Yazarlar Zan ve tahminden marifet doğar mı?

Zan ve tahminden marifet doğar mı?

Faruk Beşer
Faruk Beşer Gazete Yazarı
İslam"ın temel kaynaklarında ilim en üst düzey bir bilgiyi ifade eder ama sufilere göre marifet dini tecrübe ile ve sezgi ile elde edilen ve onlarca doğruluğunda artık şüphe kalmayan en sağlam bilgidir dedik. Buna karşılık günümüzün İbn Rüşt"ü sayılan Cabirî marifeti, ya da kendi ifadesiyle irfanî bilgi"yi İslam kaynaklı görmez, onu sınırları belli olmayan, her an batıniliğe kayması mukadder, gizemli, kısaca hermetik bir bilgi olarak anlatır.

Gerçi sufilerin marifet dedikleri şeyi bir ıstılah inşası/kavramlaştırma olarak görürsek bunun da sahih bir mahmili olabilir. Yani aslında salike o itminanı veren bilgi her neyse onlar ona marifet deyivermişlerse kavramlaştırmada kavga olmaz denebilir.

Öyleyse marifeti; gaybı, vahyin söyledikleri ile tanıma, tanımadan öte ona ikna olma diye anlarsak sufilerin dediklerinde de bir sakınca kalmaz. Bu da tezkiye-i nefis, takva ve kısaca dini tecrübe ile gerçekleşebilir. Ama bunun da sağlam bir zahir bilgiye ihtiyacı olduğu kesindir. Zahir bilgi; Kur"an-ı Kerim, Sünnet ve onlara dayalı kelam tefsir ve fıkıhtır. Bu sebeple en büyük sufilerden İmam Rabbanî keşif ve ilhamın, yani bir bakıma marifetin zahir bilgi ile çatışması halinde, farklılık kıl kadar bile olsa onlara itibar edilmeyeceğini, atılacaklarını ve zahir bilgiyle hareket edilmesi gerektiğini söyler. Bunun içindir ki, vahiyden serazat bir felsefenin isabeti hesaba katılmayacak kadar az bir ihtimaldir.

Ama şöyle de diyebiliriz: Sufilerin marifet dedikleri bilgi gaybe ait bir bilgidir. Gaybın bilgisi çok karmaşık ve sınırsız olduğu için o ancak vahiy ile teyit edilirse marifet sayılabilir. "Marifet" kelimesinden de bu anlaşılır. O bir tanımayı, tanışmayı ifade eder. Sanki sadece vahiyle tanışan, örtüşen bir gayb bilgisi marifet olabilir. Aksi, zandır, hayaldir, spekülasyondur...

Allah müşriklerin temel özelliklerinden söz ederken der ki, "söyle onlara, yanınızda ilim adına bir şey var mı? Varsa bize onu getirin. Siz zandan ve tahminden başka bir şeye uymuyorsunuz!" (6/148).

Yine buyurur ki,

"Eğer sen dünyadaki insanların çoğuna uyacak olsan onlar seni Allah"ın yolundan saptırırlar. Çünkü onlar bilgi olarak sadece zanna uyarlar, sadece tahminde bulunurlar" (6/116).

"Allah"tan gayri ortaklardan dilenenler, zandan başka bir bilgiye uymuş, tahminden başka bir yol izlemiş olamazlar" (10/66).

"Meleklere kadın adı verenler bunu ilimle yapmıyorlar, sadece zanna dayanıyorlar. Oysa zan hakikat adına hiçbir şey ifade etmez" (53/28).

Bunlar gibi onlarca ayeti kerime ilimle, yani vahiy bilgisiyle, ya da İmam Rabbanî"nin dediği gibi, zahir ilimlerle desteklenmeyen bilgilerin zan ve tahminden öte geçmeyeceklerini ve onlara uyanların yanlış yolda olduklarını anlatmaya yeter. Onun için eski sufiler, "görünmeyen âlemden bize bir takım haller geldiğinde biz buna Kitap"tan ve Sünnet"ten iki adil şahit bulmadıkça onlara itibar etmezdik" demişler. Tasavvufun günümüzdeki baş problemi de buradadır. Yani tasavvufu insanların gözünden düşürenler de yine zanna ve tahmine dayanan sufilerdir.

Söylediklerimize şöyle bir haşiye de ekleyelim:

İlimin kaynağı Allah"tır ve O herkese farklı bir ilim vermiş olabilir. Çünkü herkesin konumu ve durduğu yer farklıdır. Öyleyse önemli konularda ancak ortak akılla isabetli bir sonuca varılabilir. Çünkü çok yönü olan bir konu, çok yönlü bilgiye ihtiyaç duyurur. Bu da ancak müzakere ile elde edilebilir ve bu aynı zamanda hiç kimseyi ve hiçbir bilgiyi küçümsememeyi gerektirir. "Her bilgi sahibinin üzerinde bir iyi bilen vardır" (12/76) anlamındaki ayeti kerime bir bakıma da "herkes bir şeyi diğerinden daha iyi bilebilir" demek olmalıdır. Bundan olacak ki, Kur"an-ı Kerim"de mesela muhkem ve müteşabih ayetler gibi zor konular anlatıldığında arkasından "bunu aklıselim sahiplerinden (ulü"l-elbâb) başkası anlayamaz" (3/7) denir. Kur"an-ı Kerim bu kavramı on yedi yerde ve hep çoğul olarak kullanır. Yani bir kişinin tek başına anlayamayacağı şeyler vardır ve onları ancak ilimde rusuh bulan, durulan âlimler ortak müzakere ile anlayabilirler. Ta ki kimse

ilmiyle gururlanmasın.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.