Yazarlar Şükür, kibri eledi

Şükür, kibri eledi!

Gökhan Özcan
Gökhan Özcan Gazete Yazarı
"Futbol aslında sadece futbol değildir" cümlesiyle başlayan yüzlerce yazıya bir tane daha eklemek değil niyetim. Futbola boyundan büyük anlamlar yüklemekten ya da futbol-fado-fiesta klişesini zihnime sakız etmekten de özenle kaçınacağım. Ancak, pek çoğunun lüzumu tartışılır gündem maddelerimizi bir anda süpürüp kenara atan futbol gerçeğine klişelerden ve önyargılardan uzak bakma denemeleri yapmayı da hiç hafife almıyorum. Türkiye''nin finale giden yolda ya tamam ya devam diyeceği kritik Almanya maçına birkaç gün kala futbolun tekniğine, stratejisine dair sözleri erteleyerek insanlarımızın ahvaline biraz daha yakından bakmayı tercih ediyorum.

O ahvalin içinde elbette coşku var, mutluluk var, heyecan var, gurur var. Ama ilginçtir çok bariz ve görünür biçimde "şükür" de var. Son bir hafta içinde, sadece bu sözcüğü sıkça işittiğimiz ağızlarda değil, çok daha çeşitli, çok daha kalabalık, çok daha farklı ağızlarda da bu sözcük çok daha sık, çok daha yaygın olarak telaffuz ediliyor. Nasıl bir gündemi bir köşeye süpürerek bu noktaya geldiğimize bakarsak bu tablonun anlamını daha iyi kavrama fırsatı buluruz.

Futbol tarihimizin en istisnai, en başdöndürücü maç serisinin ardından o başarının başrolündeki futbolcusundan başlayarak bütün topluma yayılan "şükür" kültürü, zannımca bu turnuvada Türkiye''nin ruh damarının aldığı en büyük galibiyetin nişanesidir. Türkiye''nin iç akıntısının medyatik pusulaların gösterdiği yönde değil, kendi mecraında sürdüğünün de delilidir. Kendiliğinden ortaya çıkan bu fotoğraf, kendi kafalarına göre bir Türkiye kompozisyonu kurup, o kompozisyona göre bir ülke dizayn etme şehvetinde olanların bugün değilse yarınki ''kıçüstü'' hallerinin fotoğrafıdır. Bu millet birileri sürekli eline iskambil kâğıtları tutuşturduğu için tarihiyle kumar oynamayacaktır, bu da kesin bir gerçektir.

Türkiye''de futbolun ve futbol seyircisinin haklarında kurulabilecek pek çok olumsuz cümlenin yanı sıra şöyle çok önemli bir fazileti vardır: Bütün sesleri bastırır, bütün yönleri değiştirir, bütün gerçekleri susturursunuz, tribündekiler hariç... Oradaki insanlar, küçük gruplaşmaları bir yana bırakırsanız, tam olarak ve en açık sözlü haliyle derin Türkiye''dir. İsyanlarını, taşkınlıklarını, olumsuzluklarını tıraşlarsanız, geriye buz gibi bir Türkiye kalır. İdeolojiler, önyargılar, dayatmalar üstü bir Türkiye... Dip akıntılardan beslenen en gerçek Türkiye odur. Bu kadar başdöndürücü bir sürecin baskın karakteri şükür kültürüyse, bilin ki Türkiye''nin hissiyatı da odur. Gerisi istisnadır, safradır, toplumsal süreç denen şey günü gelir tükürür atar bünyesinden o kiri.

Önümüz Almanya maçı... Doğrusu bu heyecanı yaşayan milyonlarca insan gibi ben de önemsemiyorum ne olacağını o doksan ya da yüz yirmi dakikada... Çünkü olan zaten oldu, biz kazandık. Belki de hayatımda ilk defa, kalabalığın şekil ve şemailine hiç bakmadan gönül rahatlığıyla "biz" diyorum. Çünkü üç doksan dakika boyunca o "biz"i on bir kişi kılığında yeşil sahada gördüm. Yaptıklarına elin gavuru bile "İnancın Zaferi" dedi. Eskiden olduğu gibi olmadı bu defa, bir terminolojik kasılma yaşamadım, bu gerçekten inancın zaferiydi çünkü. İnancın zaferi!.. Ne kadar berrak, ne kadar şık!.. Şükürler olsun!

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.