Yazarlar Yangın bölgesinden notlar Yaralar böyle sarılıyor

Yangın bölgesinden notlar... Yaralar böyle sarılıyor

Ersin Çelik
Ersin Çelik Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Önceki gün yangının en fazla zarar verdiği Antalya’nın Manavgat ve Gündoğmuş ilçelerindeydim. Yangınlara yapılan müdahaleleri gördüm. Hatta Kızıldağ mevkiinde, KKTC’den gelen Orman Dairesi ve Sivil Savunma Teşkilatı’nın bir yangına müdahalesine de katıldım. Onların gösterdiği olağanüstü çalışmayı görüntüledim. Çektiğim video siz bu yazıyı okurken Yeni Şafak’ın YouTube kanalında yayınlanacak.

"Çadırda yatarız köyümüzden ayrılmayız"

Gündoğmuş'ta alevlerin evleri yuttuğu köylerdeki hasar tespit çalışmalarını da takip ettim. Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum ile yangından en fazla etkilenen yerleşim yerlerinden Senir Köyü’ne gittik. Kısa süre sonra Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da geldi. Çavuşoğlu Antalyalı. Tüm köyleri iyi biliyor. Hemşehrilerini yakından tanıyor. İki bakan, köy muhtarı Durmuş Ali Yıldız’ı da yanlarına alıp vatandaşlar ile uzun uzun konuştu. Tepkileri, şikâyetleri tek tek dinlediler. Notlar aldırdılar. Muhtar Durmuş Ali Yıldız, yangının nasıl geldiğini, neler yaşadıklarını anlattı. Köyü en son o terk etmiş. Yangına geç müdahale edildiğini söyledi. Şikâyetlerini dile getirdi. Gözlemlerini aktardı. Muhtar, gerçekten kendisini gerçekten de köyüne adamış. Evsiz kalan köylü sayısını verdi. Mevlüt Çavuşoğlu evleri yanan Senirlileri hemen otele yerleştirmeyi teklif etti. Muhtar Yıldız, köylünün çadırda kalmaya razı olduğunu ve toprağından ayrılmak istemediğini söyledi. Yörüklüklerine atıf yaptı. Bunun üzerine Murat Kurum kaç aile olduğunun kesin rakamlarını aldı kendisinden ve telefon açarak köye acil konteyner gönderilmesi talimatını verdi. Muhtar Yıldız büyüklüklerini sordu. Bakan Kurum anlattı: “Bir salonu, yatak odası, mutfak, tuvalet, banyosu olan konteyner evler bugün yarın köyde olacak. Alt yapıları yapılacak. Elektriğini de TOKİ’nin yapacağı evlere geçilene kadar devlet ödeyecek.”
Senir Muhtarı Durmuş Ali Yıldız (soldaki) alevlerin sardığı köyü tahliye edilirken son ana kadar söndürmek için çaba göstermiş.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Ersin Çelik : Bakanlar Çavuşoğlu ve Kurum'dan samimi ziyaret: Antalya'da incelemelerde bulunup afetzedelerle sohbet ettiler
Haber Merkezi 06 Ağustos 2021, Cuma Yeni Şafak
Bakanlar Çavuşoğlu ve Kurum'dan samimi ziyaret: Antalya'da incelemelerde bulunup afetzedelerle sohbet ettiler yazısının sesli anlatımı ve tüm Ersin Çelik yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!

Muhtar önde biz arkada tüm köyü dolaştık

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu yangından zarar gören başka bir köye gitmek için ayrıldı. Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum ise bir kaç saat daha Senir'de kaldı ve Muhtar'ın öncülüğünde ağır hasarlı evlerin neredeyse tamamını tek tek dolaştı. Gündoğmuş Kaymakamı Hamza Özbilgi ile enkazların içine girdi. Muhtar Yıldız’ın ‘Şuraya da gidelim’ dediği her noktaya gittik. Bakan Kurum yapılacak köy evlerin nasıl olacağını bizzat kendisini anlattı. Ekibindeki yetkililere notlar aldırdı. Bu yazıyı yazarken telefonumdan zaman dilimindeki adım sayıma baktım. Bakan ile birlikte Senir Köyü’nde 3 kilometreden fazla yürümüşüz. Bu notu bilerek veriyorum. Bakan Bey, yanan köylerin yeniden imar edilmesi konusundan çok hassas ve aceleci. Gittiği her köyde saatlerce kalıyormuş. Yangının izlerini bir an önce silme telaşında.

