Yazarlar Bazı öğretmenler hayatın uzağında lakin sosyal medyanın tam ortasında

Bazı öğretmenler hayatın uzağında lakin sosyal medyanın tam ortasında!

Fatma Barbarosoğlu
Fatma Barbarosoğlu Gazete Yazarı

Ahali her gün neredeyse onlarca vidyo seyrediyor. Hal hatır sormaların yerini, birbirine cep telefonundan vidyo göstermeler aldı. Sosyal medyada yer almayınca kimse kimseden haberdar değil, ne aile hukukunu gözeten muhabbet, ne arkadaşlık hukukuna riayet eden kadirşinaslık, ne komşuluk hukukunu gözeten dikkat var. Bütün dikkatler viral olan yani bir virüs gibi yayılan vidyolara aktarılmış durumda. Herkesin diline düşecek, “gözüne girecek” vidyonun sahibi olmak Mars’ta toprak, mal mülk sahibi olmak ile eş değer.(Niye Mars? Üzerinde düşünün derim.) Hal böyle olunca bebeğini çamaşır makinesinin içine koyup fotoğrafını paylaşan ebeveyn, öğrencilerin komik hallerini öğrencinin mahremiyet hakkına hiç riayet etmeden yayınlayan öğretmen vidyoları çığ gibi büyüyor.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Fatma Barbarosoğlu : Bazı öğretmenler hayatın uzağında lakin sosyal medyanın tam ortasında!
Haber Merkezi 12 Nisan 2019, Cuma Yeni Şafak
Bazı öğretmenler hayatın uzağında lakin sosyal medyanın tam ortasında! yazısının sesli anlatımı ve tüm Fatma Barbarosoğlu yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!


Seyreden seyrettiğini tüketip geçiyor. Sormadan, sorgulamadan, peki ama demeden bir kaç saniyelik kahkaha, bir kaç beğeni için her şeyi imha edilmesinde bir sakınca görülmüyor.

Çok mu abartılı geldi cümlelerim! Peki o halde size bir öğretmen vidyosunda yer alan diyalogu aktarayım. Çoğunuz bu vidyoyu gördü muhtemelen. Ama kaçınız kalben buğzetti? Kaçınız o vidyonun yanlışlarını gördü?

Bir sınıf. Öğretmeni sadece ses olarak duyuyor, fakat vidyonun öznesi olan Behiye’yi ve Behiye’nin arkasında oturan öğrencileri bütün netliği ile görüyoruz. Çocuklar vidyo çekildiğinin farkında. Hatta bir tanesi kameraya el sallayarak kendisini belirginleştirme girişiminde bulunuyor.

Adını bilmediğimiz öğretmen ile öğrencisi arasındaki diyalog şöyle:

Öğretmen: Behiye ileride hangi mesleği yapmak istiyorsun?

Öğrenci: Hocam hiçbir şey olmak istemiyorum.

Öğretmen: Neden? (Öğretmenin neden diye soran ses tonunda öğrencisinin mesleksizlik seçimini adeta onaylayan bir rikkat, hissediliyor. Aradığı cevabı tam da bulmuşçasına memnun öğretmen.)

Öğrenci: Hocam sıcacık yatağımızdan kalkıyık, işe gidiyik, ordan yorgun yorgun geliyik eve, gözümüzün altı hep böyle kırışiyi, (el hareketiyle göz torbalarını tarif ediyor ve sınıf gülüyor),somurtuyi (yüz ifadesi ile somurtmayı tarif ediyor).

Öğretmen: Bundan dolayı meslek sahibi olmak istemiyorsun. Tamam canım. Otur.

Öğrenci inanılmaz bir performans gösteriyor. Tiyatro performansı. Öğretmen bütün öğrettiklerini sahnede eksiksiz uygulayan öğrencisinin “başarısından” pek memnun olmalı ki, sadece vidyoya çekmekle kalmıyor bu “an”ı, aynı zamanda bütün Türkiye’yi sahne yapmak gayretiyle yayımlıyor.

Vidyonun sahibi olan öğretmen, öğrencisinin “doğaçlama”sından pek memnun ama biz öğretmenin bir eğitimci olarak performansından hiç memnun olmadık. Olmamalıyız. Milli Eğitim Bakanlığı öğrencilerinin vidyolarının yayınlayan öğretmenler hakkında ciddi bir müeyyide uygulamak zorunda.

Tekrarlayacağım, yukarıda okumuş olduğunuz diyolog sınıf ortamında Behiye ile erkek öğretmen arasında geçiyor.

İlk soru şu: Çocukların sorulara verdiği cevaplar niye kameraya alınıyor?

Soru iki: Kamera kaydı olan her şeyi tepe tepe kullanma hakkımız mı var?

Soru üç: Behiye kameraya değil de başka bir ortamda konuşsaydı ne söylemiş olacaktı?

(Milli Eğitim Bakanlığı çocukların “mesleksizlik” tercihi üzerinde ciddiyetle durmalı.)

İ-nesli için yani 1995’ten sonra dünyaya gelenler için öncelik fenomen olmak. Dile düşsün de nasıl düşerse düşsün.

Öğretmenlerin görevi öğrencilerin fenomen olmasına katkı sağlamak değil.

Ve en önemli soru: Erkek öğretmen kız öğrencinin mesleksizliği yücelten, çalışmayı olumsuzlayan tavrını niye tashih etmeye çalışmıyor?

Bir meslek sahibi olmadığında yataktan istediği zaman kalkacağı, hiç yaşlanmayacağı ve hiç yorulmayacağı bir hayat düzeneğinin hiç mümkün olmadığına dair öğrencilerini hayata hazırlamakla mükellef değil mi bir öğretmen!

Üstelik bu vidyo bütün meslek sahibi kadınları ve özellikle de kadın öğretmenleri aşağılamıyor mu?

Bitmedi, sıcak yatağından kalkmamak için meslek sahibi olmamayı ideal olarak benimseyen kız öğrenci yarın çocuk sahibi olduğunda sıcak yatağından nasıl kalkacak?

Bir mesleği olmadan hayatını nasıl idame ettirecek?

Bu kız çocuğunun nineleri, annesi, sıcacık yataklarından kalkarak ektiler, diktiler, hayvanlara baktılar, ortalığı silip süpürdüler, çamaşır yıkadılar, yemek pişirdiler, ekmek pişirdiler, kışlık nevaleyi yazdan hazırladılar. Ve halâ hazırlamaya devam ediyorlar.

O halde öğretmen bu vidyo ile kime ne mesaj vermiş oldu?

A- Tiyatroya çok kabiliyetli öğrencilerim var.Behiye‘ye tiyatrolarda yer verilsin.

B- Çalışan kadınlar kavgacı, sinirli ve gergin olur. Kadınların çalışması yasaklansın.

C- Hayatı anlamak, öğretmeni olduğum çocuklara hayatı öğretmek noktasında yetersizim, bari hepimiz eğlenelim.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.