Yazarlarİşi hayatlaştırmak

İşi hayatlaştırmak

Gökhan Özcan
GökhanÖzcanGazete Yazarı
Hayatımın hiçbir döneminde çalışkanlığıyla nam salan insanlardan biri olamadım. Ama aşırılığa düşüp hayatını işinden ibaret kılanlardan da olmadım. Birinci halden pişmanlığa düştüğüm, "Keşke biraz daha çalışkan biri olsaydım da şu şu işleri zamanında yapsaydım" dediğim anlar oluyor. Ama ikinci halden yakamı sıyırdığım için her an şükrediyorum. Çünkü işini hayatlaştıran insanlar çok zavallı görünüyorlar gözüme. İlk bakışta işini hayatının her anına yayacak kadar durumu abartan bu insanların bunu hırsları dolayısıyla yaptıklarını düşünmek mantıklı. Ama bence yine de bu insanlık boşalmasını tam olarak açıklayamıyor bu düşünce. Paraya, kariyere, şöhrete, her türlü kazanca tamah eden insanlar elbette var, itirazım buna değil... Biraz geride durup bu ihtiras tramvayına binenleri izlediğinizde güçle, kudretle, parayla, kazançla, kariyerle, şöhretle zıt yönde bir zavallılık halinin farkına varıyorsunuz.

Bu devrin insanlarının hemen bütün ''debelenme''lerinin altından sırıtıyor bu zavallılık hali... Sanki herkes aşırı bir hareketlilikle, telaşla ve hatta panikle hayatındaki bir ayıbı, gizlenemez bir boşluğu örtme gayretinde. İşini hayatlaştıranların ihtirası, belki de sadece ellerindeki yaşama bahanesini kaybetmemenin telaşından türüyor. Günleri dolduran o bahaneyi kaybedince yerine bir şey koyamayacak olmanın korkusu...

Yaşamak için bir sebep, yürümek için bir yol... Yeni hayatın insanlarının cevabını bulmakta en çok zorlandıkları sorular bunlar... Yola yanlış bir yerden çıkmış olmanın da delili... Hayatın içini bir şeylerle doldurabilme telaşının altında, ruhları dolduran o kocaman boşluğun kuşkusuz payı büyük.

İnsanlar artık karınlarını doyurmak için değil, asıl ruhlarını doyurmak için çalışıyorlar. Uyuşturucu bağımlılığı gibi bir şey bu... Bütün boşlukları örtecek kadar büyütülen bir boşluk... Bütün uyanmaları engelleyecek bir uyku... İçinde çok kahırlı bir soru taşıyor bu tablo: Bir hayatı olmayan insanlar kazandıklarıyla ne yapacaklar?

Her insan gibi ben de cebimdekinden daha fazla param olsun isterim. Yapmayı istediğim halde yapamadığım birçok şey var. Ama oturup bir hesap kitap çıkarınca, hayallerimin maliyetinin bir tavanı olduğunu rahatlıkla görebiliyorum. Sülalesine yetecek kadar parası olan bir adam, neden daha fazlasını istemeye devam eder? Hırs mı? Evet elbette hırs var işin içinde, ama bu sözcük benim bu zavallıca ''debelenme''yi anlamama yeterli gelmiyor.

Bundan öte bir şey var, kurgunun zenginler için de, yoksullar için de yanlışlığını işaretleyen bir şey... Bunun üzerinde düşünmemiz, bunu anlamaya çalışmamız lazım. Evet, bunu tam da "bunca işin gücün arasında" yapmamız lazım. Bugüne kadar bu zihinsel sürtüşmeden kaçtığımız, kaçındığımız için debelenip duruyor varlığımız belki de bugün!

Biz hayatın ötesini de gören bir mantıkla düşünmeye başlamadıkça, modern vehimlerle yerine koyduğumuz her şey hayatımızı küçültecek, azaltacak, eksiltecek. Hayat ruhlarımızı doyuramayacak kadar küçüldükçe, azaldıkça, eksildikçe, biz elimizdeki zavallılıklara daha fazla muhtaç hale geleceğiz. Yani bahanelerimize...

Kısır bir döngü bu! Döngüyü durdurabilmek için kısırlıktan kurtulmak tek yol... Hayatı yeniden hayatlaştırmak istiyorsak...