Yazarlar Üstün yetenekli çocuklara devletin reva gördüğü "üstün" ihmal

Üstün yetenekli çocuklara devletin reva gördüğü "üstün" ihmal

Fatma Barbarosoğlu
Fatma Barbarosoğlu Gazete Yazarı

Bazı konular kendisini her daim başköşeye taşıma kabiliyetine sahip. Bu tür konular genellikle incir çekirdeğini doldurmaz konular oluyor. Lüzumsuz meşgale konuları.

Mesela?

Bilmem nerde bilmem hangi kaplanın bir batında dünyaya getirdiği beş yavrusu gibi. Bu haberi önemli kılan kaplanın bir batında beş yavru dünyaya getirmesi mi, yoksa yavrulardan birine Obama isminin verilmesi mi bilmiyorum.

Hem eleştirip hem niye paylaşıyorum o halde?

Bu haberin defaatle paylaşıldığı ortama TBMM"nin bomboş fotoğrafı düştü. Mesajın sahibi AK Parti İstanbul milletvekili Halide İncekara.

İncekara, haklı olarak üstün yetenekli çocuklarla ilgili olarak yapılmakta olan toplantıya, vekillerin ezici bir çoğunlukla "etkisiz ve tepkisiz" kalmasını eleştiriyor, üstün yetenekli çocuklara gereken ilgi gösterilmediği sürece Türkiye"nin önemli bir sorunu varlığını korumaya devam edecek diyordu.

Bir batında beş yavru dünyaya getiren kaplan haberi kadar medyada yer almayan üstün yetenekli çocuklarla ilgili olarak Çocuk Vakfı Başkanı Mustafa Ruhi Şirin yıllardır çalışıyor. Ancak Mustafa Ruhi Şirin"in beklentileri ile devletin stratejileri arasında yıllardır bir geçişkenlik noktası oluşturulamıyor.

Çocuk Vakfı "üstün zekâlı ve yetenekli" çocuklar için Türkiye Yetenekleri Geliştirme Kurumu"nun kurulması için çağrıda bulunuyor.

Üstün yetenekli çocukların eğitimi derken bile esasında yanlış bir kavram kullanmış oluyoruz. Üstün yetenekli/zekalı çocuklar eğitilmekten ziyade yolculuklarına eşlik edilerek önlerinin açılması gereken çocuklar. Çünkü bu çocuklar başka türlü gören, başka türlü hisseden parça ve bütün ilişkisini çok farklı bir perspektiften değerlendiren çocuklar.

Üstün yetenekli çocuklara eşlik edecek üstün yetenekli öğretmen kadrosu diye bir yapılanmanın varlığından bahsetmek bile bugünün şartlarında fazla ütopik duruyor.

Neden mi?

Kendisi de Sosyal Hizmet görevlisi olan bir arkadaşım Ankara Fen Lisesi"ne yeğenini ziyaret için gittiğinde yaşadığı şoku şöyle anlattı: "Yıllardır suçlu çocukların rehabilite edilmesi için çok emek verdik. Önemli bir mesafe kat ettiğimizi düşünüyorum. Fakat biz suçlu çocukların rehabilitesi için seferber olurken; mesela, Sincan"da fiziki şartları olabildiğince iyileştirmeyi çalışırken; Ankara Fen Lisesi"nde öğrencilerin beş kişilik odalarda fiziki şartları çok yetersiz olan ortamlarda eğitim gördüklerine tanık oldum. Yaşadığım şoku ifade etmeme imkan yok."

Hatırlar mısınız, Kraliçe"nin sabık gelini York Düşesi Sarah Ferguson Sosyal Hizmetler"e ait bakım ve rehabilitasyon merkezinde gizlice çekim yapmış ve bu çekimi tv kanalında yayınlamıştı.

Korunmaya muhtaç çocuklarla ilgili olarak "el alem bize ne diyor" temalı derlenip toparlanma performansına adamıştık kendimizi bu vesile ile.

Sorun şu ki, üstün yetenekli çocuklarla ilgili "el alem" bizi denetlemeye kalkmadığı için bizim kendimizi görmeye hiç niyetimiz yok. Üstün yetenekli/zekalı çocuklara "üstün" ihmal performansı üzerinden katkılarımızı her aşamada sunmaya devam ediyoruz.

Konuya devam etmek için mektuplarınızı bekliyorum.

Bilgi toplumu çağında üstün yetenekli çocuklar için bir strateji geliştirememiş olmamızı hepimizin dert edinmesi gerekiyor.

Üstün yetenekli çocuklar, ülkelerin başına konmuş talih kuşudur. Ne ki bazıları bunu görmez, bazıları da başka milletlerin "talih kuş"larını da kendine çeker.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.