Yazarlar İsminiz güzel olursa, resminiz de güzel olur

İsminiz güzel olursa, resminiz de güzel olur

Faruk Beşer
Faruk Beşer Gazete Yazarı

Hazreti Âdem’e isimlerin öğretilmesi onun meleklerden üstün olmasının sebebi olarak gösteriliyorsa isim vermenin sıradan bir iş olmadığını anlamış oluruz.

Bunun için Resulüllah Efendimiz (sa) isim vermeye önem vermiş, anlamı güzel olmayan isimleri değiştirmiştir. Mesela Hazreti Ali Fatıma’dan olan ilk oğluna Harp adını verince Resulüllah onu Hasan diye değiştirmiş, ikinci oğluna yine Harp demiş, Resulüllah Efendimiz onu da Hüseyin diye değiştirmiş.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Faruk Beşer : İsminiz güzel olursa, resminiz de güzel olur
Haber Merkezi 05 Ocak 2019, Cumartesi Yeni Şafak
İsminiz güzel olursa, resminiz de güzel olur yazısının sesli anlatımı ve tüm Faruk Beşer yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!


Bir vadiden geçerlerken bu vadinin ismi nedir diye sormuş, Vadi-l-harp, yani Harp Vadisi’dir demişler, o da bunu değiştirerek ona, Vadi’s-Sulh adını vermiş. Berre adını, Zeynep diye değiştirmiş. Berre mutlak iyilik demektir. Muhtemelen ismi Berre olan bir kadın kendisini her bakımdan iyiliğin temsilcisi görüp gururlanabileceği için böyle yapmış. Çünkü insanın kendi kendisini tezkiye etmesi Kuranıkerim’le yasaklanan bir durumdur. Resulüllah’ın değiştirdiği pek çok isim vardır. Asıye (Asiye değil) ismini Cemile olarak değiştirmiş.

Ayrıca Resulüllah (sa) isimlerle tefe’ul (fe’l-i hasen) ederlermiş, yani ismin güzelliğinden, güzel bir delalet çıkarırlarmış. Mesela Hudeybiye Antlaşması’nda karşı taraftan gelen temsilcinin adı Sehl olunca ‘işimiz kolaylaştı’ buyurmuşlardı. Çünkü sehl’in anlamı kolay demekti.

Bütün bunlar ismin müsemma üzerinde etkili olduğunu gösterir. Onun için Efendimiz annenin babanın çocuklarına karşı görevlerinden birinin de ona güzel bir isim vermek olduğunu söyler. Çünkü isim sanki anlamının mana dünyasından müsemmasına, yani ismin konusuna mana huzmelerini çekip getiren görünmez bir râbıttır/linktir ve o müsemma, o isimle anıldığında ismin manasından ona bir nebze gelmiş olur, bu sürekli tekrarlanınca da ismin manası müsemmada tecelli eder. Bu konunun felsefesi ve psikolojisi üzerinde Batı’da yazılmış pek çok kitabın bulunduğunu görmüştüm.

O halde çocuklarımıza İsim verirken hatta sadece çocuklara değil eşyaya, bitkilere, hayvanlara dahi İsim verirken güzel ve anlamlı isimler vermemizin gereği anlaşılmış olur.

Peki, güzel isim nedir? Bu elbette hem lafızla, hem de ondan daha çok mana ile ilgilidir. Bazılarının zannettiği gibi isimlerin Arapça olması gerekmez. Hatta her milletin fertlerinin, anlamını bildikleri güzel isimler koyması öncelikli tercih sebebi olmalıdır. Ne var ki, tarihten günümüze hep güzelliklerle, iyiliklerle, kahramanlıklarla tanınmış insanların ve böyle mekânların isimlerinin yaşatılması, hep canlı tutulması o manaların bizim hayatımızda sürekli yer bulması anlamına geleceği için, özellikle peygamber isimleri, sahabe isimleri, tarihteki büyük insanların, büyük kahramanların, büyük kadınların isimleri tercih edilir. Hatta mekân adı olarak tarihteki bir güzelliğin, bir hatıranın, önemli bir zaferin bir yere isim olarak verilmesi o güzelliğin yaşatılması anlamına gelir. Aksine Kötü insanların kötü olayların isimlerinin insanlara ya da mekânlara verilmesi bu kötülüklerin sürdürülmesi demek olur. Bu da elbette hoş bir şey değildir.

Bu sebeplerle insan için güzel isimde üç temel özellik aranır:

1.Anlamının ve çağrıştırdığı şeyin güzel olması

2.İnsan onuruna uygun bulunması. Onu insanlık dairesinden yukarıya çıkarmadığı gibi, aşağıya da indirmemesi. Bunun için insana Rahman adı verilmez. Ya da taş, ağaç, satılmış, durak, çakal gibi küçültücü isimler verilmez. Kızınıza Müezza derseniz hayatı boyunca eziyetten kurtulmaz. Ama bazı hayvanlar bazı özellikleriyle bir insani değeri anlatıyorsa onların isimlerini vermede de bir sakınca olmaz. Aslan ve Şahin gibi.

3.Kulağa hoş gelmesi ve telaffuzunun kolay olması. Bu bir zorunluluk değildir ama güzelliktir. Buna bağlı olarak bizim ülkemizde moda haline gelen çift isimlerin de hoş olmadığı kanaatindeyim. Küçülen dünyada bunlar çokça problem oluşturabiliyor. Oysa Osmanlı’da ve bugün Arap ülkelerinde ikinci isim baba adını bildirmesi bakımından soyadı yerine kullanılır. Sınavlarda ve not vermede en çok sıkıntı çektiğimiz isimler böyle çift isimlerdir. Özellikle ilk çocuğu olanlar böyle bir hevese kapılıp Ahmet Tevfik gibi uzun bir isim vermekle çok çocuğa sahip olma psikolojisi yaşayabilirler. Bunu vaktiyle biz de yaşadık, ama bunun pratikte bir faydasının olmadığını da gördük.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.