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Senir Köyünde yanan evlerin enkazını dolaşırken sorularımı yanıtladı.

“Enkaz altında kalan bir Türkiye istiyorlar”

Yanan evlerden birinin başındayken kendisine Sözcü gazetesinin TOKİ’nin yapacağı köy evleri üzerinden attığı ‘rant’ manşeti bir hayli konuşuldu ve tepki de gördü. Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum o haber için şunları söyledi: "Ankara’da masa başında konuşmakla olmuyor bu işler. Sahaya ineceksiniz. Biz 40 tane mahallede bizzat, bilfiil tüm kaymakamlarımızla, muhtarlarımızla, vatandaşlarımızla birebir görüşerek ihtiyaçları neyse yerinde tespitini yapıyoruz. Ne istiyorlarsa en hızlı şekilde yapmanın gayreti içine giriyoruz. Tabii onlar eski Türkiye’yi biliyorlar. Eski Türkiye’de kodlanmışlar. O enkazların, depremlerin, sellerin, heyelanların altında kalan bir Türkiye bekliyorlar ama o Türkiye yok. Şimdiki Türkiye, hızlı şekilde aksiyon alan vatandaşın hızlı şekilde enkazını kaldıran, hasar tespitini yapan, yangın söndürme sürecinde bilfiil bütün illeriyle 81 ilinde 84 milyon vatandaşıyla tek yürek olup sahada çalışan, en hızlı şekilde yapabileceğimiz en kısa sürede de vatandaşımızın ihtiyacını gideren bir Türkiye var. Biz bu anlayışla çalışmaya devam edeceğiz."

“Burada rant yok, onlar rahatsız olmaya devam etsinler”

Bakan Kurum'a TOKİ'nin yanan köy evlerinin yerine yenilerini yaparken bir gelir elde edip etmeyeceğini de sordum. Şu yanıtı verdi: "Okuluyla, camisiyle, altyapısıyla yeni köylerimizin inşası için uğraşıyoruz. Ne ihtiyaç varsa, bu bölge için yapılması gereken ne varsa yapılması gereken adımlarımızı atmaya çalışıyoruz. Dolayısıyla devletimiz atılması gereken tüm adımları atmaktadır. Bu işin kenarında köşesinde ranta ilişkin hiçbir şey yoktur. Dolayısıyla onlar buradaki bu kaynaşmadan rahatsızlar. Devletimizin bu hızlı aksiyonundan rahatsızlar. Onlar rahatsız olmaya devam etsinler. Biz işimizi yapacağız. Milletimizle bir olacağız. Onların acil olan ihtiyaçları, bizden beklentileri ne ise o beklentileri karşılayacak adımlar atacağız."

Yayladan inecek hayvanları hesaba katan devlet

Murat Kurum, Senir'de köylüler ile konuşurken yayladaki hayvanların ne zaman döneceğini sordu. Ekim'in ortası yanıtını alınca kafasından hesap yaptı ve "Yangından zarar gören ahırları o zamana yetiştiririz" dedi. Yangından etkilenen köylerde evlerle birlikte 344 de ahır hasar görmüş. Büyük bir bölümü boş. Çünkü hayvanlar yaz başından beri yaylada. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı hasarlı evlerin yerine 3 artı 1 ve 2 artı 1 köy tipi düğmeli konutlar yapacak. Altında deposu ve müştemilatı ve varsa ahırıyla birlikte projelendirilecek. İnşaatlar bir ay içinde başlayacak ve ahırıyla birlikte yapılacak evlerde öncelik ahırlara verilmiş. Hayvancılık yapan köylünün ana geçim kaynağı olan hayvanlar ekim ayında yayladan inince yenilenmiş ahırlara yerleştirilecek. Çok sayıda evin yanarak hasar gördüğü Senir'de köylünün yayladan inecek hayvanlarını hesaba katarak projelendirme yapan devlet yeni yapılacak evleri de bir yıldan önce teslim edecektir.

