manşetine ihtiyaç var mıydı?
Türkiye ve Erdoğan düşmanlığıyla nam salmış bir yayın organından bahsediyoruz. Bu dergi her seçim sürecinde Türkiye’nin iç politikasına yönelik analizler yayınlar ve birilerine Erdoğan’ın nasıl iktidardan düşürülmesi gerektiğinin yol haritasını çizer. Her seferinde de yanılır. Geçtiğimiz hafta yayınladığı NATO analizi ve beraberindeki karikatürde ise tereddüdünü yansıttı İngiliz dergisi. Erdoğan’ın İsveç ve Finlandiya'nın NATO üyeliğinin önündeki tek engel olduğuna işaret eden Economist, yayınladığı karikatürde ise NATO bayraklı tekerlekleriyle yokuş aşağı giden Türk topunun üzerine Erdoğan’ı oturtmuştu. Yani Erdoğan NATO’yu uçuruma yuvarlıyordu. The Economist’e göre Türkiye ve Erdoğan, NATO’yu yeni bir yola sokmak, peşinden sürüklemek istiyordu. Öyle olduğunu da yine kendileri ilan ettiler. Finlandiya ve İsveç’in 28 Haziran akşamı Türkiye’ye taahhütleri ilan edildikten hemen sonra “Erdoğan’ın zaferi” demek zorunda kaldılar. Bu bir övgü cümlesi değil. Aksine serzeniş. NATO’ya “Gördünüz mü? Erdoğan size diz çökertti” tepkisini farklı şekilde ifade etme kıvraklığı da diyebiliriz.

Erdoğan, Madrid’den zaferle dönerken, Türkiye’deki muhalefet ise makas değişikliğine gitti. Örneğin İYİ Parti, PKK ve PYD’li teröristleri bağrına basan Finlandiya ile İsveç’in NATO üyeliği gündeme gelince, Erdoğan’ın tutumunu eleştirerek “Finlandiya ve İsveç ile ilişkilerimizin, yürütülecek müzakereler yoluyla süratle sorunlarından arındırılması en samimi temennimizdir” şeklinde açıklama yapmıştı. İYİ Parti her iki ülkeye “kaygılarımızın kaynağı olan terörizme karşı müştereken mücadele anlayışının gereğini yerine getirmelerini beklemektedir” çağrısında da bulunmuştu. Aynı İYİ Parti’nin Genel Başkanı Meral Akşener üçlü mutabakattan sonra ise “İktidarın attığı imza maalesef ülkemizin çıkarıyla bağdaşmayan bir tavizdir” dedi.

CHP ve diğer muhalefet partileri de NATO zirvesi sonrasında benzer tutumla Türkiye’nin yeni pozisyonunu görmezden geldiler. Muhalefetin içine düştüğü bu büyük çelişkiyi teyit eden bir kaynak daha var; terör örgütü PKK. İspanya’da olduğumuz ve haliyle bir yasaklama olmadığı için PKK bağlantılı internet sitelerini ve sosyal medya hesaplarını tarama imkanım oldu. NATO nezdinde imzalanan mutabakat metninin ana aktörü olan terör örgütü PKK, NATO başta olmak üzere İsveç ve Finlandiya’yı hedef alan, tehditler savuran bildiriler yayınladı. PKK sitelerinde yer alan haberlerde; İsveç ve Finlandiya’nın iç politik dengelerine göndermeler, sokakları harekete geçirme gözdağlarının yanı sıra “Bizi sattınız. Parti kongrelerinde verdiğiniz sözleri tutmadınız” minvalinde isyanlar da yer alıyordu.

İsveç ve Finlandiya’yı iç politikalarında zor günler bekliyor. Bir takım yasal düzenlemeler gitmek zorundalar. Meclislerinde oylamalar yapacaklar. Türkiye’nin isim isim istediği terör örgütü mensupları var. Ya teslim edecekler ya da bir şekilde ülkelerini terk etmelerini sağlayacaklar. Her iki ülke de tarihlerinin belki de en yoğun politik süreçlerini yaşayacaklar. Çünkü seçimler, parlamentodaki oylamalar ilk defa böylesine önem arz ediyor. Karşılarında da kararlı bir Türkiye var.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Madrid'de yaptığımız röportajda da üstüne basa basa söyledi: “Şayet bu konuda bir oyalama bir riyakarlık emaresi görürsek en baştaki tavrımıza geri döneceğimizden kimse şüphe etmesin.” Erdoğan’ın vurgu yaptığı ‘en baştaki tavır’, NATO zirvesinde imzalanan üçlü mutabakat metninden geri adım atmak anlamına geliyor. İsveç ile Finlandiya ve bu iki ülkenin bir an önce NATO üyesi olması için çabalayan Amerika için zor bir süreç söz konusu.

Tam üyelik için ise bir takvimlendirme yok. Tüm üye ülkeler kendi kararlarını verecek. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde de oylama yapılacak. Yani zirvede Türkiye’yi taviz vermekle suçlayan muhalefet partilerinin milletvekilleri isterse İsveç ve Finlandiya NATO üyesi olabilecekler. Sanırım muhalefet konumunun farkında değil. Ya da kendilerini dahi ciddiye almıyorlar. Cumhurbaşkanı Erdoğan da basın toplantısında muhalefetin içine düştüğü tezatlığa da vurgu yaparak, “İsveç’teki teröristler ve yanlıları çılgına döndüler. Ama maalesef bizdeki muhalefet bunun farkında değil. Onlara da dönünce anlatırız” dedi.

İsveç ve Finlandiya üyelik sürecinde Türkiye’ye verdiği sözleri yerine getirirse, mevcut muhalefet nasıl bir pozisyon alır acaba? İyi Parti’nin zirve öncesi ve Meral Akşener’in zirve sonrası açıklamalarına bakılırsa, ya “Erdoğan’ın zaferine” direnecekler ya da PKK’yı Avrupa’nın ortasında korkuya boğacaklar. Ama görünün o ki ‘iç siyasetin içeride kalması’ Türkiye’de artık sadece bir temenni.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.