Yazarlar İsmailin kurban edilmesi meselesi

İsmail’in kurban edilmesi meselesi

Faruk Beşer
Faruk Beşer Gazete Yazarı

Böyle konulardaki kaygan zeminlerden biri geçen yazımızda sözünü ettiğimiz bilginin tabiatı ise, ikincisi de kocaman bir dünya zamanını bizim küçücük bir tarihselliğimize sığdırmaya kalkışmamızdır. Kendi yaşadığımız kültürü, hayat tarzını, kabulleri her zaman için mutlak ölçü görüp binlerce yıl önce yaşamış mesela Hz. İbrahim’i kendi küçük dünyamıza mecbur etmemizdir.

Hz. İsmail’in kurban edilmek istenmesi olayını herkes biliyor. Olay Saffât Suresi 100-109 ayetlerinde şöyle anlatılır: İbrahim, ‘Rabbim dedi, sen bana iyi birisini nasip et. Biz de ona halim bir oğlan çocuğu müjdeledik. Çocuk onunla birlikte koşabilme yaşına gelince İbrahim, yavrum dedi, rüyamda seni boğazlıyormuşum diye gördüm, bak bakalım ne dersin? O da babacığım dedi, sana ne emredildiyse yap. İnşallah benim sabredeceğimi göreceksin. İkisi de tam teslim olup İbrahim onu şakağı üzerine yatırınca, biz ona ey İbrahim, diye seslendik, sen rüyanı gerçekleştirdin... İşte biz işini güzel yapanları böyle ödüllendiririz. Elbette bu çok açık bir imtihandı. Biz de bedel olarak ona büyük bir kurbanlık verdik. Sonra gelecek olanlarda ona bir de yâd-ı cemil bıraktık. İbrahim’e selam olsun…’.

Bu konuda sevgili müfessirimiz özetle diyor ki: ‘Bir canı almak bütün insanları öldürmek gibi olduğu halde boğazlama gibi büyük bir günah rüya ile işlenebilir mi? Görülen nihayet bir rüyadır. Rüya ile amel olunmaz. Ama zamanın adetleri gereği İbrahim psikolojik şartlanmışlıkla mahalle baskısı yaşamış, ona bir nevi mobbing uygulanmış ve böyle bir işe kalkışmıştır. Rüyasında böyle şeyler gördüğünü söyleyip bunu ısrarla dile getirince Allah da ona düşündüğünün yanlış olduğunu bildirmiş ve bu günahtan onu alıkoymuştur’.

Bu sözlerdeki her cümle tek tek ele alınırsa konu uzayıp gider. Biz müfessirimize sadece soru sorarak cevap vermeyi deneyelim:

Önce rüya herkes için aynı şey midir? Buhari’deki bir hadiste peygamberlerin rüyalarının vahiy olduğu söylenir, bunu hesaba katmayacak mıyız? Hesaba katmayan bir İslam alımı var mıdır? Fetih Suresi’nde Resulüllah’ın rüyasının gerçekleştirilmesi olayı bundan farklı mıdır? Cana kıymanın ne zaman büyük günah olduğunu ne zaman övülecek bir iş olduğunu belirleyen de Allah değil midir? Allah kendi yolunda ölenleri ve öldürenleri övmüyor mu?

İbrahim’in bunda ısrarlı olduğunu nereden bildiniz? ‘İkisi de tam teslim olunca’ dendiğine göre İbrahim ve İsmail (sa) kime ya da neye teslim oldular? İbrahim oğlunu boğazlamaya kalkışınca ona, ‘tamam sen rüyanı gerçekleştirdin’ denmesi ne anlama geliyor? Bu ifade ortada yerine getirilmesi gereken bir emrin olduğunu göstermez mi? Zaten İbrahim’in ‘rüyamda seni boğazladım diye gördüm’ değil, ‘boğazlıyormuşum diye gördüm’ demesi belki de Allah’ın emrinin, onun oğlunu boğazlaması değil bunu yapmadaki teslimiyeti göstermesi olduğunu anlatır ve o da emredileni yapmıştır. Ulü’l-azm bir peygamber, nihayet bu bir rüyadır, uyulması gerekmez diye anlayamadı mı? Oğlu İsmail, ‘sana ne emredilmişse sen onu yap’, derken kimin emrettiğini kastetmiştir ve neden buna emir demiştir? Allah, ‘elbette bu çok açık bir imtihandı’ buyururken kimin kimi ne ile imtihan ettiğini kastetmiştir? Bu rüya uyulması gereken bir rüya değil idiyse neden Allah ona, İbrahim bu bir rüyadır, rüya ile amel edilmez demiyor da tamam, sen rüyanı gerçekleştirdin diyor? Salt rüya bir imtihan olur mu?

Allah (cc), ‘biz işini güzel yapanları işte böyle ödüllendiririz’ buyurduğuna göre, İbrahim’in uyulması gerekmeyen bir rüya üzerine oğlunu kesmeye kalkışması ihsan/güzel bir iş yapma olabilir mi? Matüridî diyor ki, ‘eğer onun gördüğü rüya Allah’ın muradı olmasaydı Allah’ın böyle buyurması uygun olmazdı. Oysa İbrahim de oğlu İsmail de bu yaptıklarından ötürü övüldüler’.

Devam edelim, daha önce bu söylediğinizi söyleyen başka işin ehli bir alim var mı? Meselenin böyle olduğu yeni mi keşfedildi? Kaldı ki mesele aklın değil, naklin konusudur. Putları kırarken genç bir delikanlı İbrahim’e uygulanamayan mobbing, psikolojik şartlanma ve mahalle baskısı, peygamber İbrahim’e nasıl uygulandı? Bu sözlerin bir peygambere söylenmesini mazur gösterecek bir nübüvvet anlayışı isabetli midir?

Bu keşif; ‘biz insanı anneden ve babadan oluşan karışık bir nutfeden yarattık dendiğine göre, Âdem de bir insandır, o halde onun da bir annesi babası vardır’, büyük keşfinden ilham almış gibi gözüküyor.

Allah’ın kitabı bir usul gözetmeden bu kadar serbest atışa elverişli midir? Dikkat etmeliyiz, şehvet-i medya saptırır ve nefis insana yaptıklarını süslü gösterir.

Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.