Yazarlar Saldırgan hayvanların öldürülmesi meselesi

Saldırgan hayvanların öldürülmesi meselesi

Faruk Beşer
Faruk Beşer Gazete Yazarı

Hayvan haklarıyla ilgili yazdıklarımıza şunları da ekleyip sonuca varalım:

Bize kimse hayvan hakkı öğretmesin dedik. Çünkü bizim medeniyetimiz hayvan hastaneleri kuran bir medeniyettir. Gurabahane-i laklakan budur. Üsküdar’dan yolu geçenler cami duvarlarındaki zarif kuş sığınıklarını görmüşlerdir. Bu sadece oraya has bir durum da değildir.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Faruk Beşer : Saldırgan hayvanların öldürülmesi meselesi
Haber Merkezi 11 Ocak 2019, Cuma Yeni Şafak
Saldırgan hayvanların öldürülmesi meselesi yazısının sesli anlatımı ve tüm Faruk Beşer yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!


Hayvanlar da Allah’ın kullarıdır, hatta onların her biri bir ümmettir. Mümin karıncaya dahi merhamet eder. İnsani duygularla hayvanları seven ve onları koruyanlara saygı duymalıyız. Ancak son zamanlarda bu masum duyguları kötüye kullanmak isteyenler çoğaldı. Hayatları boyunca her gün kebabın alasını yiyenler, kurbanı hayvan katliamı olarak göstermeye çalışıyorlar. Oysa kurban, zaten her gün kesilmekte olan hayvanların senede bir defa ihsan ile merhametle kesilmesi eğitimidir. Hala tam beceremiyor olsak bile.

Ölme ve öldürme hayatın zorunlu bir parçasıdır. Bizden istenen bunun insanca, haklı olarak ve merhametle yapılmasıdır. En küçüğünden en büyüğüne kadar hayvanlar bile birbirini öldürmeden yaşayamazlar. Demek ki, bu hayatın kaçınılmaz bir cilvesidir. Hoşumuza gitmese de böyledir. Sonra hayvanların öldürülmesinde büyüklük ve küçüklük sınırını nasıl belirleyeceğiz?

Mesela mikroplar ve bakteriler bile hayvan değil midir? Kimse çıkıp mikropları ya da zararlı bakterileri öldürmeyelim demiyor. Sinekleri, çekirgeleri neden öldürüyorlar? Bunlar küçük diyorsanız, domuzların öldürülmeleri neden makul görülüyor? Hatta canlılığın ölçüsü nedir? Diyelim ki hep birlikte vejetaryen olduk, bitkiler de bir düzeyde canlı değil midir? İnsanoğlu hiçbir canlıyı öldürmeyecekse kendisinin hayatta kalması mümkün olmaz.

Gelelim asıl meselemize:

Her canlıya merhamet esastır. Resulüllah’ın (sa) ‘Her can sahibine yapılan iyilikte ecir vardır, siz yerdekilere merhamet edin ki, göktekiler de size merhamet etsin’ gibi sayısız hadisi şerifleri vardır. Zarar vermeyen, bir sinek dahi olsa öldürülmez. Hobi avcılığı yasaktır. Kuşların ve diğer zararsız hayvanların sırf nişan almak maksadıyla hedef kılınmaları vahşi bir duygudur ve haramdır. Oysa bazıları bunu hazları adına özgürlük sayıyorlar. Resulüllah Efendimiz yabani hayvanların postunu ve kürkünü kullanmayı yasaklamıştır. Çünkü bunda bazı hayvanların neslinin tüketilmesi tehlikesi vardır. Ama her zaman zarar veren yılan çıyan, keler, fare, bit, pire gibi hayvanlar öldürülebilir.

Köpekler, kediler, atlar vb zarar vermiyorlarsa öldürülmeleri caiz değildir. Veriyorlarsa öldürülebilirler. Öldürülecek her hayvanı öldürmede temel şart ihsandır. İhsan, onu hiç acı çektirmeden, en güzel ve en kısa yolla öldürmedir.

Yakarak öldürme her canlı için haramdır. Zehirlemeyi de fıkıhçılar içten yakma olarak gördükleri için haram sayarlar. Ama bazıları sinekleri, haşeratı, karıncaları zehirliyor da buna kimse bir şey demiyor. Hatta köpekleri, kedileri vahşice zehirliyorlar. Bu durum insanlık ve İslamlık dışıdır. Evlerdeki karınca ve haşerat için ilaç kullanılacaksa bu doğrudan hayvanın üzerine sıkılmaz, boş alanlara sıkılır ve kokusundan kaçmaları sağlanır.

Yaralanmış, ayakları kırılmış hayvanların acı çekmesinler diye, sırf bu sebeple öldürülemeyeceğini söyleyen fakihler vardır. Ancak bu külfetli ve hayvana da ıstırap veren bir durumdur bu sebeple, tedavisi mümkün değilse en kısa ve en az acı çektiren yolla öldürülmelerinde bir sakınca olmadığını söyleyenler de vardır. Sakatlanmış, işe yaramaz hale gelmiş atların ve eşeklerin böyle hızlı bir yolla öldürülmelerinde de sakınca olmamalıdır. Ancak özellikle atlar için şöyle bir hüküm gördüm: At eti aslında haram değildir, biz alışmadığımız için yemiyoruz. Bu sebeple gözden çıkarılan bir atı meşru yolla boğazlayıp, varsa etini yiyenlere vermek daha uygundur. Yoksa böyle meşru boğazlamadan sonra köpeklere vb yem olarak verilmesi de mümkündür.

Sokak köpekleri zarar veriyorsa ki, her gün bir saldırı ve ölüm vakası duyuyoruz, böyle insani bir yolla öldürülmeleri caizdir, hatta bazen gerekli olur. Böyle yapmak onları bir yere toplayıp kısırlaştırmaktan daha insanidir. Çünkü kısırlaştırma, neslini tüketerek yavaş yavaş öldürmedir. Belediyeler bunun ihsan ile olacak yolunu bulabilirler. Saldırgan ve kuduz köpeklerin öldürüleceğinde bütün âlimler müttefiktirler. Böyle bir tehlike ve zarar yoksa yine de öldürülebilir diyenlerin yanında öldürülemez diyenler de vardır. Çocukları korkutma, çevreyi pisletme de bir zarardır.

Zarar vermeyen hayvanların beslenmesi, bakılması, tedavi edilmesi insani ve İslami bir güzelliktir. Bizim medeniyetimizin bir özelliğidir. Ancak meşru bir fayda hedeflenmeksizin, sırf insanların göz zevki için evde tabii ortamlarından uzak hayvan beslemek hayvanat bahçeleri oluşturmak her yönüyle düşünülmeye değer bir şeydir. Mesela daracık bir mekânda diyelim ki bir kurdun, sabahtan akşama kadar o delikten bu deliğe çılgınca koşup durması insana ne tür bir zevk verebilir?

Meseleye ideolojik bakmamak lazım.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.