Yazarlar Kurbanın az bilinenleri - 2

Kurbanın az bilinenleri - 2

Faruk Beşer
Faruk Beşer Gazete Yazarı

Kurban Allah’ın egemenliğini hatırlama ve ihsan eğitimidir

Müslümanlar bile bir yıl boyunca hayvana merhametle davranmayı, meşru boğazlamayı, Allah’ın yarattığı bir canı alırken O’nu hatırlayıp yüceltmeyi, can alırken bile ihsan ile almayı unutmuş olabilirler. Kurbanı aynı zamanda bu değerlerin eğitimi olarak görmek gerekir. Keserken besmele çekmek, arkasından tekbirler getirmek, teşrik tekbirleri buna dâhil, Allah’ın verdiği can üzerindeki egemenliğini kabul edip O’nun adına O’nun izniyle kesmek demektir. Hayvana şefkatle davranmak, en az eziyetle en güzel şekilde kesmek, ortamı tertemiz tutmak, etinden bol bol vermek de ihsandır.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Faruk Beşer : Kurbanın az bilinenleri - 2
Haber Merkezi 04 Ağustos 2019, Pazar Yeni Şafak
Kurbanın az bilinenleri - 2 yazısının sesli anlatımı ve tüm Faruk Beşer yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!


Kurban bize her yıl bunları yeniden öğretmelidir.

Dört ya da beş hisselik büyükbaş ifadesi doğru değildir

Şartları bulunan büyük baş bir hayvana, ne kadar az et verirse versin, yedi hisseye kadar ortak olunabilir. Satıcıların; bu dört hisselik, bu beş hisselik… demelerinin etin miktarına dikkat çekmekten başka bir anlamı olmaz. Aksi halde et niyeti, kurban niyetini bastırmış olur. Ama daha çok et dağıtmak için büyük bir hayvan kesmek elbette güzeldir.

Şokla ya da bayıltarak kesim caiz olmamalıdır

Din İşleri Yüksek Kurulu’nun fetvalarına güvenir ve Kurulu takdir ederim. Şu anda bu kurulda gerçekten değerli âlimler var. Ancak gerek fıkıh Akademisinin, gerekse bu Kurulun ‘kurbana fazla eziyet vermemek (ölüm acısını azaltmak) maksadıyla, kesim esnasında hayvanın elektrik şoku, narkoz veya benzeri bir yöntemle bayıltılarak kesilmesi caizdir’ demelerine katılmıyorum. Meşru ve mesnûn boğazlama, ehil olanın keskin bir bıçakla hayvanı bir anda kesmesidir.

Beş yıl önce söylediklerimi yine söylüyorum:

‘Doksanlı yılların sonunda Almanya’da bir gıda sempozyumuna katılmıştım. Hayvan kesim yöntemlerinin insaniliğini ve İslamiliğini tartışıyorduk. Suriye asıllı Alman vatandaşı bir kimya profesörü şu mealde bir şeyler söyledi: Boğazlanan hayvanın acı çekmesi konusunda hangi kesimin hayvana ne kadar acı çektirdiğini ölçme imkânımız yok. Ama şunu biliyoruz; acı çekme kandaki kortizonun (bir başka madde de söylemiş olabilir) yükselmesine sebep oluyor. Yaptığımız araştırmalarda Batıda yaygın olan kesimlerde, kandaki bu madde İslami kesime göre on kat daha çok artıyor. Üstelik İslamî kesimde artış süresi, kesim anından itibaren sadece otuz saniye iken buradaki (Batıdaki) kesimlerde bu süre yüz elli saniyeye kadar çıkıyor’. Demek ki, hem daha çok acı çekiyor, hem de bu acı daha uzun sürüyor.

Şoklayarak ve bayıltarak kesilen hayvanın etinin yenmesi ayrı şeydir, böyle bir kesimi normal ve caiz görme ayrı şeydir. Eti yense de biz bu kesime cevaz verilmemesi gerektiğini düşünüyoruz.

Hayvanın can damarı kesilmez

Kasaplar hayvanı kestikten sonra canı çabuk çıksın diye bıçağın ucuyla omuriliğini (can damarını) keserler. Bu hayvana ilave bir acı çektirmektir, meşru değildir. İki ana damarı ile nefes ve yemek borusunun dördü birden kesilmelidir. En az üçünü kesmiş olması da yeterlidir. Ayrıca bir de omuriliği kesmek caiz değildir.

Müslümanlar bu işin bilimini yapmalıdırlar

Batıda İslamî kesime, hayvana eziyet veriyor diye izin verilmemektedir. Hangi uygulamanın, hangi kesimin daha çok eziyet verdiği konusunda müslümanlar ilmî/bilimsel çalışmalar yapmalıdırlar. Bu da en az kurban kesmek kadar önemli bir ibadettir. Ehli için belki ondan da daha önemlidir.

Kurban gösteriş dindarlığına dönüştürülmemelidir

İslam’da ibadetlerle ilgili hükümlerin dereceleri vardır. Farz, vacip, sünnet, müstehap gibi. Farzı bedendeki olmazsa olmaz organlara benzetebiliriz. Baş, kalp ve ciğerler gibi. Vacip bedenin olmasa da zorlukla yaşanabilen organlarıdır. Kol ve bacak gibi. Sünnet saçlar, tırnaklar, kirpikler; müstehap tenin pürüzsüz, saçın gür ve gösterişli olması gibi. Bunların hepsinin hayatiyet bakımından aynı olmadıkları gibi, şer’i hükümler de aynı değildir. Sevap ve önem bakımından, mesela farzla sünnet arasında belki en az yüz derece fark vardır. Kurban bize göre vacip, diğerlerine göre önemli bir sünnettir. Bunun değeri ne kadarsa o kadar bilinmelidir. Olduğundan az göremeyiz. Ancak farz ya da herkese göre vacip olan bir ibadetten de yukarıda bilinmemelidir. Son zamanlarda kurban bir miktar gösteriş dindarlığına dönüştürülmüş gibidir. Bunun ölçülerini bilip yerinde tutmamız gerekir.

Tebrik

Bu bilgilerle bayramınızı tebrik ediyorum. Ümmetin kurtuluşuna vesile olacak bilinçlenmeye sebep olmasını niyaz ediyorum.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.