Yazarlar Anlamak yaşamaktır

Anlamak yaşamaktır

Faruk Beşer
Faruk Beşer Gazete Yazarı

Önceki yazımızda anlamanın imanî boyutuna dikkat çekmiştik.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Faruk Beşer : Anlamak yaşamaktır
Haber Merkezi 03 Mart 2019, Pazar Yeni Şafak
Anlamak yaşamaktır yazısının sesli anlatımı ve tüm Faruk Beşer yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!

Ragib el-Isfehanî tefsirinin mukaddimesinde Kuranıkerim’i yorumlamak için gerekli olan on ilmi sayar ve onuncusu olarak da ilm-i mevhibe’yi zikreder. Bunun, bildikleriyle amel edenlere Allah’ın özel olarak verdiği ilim olduğunu söyler. Hz. Ali’nin şu sözünü nakleder: ‘Kuranıkerim adeta; beni anlamak isteyen bildiğiyle amel etmelidir der. ‘Sözü dinlerler ve en güzeline uyarlar’ anlamındaki ayet bunu anlatır. Kendisine sordular: Resulüllah sana, başkasına verilmeyen bir bilgi verdi mi? Hayır, dedi, ancak Allah’ın kitabı, şu sayfamda yazılı olanlar (bazı hadisi şerifler) ve Allah’ın dilediği kuluna verdiği derin anlama kabiliyeti hariç’. Ragib devam ediyor: İşte onun bu söylediği, Allah’ın, salih amelleri yapmanız halinde düşünüp ders alabilmeniz mümkün olur dediği durumdur, Allah şöyle buyurur: ‘Allah adaleti, ihsanı, yakınlara vermeyi emreder. Hayâsızlığı, çirkin işleri ve haddi aşmayı yasaklar. Düşünüp ders alabilesiniz diye size öğüt verir’ (Nahl 90). Bu aynı zamanda şu anlamdaki ayette sözü edilen, kulun hidayetinin artması durumudur: ‘Allah, hidayette kalmaya çalışanların hidayetini artırır’. Yine şu anlamdaki ayette anlatılan durumdur: ‘Onlar sözün güzeline uydukları için o övülen sırat-ı müstakimi buldular’ (Ragib, Mukaddime). Yani anlama Kuranıkerim’e uymakla tamamlanır.

Cündüb adlı sahabi (ra) der ki, ‘Biz Resulüllah’ın yanında yeni yetme gençler iken önce imanı, sonra Kuran’ı öğreniyorduk. Kuran’ı öğrenince de imanımız artıyordu. Bakıyorum siz bugün imandan önce Kuran’ı öğrenmeye kalkışıyorsunuz’ (İbn Mace). Abdullah bin Ömer’den nakledilen şu söz de bu anlamdadır: ‘Bizim yaşadığımız günlerde bize Kuran’dan önce iman öğretilirdi. Resulüllah’a bir sure indiğinde her birimiz önce onun helalini, haramını, nerede durulması gerektiğini uygulayarak öğrenirdik. Bakıyorum şimdi birisi Kuranıkerim’i baştan sona okuyor ama helalini ve haramını uygulamakla hiç ilgilenmiyor, onu hurma silkeler gibi silkeliyor’ (Beyhaki). Yani işine geleni alıyor, gelmeyeni bırakıyor.

Bu konuda şu hadisi şerif de ilginçtir:

‘Kur’an’ı kalpleriniz ittifak ettiği sürece okuyun, ihtilaf ederlerse bırakın’ (Buhari). Bu iki türlü anlaşılabilir: Birincisi, Kuran’ı kendi halinizde okurken onun söyledikleri konusunda kalbinize şüphe ve vesvese gelmiyorsa devam edin, geliyorsa bırakın, sonra okuyun. İkincisi, başkaları ile Kuranıkerim’i müzakere ettiğinizde, anlamda ittifak ettiğiniz sürece devam edin, işi tartışmaya ve çekişmeye vardırıyorsanız bırakın.

Kuranıkerim’i doğru anlamanın namaz ve zikirle alakasına başka bir yazıda değinmiştik. Bu sanıldığından da önemli bir husustur. Onlara şu anlamdaki ayeti kerimeyi de ilave edelim:

‘Arkalarından öyle bir nesil geldi ki, namazı zayi ettiler ve hazlarına/şehvetlerine uydular. İşte onlar gayyayı boylayacaklar’ (Meryem 59). Demek ki namaza hakkını vermeyerek onu zayi edenler hazlarına uyma durumundadırlar. Namaz en önemli zikirdir ve ‘şeytan kime musallat olursa ona Allah’ın zikrini unutturur, artık o insan şeytanın hizbinden olur’ (Mücadele 19).

Ahmed b. Hanbel der ki: ‘Kişinin İslam’dan nasibi namazdan nasibi kadardır. Kişi namaza ne kadar istekli ise İslam’a da o kadar isteklidir O halde ey Allah’ın kulu: Kendini tanı ve İslam’sız olarak Allah’a kavuşmaktan sakın. Çünkü senin İslam’ın kalbinde namaza verdiğin yer kadardır’.

Ve Şah Veliyyullah’ın söylediği: ‘Eğer nefsin, akla boyun eğmesini Ve onun hükmü altına girmesini sağlamak amacıyla egzersiz yapılacaksa, Bu iş için namaz kadar faydalı bir başka şey yoktur’ (Huccetullah).

Kısaca Kuranıkerim bir iman ve amel kitabıdır. Kul onun hazinelerinin kapılarını bu maksatla açmak istediği ve bunun gereklerini tedarik ettiği sürece o kendisini ona açar ve anlatır. Ona entelektüel bir merakla yaklaşıldığında sıradan bir sözmüş gibi görülür. Böyle olmasaydı Kuranıkerim üzerinde bizden çok daha fazla çalışan oryantalistler onu bizden daha iyi anlarlardı.

Yine aynı vecizeyi tekrarlayalım; anlamak yaşamaktır.

Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.