Yazarlar Yeni çağın yerlileri sarışın ve mavi gözlü olacak

Yeni çağın yerlileri sarışın ve mavi gözlü olacak…

Faruk Aksoy
Faruk Aksoy Gazete Yazarı

İngiliz belgesel kanalları son zamanlarda şehirleri terk edip ormanlara yerleşen insanların hayatlarını anlatan programlarla dolu.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Faruk Aksoy : Yeni çağın yerlileri sarışın ve mavi gözlü olacak…
Haber Merkezi 05 Ocak 2019, Cumartesi Yeni Şafak
Yeni çağın yerlileri sarışın ve mavi gözlü olacak… yazısının sesli anlatımı ve tüm Faruk Aksoy yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!


Gerçi televizyonda yayınlanan her şeyden şüphelenmek lazım, birinci kural budur; fakat bir miktar senaryo ihtimalini hesaba katsak da, bu insanlar son derece enteresan insanlar.

Geçen bir programda böyle birisini izledim…

Ormanlara çekilmiş, yabanileşmeye yüz tutmuş, aşağıdakilerle bütün ilişkisini koparmış birisini.

Vücuduna yaptırdığı İsa dövmesinden yakınıyor, “Bunu yaptırmam büyük bir hataydı” diyor.

Neden hataydı, neden böyle düşünüyorsun, diye sorulunca, “Ben buraya, bugüne kadar öğrendiğim her şeyi unutmak için geldim. Bildiğim her şeyden kaçarak geldim. Baksanıza kaçamıyorum, kendi vücudumu rehin vermişim, nereye gitsem İsa yanımda” diyor.

Mesele dövmeyse, bunun çaresi var, neden sildirmiyorsun, diyorlar.

Cevap tarihin yeni dönemine işaret eden küçük bir manifesto niteliğinde.

Diyor ki…

Sildirmek de onlara ait bir şey, yine onlar silecek, onların dediği olacak, bana öğrettiklerini, öğrettikten sonra da gövdeme yaptırdıklarını silecekler. Ben yine edilgen olarak kalacağım ama bu sefer kararlıyım, bir kere daha onlara bu şansı vermeyeceğim, hepsini, her şeyi unutacağım.

Düşünmeye başladıktan sonra sistemin dışına çıkıp bir dizi itirazlarda bulunmak işin doğasında vardır.

Fakat bu cevap bana yeni, yepyeni bir cevapmış gibi geldi.

Durumun sırrını çözdüğü için bunalmış, sistemin dışına taşınmış, nefretle kuşanmış bir insanın cevabı gibi gelmedi.

Kısa sürede öğretileni öğrenip sonuçlarını gördükten sonra yeni bir cephe hazırlığı için kurulmuş bir cümle gibi de gelmedi.

Öyle zannediyorum ki, vücudundaki İsa dövmesiyle, Hristiyan oluşuyla ya da Hristiyan yapılışıyla, daha sonra vazgeçişiyle açıklanabilecek, oradan bakılarak anlaşılabilecek bir durum değil bu.

Ateizm, deizm meselesi hiç değil…

Salt merkeze yapılmış bir itiraz, bir saldırı, bir isyan da değil.

Bu, düzen kurma fikrine, hiyerarşiye, toplumsal bilince başka bir bilinçle, başka bir örgütlenmeyle karşı konulacağına inanmayan ve hiçbir hazırlığı olmayan yeni bir fikir.

Anarşizm değil, daha başka bir şey…

Ne dünden kalan bir hesap var, ne bugün öğrenmek için bir sebep, ne de ne de yarın için bir plan…

Hiçbir şey yok...

Nietzche’nin, tarihi unutalım, kavgaya son verelim, teklifine de benzemiyor.

İnsanın yolculuğu bellidir. İnsan, kendinden giderken ne kadar kalabalıklaşırsa, kendine dönerken de o kadar yalnızlaşır.

Bana öyle geliyor ki, kalabalıklardan ayrılıp eve dönmek için erken davranan insanlar bunlar.

Bu durumu “can sıkıntısından ibaret bir durum” paranteziyle açıklamak ne kadar doğrudur, bilemiyorum.

Batı’da sağ hareketlerin, milliyetçi akımların yükseldiği söyleniyor.

Yükseliyor ama tolumun kaçta kaçının katılımıyla yükseliyor, bunu biliyor muyuz?

Doğru bilgi vermek lazım…

Bugün Avrupa ülkelerinde yapılan her seçime, bir önceki seçimden daha az katılım olduğu için tekrardan milliyetçilik yükseliyor.

Sistemin dışına taşınan insanların tekrar içeriye alınması için heyecanlı karşılaşmalar tertipleniyor.

Buna rağmen…

Tarihte ilk kez bir insan nesli bilerek ve isteyerek, Marksizm’in ısrarlı çabalarını da boşa çıkararak her şeyi unutacağını söylüyor.

Görülmüş şey mi bu?..

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.