Yazarlar Ağustosun ikinci yarısı ateş topu

Ağustos’un ikinci yarısı ateş topu

Hasan Öztürk
Hasan Öztürk Gazete Yazarı

Ağustos ayı kimine göre “tatil” ayı. Mesela İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu için. İstanbul’da afat olmuş kime ne? Arayınca ulaşılamayan, aklına esince çıkıp gelen, sonra tekrar “tatil”e devam eden bir başkanı var İstanbul’un. Ne güzel!

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Hasan Öztürk : Ağustos’un ikinci yarısı ateş topu
Haber Merkezi 13 Ağustos 2019, Salı Yeni Şafak
Ağustos’un ikinci yarısı ateş topu yazısının sesli anlatımı ve tüm Hasan Öztürk yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!


Neydi o Orhan Veli mısrası?

“Bir elinde cımbız, bir elinde ayna, umurunda mı dünya?”

Ekrem İmamoğlu’nunki biraz ona benziyor. “Ağustos benim için tatil ayı arkadaş. Yasal hakkımdır. Kullanırım kime ne” diyerek Bodrum’da tatiline devam ediyor. İyi tatiller Ekrem bey!

Ne İstanbul’un afatı ne Fırat’ın doğusu ne İdlip’teki insanlık dramı umurunda beyefendinin. Tek bir kaygısı var, terör iltisaklı belediye başkanlarının görevden alınması.

***

Ağustos’un “15’i yaz 15’i kış” kimine göre. Mesela bizim memlekettekiler için. Son bahara ve kışa hazırlıktır. Anadolu insanı Ağustos’ta hasat toplar, güz koyar. Bağ bozar. Kış için hazırlık yapar.

AĞUSTOS SEFER AYIDIR; ZAFER AYIDIR; SINAV AYIDIR

Ağustos ayı Türk milleti için aynı zamanda sefer ayıdır, zafer ayıdır. 30 Ağustos Zafer Bayramı’na şurada ne kaldı ki? Malazgirt’ten, Mohaç’a, Mercidabık’tan Kıbrıs’ın fethine, Kıbrıs Barış Harekatı’na ne kadar zafer varsa Ağustos’tadır.

Ağustos aynı zamanda ağır sınav ayıdır. Şimdi olduğu gibi.

Şimdi diyorum. Zira yine büyük bir sınavdan geçiyoruz top yekun millet ve devlet olarak.

40 yıldır mücadele ettiğimiz PKK terör örgütüne yönelik Kuzey Irak’ta yürütülen Pençe Harekatlarıyla koordineli olarak sınır içinde de dev bir operasyon başladı. “Kıran Operasyonu” Hakkari, Şırnak ve Van kırsalında sürdürülüyor.

Operasyonun bir de şehir kısmı var. Diyarbakır, Van ve Mardin Büyükşehir Belediye Başkanları “terörle iltisaklı” oldukları için İçişleri Bakanlığı’nca görevlerinden alındı. Yerlerine kayyum atandı. Aynı anda PKK/KCK’ya yönelik geniş çaplı operasyon başlatıldı. Çok sayıda çöz altı var.

İMAMOĞLU İLE BEKAROĞLU KARADENİZ SAHİL YOLU’NDAKİ ÜST GEÇİTLERE İSİMLERİ VERİLEN ŞEHİTLERİ DE Mİ BİLMEZ?

Terörle iltisaklı oldukları gerekçesiyle görevden alınan HDP’li belediye başkanlarına ilk destek elbette CHP’den geldi. İmamoğlu’nun biraz önce andım. Bekaroğlu’nu da anmış olalım. Ne hikmetse iki isim de Karadenizli. Ve ironi şu ki terörle mücadelede en çok şehit veren bölgenin insanları olmaları.