AFAD'a ait Afet Koordinasyon Merkezi ve Manavgat Belediyesi Kültür Merkezi'nde oluşturulan yardım toplama merkezlerine Anadolu'nun dört bir yanından yardım yağıyor.

Vatandaşı kullanılmış eşya verilmeyecek

  • Türkiye, doğal afetlerde müthiş bir dayanışma içine giriyor. Manavgat Afet Koordinasyon Merkezi’ne çevrilen Mehmet Akif Ersoy Kapalı Spor Salonu ağzına kadar dolmuş, taşmıştı. Türkiye’nin dört bir yanından gelen yardım malzemeleri burada ayıklanıyor. Konya’dan gelen izci grubu arı gibi çalışıyordu. İkinci el ev eşyaları ve giyilmiş kıyafetler binanın dışına taşınıyor. Bu eşyalardan kullanılır ve giyilebilir olanlar yine de ayıklanıyor ve bunları belediyeler dağıtıyor. Burada bir detay var. Devlet vatandaşına ikinci el eşya göndermeyecek. Türkiye’nin dört bir tarafından gönderilen yardım malzemeleri bu anlayışla ayıklanıyor. İkinci el eşyaların bir kısmını inceledim. Milletimizin gönlü çok geniş ama gerçekten de artık giyilemez olan kıyafetler var. Bu kıyafetleri ayıklamadan bir ihtiyaç sahibine versen incitici olur. Spor salonunun içi ise adeta mağaza gibi. Tüm eşyalar yeni ve ambalajında. Kapalı spor salonu çok büyük bir marketin deposundan farksızdı. Koliler elden ele istifleniyor. Raflara konuyor. Hem gelen yardımları hem bunların ayıklanma sürecini bir süre izledim. Türkiye’nin birlik ve beraberliğinin canlı tablosu gibiydi.

Kahraman itfaiyeciler etkileşim hastalarından kurtuldu

  • Yangınlarla birlikte sosyal medyanın etkileşim hastası tipleri bölgeye giderek yayınlar yapmaya başladılar. Ömründe tüp dahi yakıp söndürmemiş ergenlerin buralardan yaptıkları bilinçsiz yayınların yanına bir de orman işçileri ve itfaiyecilere müdahale etmeleri eklendi. Yangının devam ettiği Kızıldağ mevkiinde elimde tripot ile çekim yaptığımı gören bir itfaiyeci yanıma gelip ne iş yaptığımı sordu. Gazeteci olduğumu söyledim. Kurumuma kadar didikledi. Twitter hesabımı gösterince rahatladı içini döktü. Aynen aktarıyorum: “Abi bıktık bu Instagram’a video koyanlardan. Ayağında spor ayakkabısı, şortu, güneş gözlüğü ile buraya çıkıyorlar. Klimalı araçtan inip arkalarına alevleri alıp çekim yapıyorlar. Önceki gün bir noktadaki yangına müdahale ederken, takviye su bekliyorduk. Bir tanesi bana ‘Burası yanıyor ve siz oturuyoruz. Neden ormanlarımızın yanmasına göz yumuyorsunuz’ diyerek kayıt almak istedi. Müsaade etmedik. İkaz ettik. Durumu da izah ettik. Fakat bir orman işçisi öfkesine hâkim olamayacak bu gidişle. Bir önlem alınsın artık.” Güneşin alnında, böyle bir atmosferde sinirlenmemek elde değil. Neyse ki önlem alındı. Cumhurbaşkanı Erdoğan dün yangın alanlarına görevliler dışında girmenin yasaklandığını söyledi. Etkileşim bağımlısı, felaket sömürücüler de bu öfkeden kurtulmuş oldu.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.