Yazarlar Halk Ekmek makarnaya karşı

Halk Ekmek makarnaya karşı…

Faruk Aksoy
Faruk Aksoy Gazete Yazarı

Suyun…

Ekmeğin…

Akbil’in…

Çayın çorbanın…

Gazın tuzun…

Yolun izin…

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Faruk Aksoy : Halk Ekmek makarnaya karşı…
Haber Merkezi 16 Mayıs 2019, Perşembe Yeni Şafak
Halk Ekmek makarnaya karşı… yazısının sesli anlatımı ve tüm Faruk Aksoy yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!


Fiyatının indirilmesine karşıyım.

Kim indirirse indirsin, karşıyım…

İndirmek, inmektir, düşmektir, düşürmektir.

Hayat standardını, yaşam kalitesini aşağı çekmektir.

Fiyatları indirince refah düzeyi yükselmez, böyle bir hesap yok, böyle bir iktisat yok.

Bunlar “devran döner görürsün” demokrasisinin çürük vaatleridir.

Kendi kendine “alacak” düzeye gelemeyen insan “verilene” razı olur.

Bu aşıdan vazgeçin, kapatın bu kapıyı, karşılıksız vermenin sonu yok.

Kimse kimsenin yükünü çekmek zorunda değil, çekemez, beceremez.

Verdiğiniz, indirdiğiniz her şeyi ödeyen bir başkası var, devletin hesabı kitabı var, o kasayı dolduran birileri var.

İnsan onuruyla yaşar…

İnsan yaptıklarıyla övünür…

İnsan üretir…

Dürüst idareci üretmeyi vadeder, fiyatları indirmeyi değil.

Bakıyorum…

Eline bir karton kağıt tutuşturulan televizyonlara koşuyor.

İndireceğim, diyor, her şeyi indireceğim.

İthal ettiği petrole neredeyse %75 vergi koyup vatandaşına satan bir ülkede indirimden bahsediliyor.

Şimdi bakın…

Bazı rakamlar vereceğim, bu rakamları dikkatlice inceleyin.

Türkiye’de 22 milyon 883 bin 288 çocuk var.

23 milyon diyelim, düz olsun.

Bu ne demek, biliyor musunuz?

Nüfusun dörtte biri hiç ama hiç üretmiyor, sadece tüketiyor, demek.

Türkiye’de 14 milyon 700 bin ev hanımı var.

15 milyon diyelim, düz olsun.

Bu ne demek, biliyor musunuz?

Tam 15 milyon insan sadece eşinin kazandığı ile geçiniyor, demek.

Türkiye de 11 milyon 882 bin 732 emekli var.

12 milyon diyelim, düz olsun.

Bu ne demek, biliyor musunuz?

Tam 12 milyon insan artık üretmiyor, tüketiyor, demek.

Türkiye’de 4 milyon 950 bin engelli kardeşimiz var.

5 milyon diyelim, düz olsun.

Bu ne demek biliyor musunuz?

En az 5 milyon insan mecburen üretemiyor, tüketiyor, demek.

Türkiye’de en az 7 milyon işsiz var.

Bu ne demek, biliyor musunuz?

Tam 7 milyon insan anasından babasından aldığı harçlıkla, onların kazandığıyla durumu idare ediyor, demek.

Şimdi bu rakamları alt alta yazın, toplayın.

Ne yaptı?..

62 milyon insan yaptı.

62 milyon insan şu saat itibarıyla tüketici durumunda.

Çocuklar yarınlarımızdır, yaşlılar baş tacımızdır, engelliler her şeyimizdir, işsizler potansiyel gücümüzdür, ev hanımları analarımızdır bacılarımız.

Bunlar ayrı şeyler…

Rakamlardan bahsediyorum, Türkiye’nin fotoğrafını çekiyorum.

Geriye 20 milyon insan kalıyor, sadece 20 milyon…

Peki…

Bu 20 milyonun kaçta kaçı ihracat/ithalat dengesine katkı sunan, mal üreten, ürettiği malı satan, masaya döviz koyan sektörlerde, yani sanayide çalışıyor?

Belki 10 milyonu, o da belki…

Geri kalanı…

Eğitim, sağlık, güvenlik, yargı ve diğer birimlerde verdiği hizmetler karşılığında devletten ya da özel sektörden maaş alıyor.

82 milyonluk ülkede sadece 10 milyon insan (tarımla uğraşanların da bir kısmı dâhil) üretim yapıyor.

Yani…

Yedi kişinin maaşı, yediği, içtiği, giydiği, bindiği bir kişinin üretimiyle karşılanıyor.

Fiyatını indirdiğiniz her şey, o bir kişinin omuzuna biniyor.

Yanlış mı hatırlıyorum…

Bir seçimden önce ana muhalefet partisinin lideri Anadolu’da bazı merkezler belirlemişti.

Büyük şehirleri Anadolu’ya taşıyacağız, başka türlüsü olmaz, demişti.

O zaman ben de heyecanlanmıştım, “İstanbul için en büyük seçim vaadi, İstanbul nüfusunun en az 5 milyonunu Anadolu’ya taşımaktır, bunu destekliyorum” demiştim.

Şimdi bugünlerde…

İstanbul’un gürültüsüne kapılmış işsiz güçsüz insanları Anadolu’da iş sahibi yapma projesi muhalefet için hâlâ geçerli midir?

Yoksa…

Bu projelerden vazgeçip suyu, ekmeği, Akbil’i, gazı, tuzu, yolu, izi indirme yoluna mı gidilmiştir?

Eğer öyleyse “göbeğini kaşıyan adam!” yine yaşadı desenize.

Bana sorarsanız…

‘Halk Ekmek’i bedava dağıtmayın, makarna verin.

Hiç olmazsa “spagetti verdik” diye hava yaparsınız.

“Devran döner görürsün” demokrasisinde son perde: Halk Ekmek makarnaya karşı…

Yaa biz…

Aslında bu oyundan çok sıkıldık da patlamamak için sebep arıyoruz işte.

Halk Ekmek bedava olacakmış...

Oldu olacak mama versin belediye, dizinde uyutsun bizi, ninni söylesin.

Uyuruz da büyürüz belki!..

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.