Yazarlar Bir insanı sohbeti ve kişiliği ile severiz Alevi ya da Sünni olması ile değil

Bir insanı sohbeti ve kişiliği ile severiz Alevi ya da Sünni olması ile değil!

Fatma Barbarosoğlu
Fatma Barbarosoğlu Gazete Yazarı

Çarşamba günü, ÖSYM üniversiteye yerleştirme sonuçlarını açıkladı. Bu yıl üniversiteye başlayacak öğrencilere, üniversite değiştirmek zorunda kalan öğrencilere, hakkınızda hayırlısı olsun diye dua ederek başlayayım evvela.
Çarşamba günü açıklanan neticeler tuhaf bir şekilde bana sınavın yapıldığı günü hatırlattı. Bir resim gibi geldi gözümün önüne o gün yaşadıklarım. Vardır bunda bir hayır diyerek sizlere anlatmak istedim. Buyurun:
Aylardan ramazan, günlerden Cumartesi. Üniversiteye girişin Fen sınavı için ter döken gençlerin anne babaları olarak okulun önündeki kafeteryada oturuyoruz. Niyetliyim. Başı açık kişilerin sigara içmesi, börek yiyip kahve içmesi bir kaç yıldır ilgi alanımda değil. Hayretimin bütün frekansı başı örtülülerin ulu orta yemek yemesinde sabitlenmiş durumda.
Yine öyle oldu. Kırk yaşlarındaki başörtülü kadının havaya üflediği sigara dumanlarını görmemek için konumumu değiştirmeye uğraşıyorum. Ya güneşin gözünde oturup başörtülü sigara içen kadını görmeyeceğim ya da gölgeye oturup onun sigara dumanı ile duygularımı bağdaştırmaya uğraşacağım.
İlk yarım saat kafeteryanın masalarına oturmamakta direndim. Yiyen -içenlere ait o masalar. Ticari kurumun ekmeğine engel olmamalıyım. Güneşin gözünde beklerken gelmekte olan migren atağının keskinliği ile aklıma paket yaptırıp eve götürmek geldi (orada oturmaya hak etmem gerekiyor çünkü) ve masalardan birine doğru meylettim. Bir masada tek başına oturan ve kitap okuyan siyah saçlı, yeşil gözlü aşağı yukarı benim yaşlarımda olan bir hanımdan masasına oturmak için izin istedim.
Buyurun dedi. Evden, hemen dönmek niyeti ile çıktığım için (kızımı bırakıp dönecektim, nöbeti babasına devredecektim çünkü) yanıma ne kitap ne de elektronik kitap okuyucumu almıştım. Bir oturdum iki oturdum canım sıkıldı. Masadaki hanımın bir kitabın sayfaları arasında kaybolmuşluğu kitap okuma arzumu hat safhaya çıkardı. Bostancı'yı iyi bildiğim için 2. el kitaplar satın aldığım dükkana gittim. Kalabalığın içinde kolay okuyabileceğim bir kitap dedim. Sahaf bir iki polisiye önerdi. Yok dedim bir öykü kitabı bana iyi gelir. İş Bankası yayınlarının çıkarmış olduğu bir öykü kitabını alıp masama geri döndüm. O vakte kadar benimle ilgilenmemiş olan masanın ilk sahibi kitabıma baktı ve İş Bankası yayınları dedi biraz şaşırmış olarak. Siz ne okuyorsunuz dedim.
Okuduğu kitap Diyarbakırlı Ermeni bir yazara ait idi. Ben de “Hemşerim Sen Nerelisen?” kitabını okumuştum aynı yazarın dedim. Yok dedi o bu değil. Derken kitaplardan konuşmaya başladık. Laf lafı açtı ben henüz aldığım kitaptan sadece bir öykü okuyabilmişken sohbetin engin sularında kaybolduk.
Sohbetin ilerleyen bölümlerinde kendisinin Dersimli olduğunu öğrendim. Köyüne gidişlerini, köyündeki kadınların tembel bir hayat yaşıyor oluşlarından duyduğu endişeyi dile getirdi. Bizim oralarda ceviz olur dedi. Bizim oralarda da dedim. Başladık cevizlerden konuşmaya. Türkiye insanının tembelliğinden cevizlere geçtik. Cevizlerden gençlere.
Öyle doğal bir sohbet idi ki, sözü yere düşürmeden aynı dert ile yüklü iki kadın olarak ilerleyip geçiyorduk hayatın ara sokaklarından, kalabalık caddelerinden. Derken eşim geldi. O da dahil oldu sohbete. Eşim daha sonra masadaki hanımın benim liseden bir arkadaşım olduğunu yıllar sonra karşılaşıp da kaldığımız yerden devam ettiğimizi sandığını söyledi. Hayır. Ben onunla bir saat önce tanıştım dedim.
Aynı derdin insanı birbirini her yerde tanır. Adresini aldım. Kendisine kitaplarımdan göndereceğimi söyledim. Gönderdim. İnşallah eline ulaşmıştır. (Telefon numarasını almadığım için eline ulaşmayabileceğini sonradan öğrendim.)
Kafeteryada başörtülü, Sünni bir sürü kadın vardı ihtimal. Ama ben onun masasına oturdum. Çünkü kitap okuyan tek kişi oydu. Ruhumuzun arkadaşı zamana aynı frekanstan karıştığımız insanlardır.
İnsanlarla ilişkimizi selam ile başlatır kelam ile ilerletiriz.
Hayatı bir kelam tartışması gibi yaşamayız.
Karşımızdakinin hangi mezhebe bağlı olduğu ile hiç ilgilenmeyiz.
Bizi birbirimize uzak ya da yakın eyleyen mezhebimiz değil meşrebimizdir.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.