Yazarlar Haçlılar çok munistirler, onlardan korkmayın

Haçlılar çok munistirler, onlardan korkmayın

Faruk Beşer
Faruk Beşer Gazete Yazarı

15 Temmuz’u unutmak istesek de unutamayız demiştim, nasıl unutabiliriz ki? Müslümanların seksen yıllık birikimlerini topladılar ve İslam dünyası üzerinde bin yıllık kinleri ve emelleri bulunanlara altın tabakta hediye etmek istediler. Tam bu milletin uyanıp yükselişe geçtiği bir anda, bu yükselişi durdurmaktan başka bir anlamı olmayacak şekilde milletin başına bela oldular. Herkesi kandırdılar, Şia’dan beter takiyye yaptılar, çocuklarımızın istikbaliyle oynadılar.

Şunu anlayacak kadar aklı olmayan biri var mıdır, bilmiyorum? Neden Müslümanlar ayağa kalkmaya çalıştıkları noktalarda düşman ülkeler bu kalkışı önleyecek terör örgütlerini desteklerler? O halde ülkenin kalkınıp silkinmek üzere olduğu bir anda bu düşmanlar ülkenin başına çorap örmek isteyenleri el birlik destekliyorlarsa, bunlar gitsin de daha iyileri gelsin diye mi desteklerler?

Siz bu kalkışmayı bizim hayrımızı istemeyenlerle birlikte yaptınız mı yapmadınız mı? Onlara maşalık ettiniz mi etmediniz mi? Kalkışmanın Türkiye’de inisiyatifini elinde bulunduran Uslu, Öz, Aytaç, Baransu ve Altanlar gibi İslam’la hiçbir alakası olmayan maşaların maşası oldunuz mu olmadınız mı? Yoksa siz mi onları maşa olarak kullandığınızı sanıyorsunuz?

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Faruk Beşer : Haçlılar çok munistirler, onlardan korkmayın
Haber Merkezi 09 Temmuz 2017, Pazar Yeni Şafak
Haçlılar çok munistirler, onlardan korkmayın yazısının sesli anlatımı ve tüm Faruk Beşer yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!

Müslümanları pasifize etmek için planlanan, Moon Hareketi benzeri bir rol üstlendiniz mi üstlenmediniz mi? Dünyanın her yerinde izzetini ve onurunu koruma için mücadele veren İslamî hareketleri düşman görüp ‘Siyasal İslam’ gibi yaftalarla boğmak istediniz mi istemediniz mi? Evet, bütün bunlar fazlasıyla oldu ve Müslümanlar bu delikten fena halde ısırıldılar.

Şimdi şu mağdurane çıkarsamaya bakın: ‘Bize haşhaşi diyorlar. Haşhaşiler ekser İslam âlimlerinin kanaatine göre meşru yönetime karşı çıktıkları için kâfirdirler. O halde bize Haşhaşi diyen bize siz kâfirsiniz demiş oluyor. Bir mümine kâfir diyenin kendisi kâfirdir’. Ördek hikâyesi gibi değil mi?

Şimdi de bunu yapanların şu hakaretlerine bakın:

‘Nemrut, Firavun, Samiri, Yezit, Narsist, Ebu Cehil, münafık, tiran, Sezar, Ebu Süfyan, Neron, Şeytan ve avanesi, sinsi şeytan, şeytanın düdüğü, kavalı, borazanı… Firavun aleyhinizde ise isabetli bir yolda yürüyorsunuz demektir. Lâ-şey olduklarının farkına varmadıklarından ve kendilerini bir şey zannettiklerinden dolayı “lâ şey” ve “lâşe” olanlar…’ Ve isimlerini unuttuğum daha nice firavun ismi. Şimdi de bunların analizinden çıkacak sonuçları düşünün.

Şu ifadeler bütün Müslümanları dağidar etmeye yetmez mi?

‘Haçlının ülkenizi işgal etmesi çok tehlikeli değildir. Çünkü sizinle onlar arasında kırmızıçizgiler vardır. Bir kere onlar sizin kadınınıza kızınıza ilişmezler. Mabedinize ilişmezler. İlişmemiş Haçlılar’. Öyle mi olmuş gerçekten?

Haçlılar Kudüs’ü aldıklarında oradaki sadece Müslümanlara değil, siz de Müslümanlarla sulh içinde yaşıyorsunuz diye Yahudilere dahi yaptıklarını, manzarayı gören bir Batılının anlatımıyla, Kudüs sokaklarında diz boyu kan aktığını bilmiyor olabilirler mi? Ya da başkalarının bilmediğini mi sanıyorlar? Yahut Haçlılara hala şirin görünmenin rantını mı hesap ediyorlar? Onların yanında izzet mi arıyorlar? Oysa Efendimiz'in mübarek ifadeleriyle, ‘onların yanında aranan izzet, izzet değil aslında zillettir’.

Oysa Müslümanlar Kudüs’ü fethettiklerinde orada bulunan Yahudi ve Hıristiyanlara dokunmamış ve onlara tam bir din özgürlüğü tanımışlardı. Hatta Müfessir İbnü’l-Arabi Kudüs’te Yahudi, Hıristiyan ve Müslüman âlimler arasında ilmi tartışmalar yapıldığından söz eder.

Müslümanlar Endülüs’te de aynı birlikte yaşama örneğini gösterdiler.

Ama 1492 Reconquista’nın ardından Haçlıların Endülüs’te yüz binlerce (evet, bu rakam mecaz değil) Müslüman erkek ve kadına, ırza geçme ve yakma dahil, yaptıklarını, yıkılan binlerce mabedi okurken ağlamayacak bir insanoğlu bulamazsınız, bırakınız Müslümanı. O halde kimi, niçin kandırıyorsunuz?

Daha dün Bosna-Hersek’te yapılanları hepimiz izledik.

Birkaç gün önce bu olayların 22. anma töreninde konuşan İzzetbegovic ne diyordu; ‘15 yaşında öldürülen Damir Suljic ile 72 yaşındaki Alija Salihovic’in suçu sadece Müslüman olmaktı’. Cenaze merasiminde bulunan Srebrenitsali bir anne “burada tüm dünyaya yetecek kadar gözyaşı var” diyordu. Ve bunları yapanlar işte o Haçlıların modern versiyonları idiler.

Demokrasisi ve dünyadaki liderliği için her zaman hayranlık duyup, orada kalmayı akıllıca bir karar olarak gördüğünüz’ ABD askerlerinin Irak’ta tecavüz ettikten sonra, çırılçıplak soyup üs tüste koydukları ve birlikte resim çektikleri kadınlar erkekler kimin kadınları idiler?

İçimizdeki beyinsizlerin yaptıkları yüzünden bizi helak eder misin ya Rab!

Perişanlığımıza mı ağlasak, yoksa saflığımıza mı?

Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.