Ramazan özel sayfa
  • İFTARA KALAN SÜRE 00:00:00
Yazarlar Beyazlar içinde toprağa karışacağız
Ramazan özel sayfa
  • İFTARA KALAN SÜRE 00:00:00

Beyazlar içinde toprağa karışacağız…

Faruk Aksoy
Faruk Aksoy Gazete Yazarı

Anadolu’da gidecek bir evinin olması nasıl bir huzur verir insana...

Yaşamayan bilemez elbet...

Şehirden, şehrin gri kasvetli beton kokan, asfalt kokan, mazot kokan caddelerinden, sokaklarından sapıp da ilçene, köyüne evine, ocağına gidebilme fikri bir yarım çember renk cümbüşü olur, kaplar göğsünü.

Oradadır işte…

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Faruk Aksoy : Beyazlar içinde toprağa karışacağız…
Haber Merkezi 04 Nisan 2019, Perşembe Yeni Şafak
Beyazlar içinde toprağa karışacağız… yazısının sesli anlatımı ve tüm Faruk Aksoy yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!


Hemen başınızın üzerinde ebem kuşağı gibi durur sıla hayali...

Anadolu ilçelerinin tanıdık bildik o resminin içine girmek size de tuhaf bir aidiyet huzuru vermez mi?

Yola çıkarsın, yol bir sapağa sapar, hızını keser yavaşlarsın, o mavi tabelayı görünce selam verirsin.

Birazdan ufalıp küçülecek olan yol seni dilediğin gibi genişleyebileceğin, enginleşebileceğin ilçeye, köye, kasabaya getirecektir.

Orada herkes ve her şey tanıdıktır…

Eminsindir yani, bilirsin herkesi, köyün velisi de delisi de bellidir; Şevki emmiyi, Hatçe teyzeyi, Sepetçi Süleyman’ı, Kahveci Mahmut’u bilirsin.

Onlar da seni bilir, neye sevinirsin neye kızarsın ne gelir elinden ne gelmez bilirler. Özgürsün orada... Yük yok…Taşırsan sırtında dünyayı taşırsın…İçin rahat…

Anadolu ilçeleri neredeyse aynı nakışla aynı bakışla işli gibidir.

Yol ilçeye iyice sokulunca meydanı görürsün, ilçe meydanını...

Adı ihtimaldir ki Cumhuriyettir...

Meydanın tam ortasında taştan bir kule, kulede bir saat… Her ilçenin bir saat kulesi vardır.

Kuleye sırtını ver, bak oradaki yollardan biri bir hanın önünden geçecek, Osmanlıdan, Selçuklulardan belki de Bizans’tan kalma bir hanın...

Handaki dükkânların yarısı kapalı olacak...

Şimdi yukarıya doğru bak, şu ahşap evlerin sırtını yasladığı bir dağ var, oraya doğru bir yol çıkıyor ve oralarda şehre hâkim bir yerde belediye binası ya da kaymakamlık olmalı.

Yukarıya çıkıp bakarsan ilçedeki irili ufaklı ama ille de ufak minareli camileri, mescitleri görebilirsin.

Öyle mütevazıdır ki bu camiler, evlerin kırmızı turuncu kiremitleri arasından minarelerini, âdeta öğretmenin sorduğu sorunun cevabını bildiği halde arkadaşlarına ayıp olmasın diye parmağını usulca kaldıran bir talebe gibi göğe kaldırırlar.

Çok şükür... Eminsin, emin ellerdesin, kendinden, kendi kendinden kadife kumaşlar kesebilirsin.

Annen yaşıyor mu dostum, annene sarılabiliyor musun, kuzinede pişirdiği o mübarek ekmeği…

Baban yaşıyor mu dostum, babana sarılabiliyor musun, ak sakallarını sıvazlayabiliyor musun, emek emek elleriyle tuttuğu küreğin, kazmanın toprağa değerken tuttuğu ritmi duyabiliyor musun?..

Hâlâ orada bir evinin, o evde bir yatağının olduğunu bilmek, o huzur, o huzurun verdiği bahşedilmiş duygunun ne olduğunu biliyor musun?

Köyde bir ev, evde bir iki göz oda, evde yanan bir ocak, ocakta dumanı tüten bir soba, sobada pişen ekmek, bahçede çiçek…

İnsana başka ne lazımdır ki..

Bugün köye geldim, her şeyin hakikatine geldim yaslandım.

Elmanın, armudun, buğdayın, hamurun, ağacın, toprağın, çamurun, suyun, el değmemiş otluğun...

Ve bozulmayanı, insan soyunun...

Gitmek lazım…

Gökkuşağını görünce yola çıkmak lazım.

Asfalt sadece bizi köyümüze götürecek kadar lazım, yol, sonu hakikate varacaksa uzasın.

Değil mi ki bahar gelmiş yol kenarında dağlar omuz omuza bu yolculuğa eşlik etsin.

Başlarında hâlâ karlar olsun, dağların kardan duvakları olsun.

Bir yatağım var köyde, daha ne olsun.

O bereketli hilal, o mübarek topraklar, şimdi sulusepken bir yağmura karışacaklar.

Biz ıslanacağız, adam akıllı ıslanacağız.

Kundaktan kefene…

Beyazlar içinde toprağa karışacağız.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.