Yazarlar EURO 2008"in ardından

EURO 2008"in ardından

Gökhan Özcan
Gökhan Özcan Gazete Yazarı
Haziran ayını dolduran futbol heyecanı, gazete köşelerini dolduran kalem erbabına azıcık siyasi gündemin dışına kaçıp futbola yönelme fırsatı sağladı. Ben de bu fırsatı son kez kullanmak üzere turnuvanın ardından milli takımımızın futbolu ile ilgili birkaç noktaya değinmek istiyorum. Bir önceki yazımda kenar yönetimiyle ilgili kanaatlerimi maçlar tamamlandığında ifade edeceğimi yazmıştım. Şimdi maçlar tamamlandığına göre, söze kenar yönetiminden, yani Fatih Terim''den başlayabiliriz.

Fatih Hoca''nın kariyeri adına başarılı bir turnuva geçirdiğine şüphe yok. Pek çok yabancı otorite, Fatih Terim''i şampiyonanın en iyi teknik direktörü seçti. Ben bu konuda tereddütler taşıyan azınlığın içindeyim. Fatih Terim''in hocalığı ile ilgili değil tereddütlerim, hocalık kalitesi ortada. Bu şampiyonada alınan derecede de elbette etkisi büyük. Ancak Türk Milli Takımı''nın oynadığı maçların toplam dakikası içinde galip götürdüğü bölümün bu kadar az olmasında bir sıkıntı olduğunu da düşünmeliyiz. Kabul etmeliyiz ki futbol oynadığımız kısa zaman parçalarında müthiş skorer idik. Futbolcularımız Portekiz maçının tümünde, İsviçre maçının büyük bir kısmında, Hırvatistan maçının son iki dakikası hariç tamamında çok kötü bir futbol ortaya koydular. Geriye kalan az zamanda çok ve büyük işler başardığımız bir gerçek. Ama nasıl çok iyi oynadığımız bir maçtan sonra birkaç dakikalık hatalar zinciriyle kaybettiğimiz Almanya''yı maçın gerçek futbol galibi olarak görmediysek, bizi yarı finale kadar taşıyan seride aldığımız birkaç dakikalık galibiyetleri de önümüzdeki süreçte tartışmalıyız. Bu tartışma, yakalanan bu tarihi başarıyı asla gölgelemez, bundan kimsenin şüphesi olmasın.

Fatih Hoca''nın, yakalanan başarıda olduğu gibi, maçların iyi futbol oynamadan geçirdiğimiz ve genellikle skor olarak geriye düştüğümüz dakikalarında yanlış seçimleriyle önemli ölçüde pay sahibi olduğunu düşünüyorum. Sadece bir örnek vereceğim: Bugün turnuvanın altın on birinde milli takımımızdan sadece Hamit Altıntop var. Ve yeri orta saha... Emre Belözoğlu sakatlanmış olmasa, orta sahada diğer formüller tutsa, Hamit Altıntop''u muhtemel ki turnuvanın en kötü on birinin sağ beki olarak görecektik. Bu elbette konuşulması gereken bir hata... Böyle çok bariz başka hatalar da yapıldı, bunların da komplekssiz biçimde masaya yatırılması gerekiyor. Yoksa önümüzdeki Dünya Kupası elemelerinde yine potansiyelimizin altında bir performans gösterir, bu defa son dakikalarda durumu lehimize çeviremeyebiliriz. Aslolan şu ki, Türk Milli Takımı, eğer kenar yönetimi herkesin bildiği basit doğruları uygulamayı kendine yedirebilirse son dakikaları beklemeden rahatlıkla istediği neticelere ulaşabilecek kalitededir.

Bundan sonrası için de kendimce bazı tespitlerim var. Bence takımın lideri rolü artık Hamit Altıntop''tan alınmamalıdır. Klasik birkaç sağ bek milli takım kadrosuna kazandırılmalıdır. Genel anlamda defansif seçenekleri arttıracak taramalar mutlaka yapılmalıdır. Mükemmel hücumların hemen ardına berbat savunma örneklemeleri ekleme yanlışından kurtulmak için çare aranmalıdır. Artık Rüştü olmadığına göre Volkan''ın yerine bir ikinci kaleci bulunmalıdır. Bu arada Volkan da bir terapiden geçirilmelidir. Emre Belözoğlu ve Gökhan Zan''ın kronik sakatlık sorunları iyi hesaplanarak turnuva ortasında kadro zafiyetine düşülmemelidir. Avrupa liglerindeki Türk futbolcular daha iyi izlenmeli Eren Derdiyok''lar, Ümit Korkmaz''lar tıpkı Mevlüt Erdinç gibi kazanılmalı, elden kaçırılmamalıdır.

Hepsinden daha önemlisi Türk Milli Takımı 2010 Dünya Kupası''na ciddiyetle ve bu defa en üst dereceyi almak üzere hazırlanmalıdır.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.