Karadenizli bu iki siyasetçi HDP/PKK’ya ilk destek verenlerden. (Karadeniz sahil yolundan geçtiyseniz eğer her üst geçide bir şehidin isminin verildiğini görürsünüz. HÖ)

GÜL, İDLİP VE FIRAT’IN DOĞUSU KONUSUNDA SUSKUNKEN GÖREVDEN ALINAN HDP’LİLER İÇİN SES VERDİ

İkinci destekse 11. Cumhurbaşkanı Sayın Gül’den.

Şaşırdık mı? Hayır!

CHP sözcüsü Faik Öztırak görevden almaları “Darbe döneminde ne yapılıyorsa aynısı yapıldı” diyerek eleştirirken şaşırmadık.

Tıpkı, Sayın Gül’ün attığı tivit ile “Daha yeni seçilmiş belediye başkanlarının ‘bu şekilde’ görevden alınmaları demokrasimiz için doğru olmamıştır” dediğinde şaşırmadığımız gibi.

Çünkü Sayın Gül ile CHP’nin HDP ve PKK konusunda çok benzer yanları var maalesef.

Ayrıntısına girmeyeceğim ama bu köşeyi takip edenler hatırlayacaktır, “Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP’nin başında kalması HDP ile ilişkilerin sürdürülmesi için gereklidir. Bu yönde Sayın Gül’ün de telkinleri olmuştur” diyen yazılar yazdım.

Sayın Gül’ün İdlip, Fırat’ın doğusu gibi konularda görüş beyan etmediğini de hatırlatmış olalım.

İKİ BÜYÜK SINAVDAN ALNIMIZIN AKIYLA ÇIKMAK NASİP OLACAK MI?

Ağustos ayı sınav ayı dedik ya… O sınavlardan ikisi var ki belki de en zor olanı.

İlki İdlip’te yaşanan son hadiselerde Türkiye’nin takınacağı tavırdır. Suriye rejimi, İdlip’e yönelik saldırılarını şiddetlendirdi. Dün Han Şeyhun denilen güneydeki bir kasabaya yöneldiler. Türkiye’nin orada iki gözlem noktası var. Hatta konvoyumuza yönelik saldırı da gerçekleştirdi rejim. Ölü ve yaralılar var sivillerden. İdlip’te kriz derinleşiyor.

İki nedenden olduğunu düşünüyorum. Birincisi, İdlip’teki silahlı grupların özellikle bir grubunun “vatansızlar”ın bölgeyi terk etmemeleri. Aynı bağlamda, “vatansız” terörist grupların çıkış noktaları olan ülkelerin onların orada imha edilmesini desteklemeleri.

Bir de işin trajik boyutu var. Olup bitenlerden en çok sivillerin zarar görmesi. İdlip’te şu anda ne kadar nüfus olduğu bile muamma. Rejimin saldırıları karşısında Türkiye sınırına yığılma yaşanıyor. Türkiye daha önce açıkladı, “Ne yeni bir göç dalgısını karşılayabiliriz, ne de buna tahammülümüz var” diye.

Anlaşılan o ki Rusya Türkiye’nin Fırat’ın doğusunda Amerika ile “adım atması”na karşılık veriyor. İdlip’te rejimi kışkırtamasa bile yol veriyor.

Türkiye ise insani trajediyi sınırın ötesinde çözmeye çalışıyor. İdlip’in kuzeyi hariç rejimin hedefi durumunda. Astana ortaklarının arasına “İdlip” kara kedi gibi girmek üzere.

İkinci sınavımız ise elbette Fırat’ın doğusunda Amerika ile atacağımız adım. Başından bu yana “mutabakat”ın Amerika ve YPG-PKK lehine sonuçları olacağı gerekçesiyle eleştirilerimizi dile getiriyoruz. Türkiye’nin bu mutabakat ile Fırat’ın doğusunda tek hakim olma şansı kalmadı.

Amerika ile müttefiklik bağlamında geliştirilen inisiyatifin bölge için kısa vadede “sakinlik” getirmesini bekliyoruz ancak orta ve uzun vadede Türkiye’nin büyük bir bela ile karşı karşıya kalacağı endişesini taşıyoruz.

Takipteyiz.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.