Yazarlar Kaideye tutunmak

Kaideye tutunmak

Gökhan Özcan
Gökhan Özcan Gazete Yazarı

Bugün olan bitene mesafemizi kısa tutarsak, her şeyi çok iyi görürüz mü zannediyoruz? Orada gördüğümüz şey neyse, onda yaşadığımız her şeyin bir izahını bulabiliriz fikrine mi kapılıyoruz? Oysa ki bugün olan yarına kalmadan silinip gidiyor. Yerine başka başka şeyler geliyor. Olan bitenin bu çılgın akışkanlığı gözleri, görüşleri esir alıyor. Yetmiyor, hararetinden zihinler kaynaşıyor, bilinçler kamaşıyor, dikkatler kan ter içinde kalıyor. Bu fikri koşuşturmadan olsa olsa asabiyet çıkıyor.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Gökhan Özcan : Kaideye tutunmak
Haber Merkezi 05 Ekim 2018, Cuma Yeni Şafak
Kaideye tutunmak yazısının sesli anlatımı ve tüm Gökhan Özcan yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!


Ve işin fenası, asabiyetle her türlü akışkanlık girdaba dönüşüyor, bulaşanı içine çekiyor, bir daha zinhar bırakmıyor. İşin garibi; kıyıda kendini serin tutarak ne olup bittiğini hakkıyla anlamaya çalışanlar, yaşananlara dair muhakeme geliştirmeye gayret edenler, körü körüne sürdürülen bu vuruşmanın hararetinden berî durdukları için hakkaniyetten geri durmakla suçlanıyor. Bütün bunlardan ne bekleniyor? Doğrunun nerede kaybedildiği aranmadan sorulmadan, meselenin, meselelerin temeline inilmeden, insanı insanlık kaidesinde tutan fıtrî inceliğin, güzelliğin, doğruluğun peşine düşülmeden, her gün eldeki yanlış yaftalı etiketleri pürtelaş etrafa yapıştıradurmakla bir fayda hasıl olur mu zannediliyor? Yoksa, herkesi yanlışla etiketlemek kendini temize çıkarmanın kestirme bir yolu olarak mı addediliyor? Hiç tanımadan, bilmeden, yakınına girmeden hazır yargılarla, sivri önyargılarla hayatları mahkum etmek ve uluorta infaz etmekle nedir elde etmek istenen? Kendi büyük insanlığını görünür kılabilmek için bütün insanları kılıçtan geçirmeye azmetmek nasıl bir şey? Ki insan, hakikaten insansa, hiçbir fazladan gayrete gerek olmadan her kalabalığın içinde görünür olmuştur bunca zaman! Neyin mücadelesidir bu? Herkesten daha haklı, herkesten daha duyarlı, herkesten daha doğru, herkesten daha yiğit, herkesten daha vuruşkan olmak için mi açılıyor her gün bu sözel cepheler? Bu mudur amaç, bu mudur insan olmaktan, insanlığa dair meselesi, derdi olmaktan murad? Yoksa, doğruyu mümkün olan en çok insanı içinde tutacak şekilde tahkim etmek mi olmalıdır insan olanın üstüne düşen?

“Mısır ülkesinde sultan olmadan,/ Kenan illerinde kul olmak ola./ Beylerin eğninde atlas olmadan,/ Abdallar sırtında çul olmak ola./ Ey gönül fark eyle astarı bezi,/ Cana hayat verir kâmilin sözü,/ Ne duyucu deyici ol her sözü,/ Beyhude cevaptan lâl olmak ola” demiş Şarkışlalı Aşık Veli, rahmet olsun.

Sanıyoruz ki, ‘Kıyametin kopacağını bilseniz dahi elinizdeki fidanı dikiniz’ hadis-i şerifi yalnızca ağaç dikmeyi teşvik etmek için söylenmiştir. Aksine bu sözün anlam katmanları içinde şu şiar vardır: Her yeri kargaşanın sardığı zamanlarda dahi, hayatın özünü yaşatacak olan kaideyi ayakta tutunuz!

“Bizi köklerimizden uzaklaştırdıkça artan bir gelişme seline kendimizi kaptırdık gidiyoruz. Çoğu zaman, geçmişten kopmak, geçmişi yok etmek demektir. Böyle olduğunda, ileriye doğru gitmekten başka bir olasılık kalmaz. Oysa medeniyetimizin getirdiği ‘hoşnutsuzluk’, köksüzlüğümüzün ve geçmişle bağlantımızın yetmesinin sonucudur” diyor Carl Gustav Jung, ‘Anılar, Düşler, Düşünceler’ ismini verdiği eserinde.

Her insanı sırrını yansıtan bir ayna bilip, oradan kendi ahvaline bakan insanlar da var.

“Ne ki bir insan bir insanda bir fenalık gördü” dedi meczup, “kendinden bilmese, nereden bilsin?”

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.