Yazarlar Yalnız hüznü vardır kalbi olanın

“Yalnız hüznü vardır kalbi olanın”

Gökhan Özcan
Gökhan Özcan Gazete Yazarı

Üniversite yıllarında elden ele dolaşan fotokopi nüshalarından tanıdım birçok dostum, arkadaşım gibi İlhami Çiçek şiirini, Satranç Dersleri’ni... Okuyanlar bilir, bir kere size dokunmasına izin verdiniz mi bir daha sizden ayrılmayan bir şiirdir bu. İlhami Çiçek, sadece surlarımızda gedikler açan bu ‘yaralayıcı’ şiirleriyle değil, aynı zamanda neredeyse ‘yalnız hüznü olan’ dokunaklı hikayesiyle de içimizde nüfuz ettiği hiçbir yerden çıkıp gitmedi bir daha. Oysa ne kadar da sessizce çıkıp gitmişti dayanılmaz acılarla daraldıkça daralan, azaldıkça azalan bir hayatın, kendi hayatının içinden yine böyle bir Haziran günü.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Gökhan Özcan : “Yalnız hüznü vardır kalbi olanın”
Haber Merkezi 14 Haziran 2019, Cuma Yeni Şafak
“Yalnız hüznü vardır kalbi olanın” yazısının sesli anlatımı ve tüm Gökhan Özcan yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!


Türk şiirini bir insanın bedeni olarak düşünürsek, o bedenin bazı acıyan yerleri olduğunu farkederiz. Hiç şüphe yok ki İlhami Çiçek, şiirimizin o acıyan yerlerinden biridir. Şiirine can kulağını verenlere o acıyı derinliğine hissettirir ve yaşatır. Çünkü o acı, tek başına İlhami Çiçek’in yüklenmeye çalıştığı ama yine hiç şüphe yok ki bir insanın tek başına tutup, kaldırıp, omuzlayabileceğinden çok daha büyük bir yüktür. O yük, bütün bir insanlığın hep birlikte omuzlaması gereken devasa anlam yüküdür. İlhami Çiçek, yetiştiği toprakların gözüpek yiğitliğiyle hiç gözünü kırpmadan o yükün altına girmeyi göze almış ama her faniye olacağı gibi bir zaman sonra o yükü taşımaktan yorulmuş, o yükle yaşamaktan mecali günbegün azalmış, tükenmiştir.

Bu çerçeveden bakarsak Satranç Dersleri, adeta tek bir insanın, şairin, hayatın her yerini işgal etmekte olan yaygın şuur kaybına bütün bir insanlık adına tek başına direnişidir. Öyle ki, anlamı bir göz odasında biriktirirken şair, hayatı nefes nefes akıp tükenmektedir diğer göz odasında kum saatinin. İlhami Çiçek şiiri, bedeli 29 yıllık bir hayatın yaşamayı kolaylaştıran bütün bahanelerinden vazgeçilmekle ödenmiş bir şiirdir. Şair, sırf ‘göğe bezgin bakan’lardan olmamak, yaşadığı sürece göğe yalın bir insan güzelliğiyle bakmayı sürdürebilmek için göğsünü açıkta bırakmış, kendini savunmamıştır zamanın süngü takmış hoyrat, acımasız, düşmanca saldırılarına karşı. Kaçılmaz ve kaçınılmaz olarak ölümcül yaralar almakla nihayetlenecek bu büyük savaşta yalınkalp bir şairin yegane cephanesi elbette sadece kelimeleri, imgeleridir. Bir satranç tahtasının üstüne özen, dikkat ve rikkatle dizdiği derin dizeleri, çetelesi çileyle tutulmuş gür ve zihinlerimizde yankılandıkça birer haykırışa dönüşen fısıltılarıdır.

Cuma günü Ankara’da, M. Latif Çiçek’in düzenlemek için uzun zamandır çok takdire şayan bir gayret ve ısrarla hazırlıklarını sürdürdüğü panelde, ‘Hüznün Şairi İlhami Çiçek’i anmak üzere toplandık. Vefatından tam 36 yıl sonra... Çok kalabalık değildik belki ama ilk andan son anına kadar hepimiz odağında bir derin şiirin ve bir kederli şairin bulunduğu bu yakıcı ve lirik duygunun tam içindeydik. Yani şairin dediği gibi, “hüzün öylece orta yerde” idi. Şahin Torun dostumuz kendisiyle aynı topraklarda boy atan bir fidan olarak İlhami Çiçek’i ve şiirini bizim bakamayacağımız bir yerden bakarak etkileyici ve derinlikli dokunuşlarla resmetti bize. Şair Asuman Susam, bir şairin bir başka şaire şiiriyle açtığı sırları paylaştı bizimle. Prof. Dr. Ali Utku, Satranç Dersleri’nin şüphesiz çok hak ettiği derinlikteki felsefî çözümlemesiyle İlhami Çiçek’in çok katmanlı şiir diline ve anlam dünyasına ışık tuttu.

Konuşmacıların dile getirdikleri arasında önemli tespitler vardı. Satranç Dersleri’nin ‘bitmemiş bir şiir’, İlhami Çiçek’in ‘şiirini terkeden bir şair’ olduğuna vurgu yapıldı mesela. Bu vurgu elbette şiirin eksik kalmışlığına yönelik eleştirel bir vurgu değildi. Aksine, Satranç Dersleri’nde toprağı delerek gün yüzüne çıkan gümrah şiir ırmağının daha başka nerelere akabileceği merakını okurunun zihnine bırakan bir şiirin, bir müstesna şiir damarının gücüne, muhtemel dalga boylarına ilişkin bir saptamaydı.

Panelle birlikte İlhami Çiçek’i anmak adına bir de Türkiye Satranç Federasyonu ile birlikte bir Satranç Turnuvası da düzenlendi. Bu fikri de çok şairane bulduğumu buraya not düşmek istiyorum.

Son olarak, satranç tahtasının üstüne dizdiği imgelerle hepimizi neredeyse ‘insan’ı kaybedecek kadar kapılmış olduğumuz ‘oyun’u hatırlatan hüzünlü, kederli, yiğit şair İlhami Çiçek’e Allah’tan rahmet diliyorum.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.