Yazarlar 1071den 1922ye Sabır, savaş zafer

1071’den 1922’ye… Sabır, savaş zafer

Hasan Öztürk
Hasan Öztürk Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Tarih yürüyüşümüzü nereden başlatalım? 1919’dan başlatsak yeni yetme bir cumhuriyetin ferdi olmakla yetinmek zorunda kalacağız. Oysa tarih yürüyüşümüz ne 100 yıla ne 1000 yıla sığar. Çünkü bu millet tarih yapıcı bir millet olarak her devirde var oldu, olmaya devam edecek.

Nedense tarih yürüyüşünü 100 yıl önce başlatmak isteyenler var…

Sanki binlerce yıllık Türk tarihi...

1000 yıllık Anadolu tarihi...

1200 yıllık Müslüman Türk tarihi yokmuş gibi.

Kendilerini köksüz, tarihsiz, görebilirler.

Lakin gerçek bu değil!

Gerçek şu: 30 Ağustos 1922’deki büyük zaferin ilk emri 26 Ağustos 1922’de verildi. Çünkü o emri o gün veren Gazi Mustafa Kemal, ceddinin izinden yürüdüğünün farkındaydı. Alparslan’ın mirasçısı olduğunun farkındaydı.

951 yıl önce 26 Ağustos 1071 günü Anadolu kapısını bize ardına kadar açan Sultan Alparslan’ın Malazgirt ovasında ordusuna verdiği emir ile 951 yıl sonra Anadolu’yu haçlı işgalinden kurtarmak için Mustafa Kemal’in verdiği emir aynıdır.

26 Ağustos 1071 de...

30 Ağustos 1922 de...Bir milletin tarih yürüyüşünde birbirinden ayrılmayacak mihenk taşlarındandır.

İkisi de büyük bir zaferdir. İkisi de bizimdir.

Ağustos ayı sabır, savaş, zafer ayıdır.

Ağustos ayı bizim için zafer ayıdır

Sıcaktır. Çetindir. Güçtür. Lakin Ağustos ayı bizim için zafer ayıdır. Büyük Taarruz’dan, Malazgirt’e, Kıbrıs’ın fethinden Mohaç’a, Belgrad’ın fethine, Çaldıran’a, Mercidabık’a kadar Türk tarihi Ağustos ayında zaferlerle doludur.

1071 Malazgirt Zaferi’nin yıl dönümü olan 26 Ağustos 1922’de Mustafa Kemal’in Büyük Taarruz’u başlatması gibi… 24 Ağustos 2016’da Mercidabık Zaferi’nin yıl dönümünde Türk Silahlı Kuvvetleri DEAŞ belasını bertaraf etmek için Fırat Kalkanı Harekatı’nı başlatmıştır.

Kıbrıs’ın fethi de Ağustos’ta, Kıbrıs Barış Harekatı da Ağustos’tadır.

Ağustos ayı sıcaktır. Çetindir. Güçtür. Lakin bizim için zafer ayıdır.

Malazgirt ile Bilad-ı Rum’un (Anadolu) kapısını açan ceddimiz, Mercidabık ile Bilad-ı Şam’ın (Suriye) kapılarını açmıştı.

Yine bir Ağustos ayında 1571’de Doğu Akdeniz’in kilidi Gazimagusa düşmüş Kıbrıs fethedilmiştir.

26 Ağustos 1922’de de Anadolu’nun çekilebileceğimiz son sınır, son kale olduğu ve ilelebet Türk vatanı olarak kalacağı cümle aleme ilan edilmiştir. 30 Ağustos’ta da zafere ulaşılmıştır.

Kaderin cilvesine bakın ki Sevr’in imzalanma ayı da Ağustos’tur. Ama unutmayın, 10 Ağustos 1920’de Sevr’i imzalayanlar 19 Ağustos 1920’de Meclis tarafından vatan haini ilan edilmiştir.

Sevri yırtıp atan da bizimdir, bugün Sevr haritasını yeniden raftan indirenlere karşı, Doğu Akdeniz’den, Suriye’nin kuzeyine, Karabağ’a kadar direnç gösterip zaferler kazananlar da bizimdir.

Asli unsurlarımızı bile “azınlık” gören Batı, Türkiye’de kalacak olan Suriyelileri nasıl görür

2019 yılında Amerika Dışışleri Bakan Sözcü Morgan Ortagus, şöyle bir ifade kullanmıştı,

“Türkiye'nin, Kürt azınlıkla olan ilişkilerinde her zaman hoş görülü bir yaklaşımı teşvik ediyoruz!”

Dikkat edin Türkiye’nin Kürtlerini azınlık olarak nitelendirmişti.

Anasırı İslam’dır Türkiye’nin asli unsuru. Yani Müslüman tebaadır. Türk’ü, Kürt’ü, Arap’ı, Acem’i, Laz’ı, Çerkez’i her kimse; tümü... Alevileri de..!

Türkiye’nin azınlıkları Lozan ile belirlenmiştir. Rumlarımız ve Ermenilerimizdir onlar.

Ancak ne Kürtlerin ne Alevilerin “azınlık” olarak tanımlandığı hiçbir bağlayıcı hüküm yoktur.

Zaten işin aslı da budur..!

Ama Batı böyle işte!

Batı’nın bize bakışı böyle. Bizi tüm milliyetlere, etnisitelere ayırarak tanımlamayı tercih ediyorlar.

Anadolu’daki tüm etnik kimlikleri öne çıkartarak “azınlık” olarak nitelemek istiyorlar. Amerikalılar Kürtleri… Bizim Kürtleri Türkiye’nin azınlığı olarak görüyor. Almanya Alevileri… Bizim Alevileri Türkiye’nin azınlığı olarak görüyor.

Ve azınlık hukukunun uygulanmasını istiyor.

Bizimle “onlar”ın arasındaki en büyük fark budur.

Uzun zamandır özellikle Suriye’den Türkiye’ye sürülen geçici koruma altındaki misafirlerimiz için de Avrupa Birliği (AB) fonları üzerinden geliştirilen “entegrasyon” projelerine dikkat çekiyoruz! Bizzat ayrılıkçı projelere olarak inşa edildiğini dile getiriyoruz ve tehlikenin büyüdüğüne işaret ediyoruz. AB, belki birkaç on yıl sonrası için Suriyelileri de içimizde tıpkı Kürtler ve Aleviler gibi azınlık statüsüne sokmaya çalışacak projeleri destekliyor. Ve bu Türkiye’nin geleceği için tehdittir. Kürtlerimizi azınlık, Alevlerimizi azınlık görenler, yarın bir gün Türkiye’de kalacak olan Suriyelileri de azınlık görecektir.

Aman dikkat!

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.