YazarlarAraplar için test günü yarın

Araplar için test günü yarın

Hasan Öztürk
HasanÖztürkGazete Yazarı

Yarın İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) İstanbul’da “Kudüs” özel gündemiyle olağanüstü toplanacak. Toplantıda İslam ülkelerinin hangi seviyede temsil edileceği, meseleye hangi ülkenin nasıl bakacağının da işareti olacak. Acaba, Arap dünyası İstanbul’daki İİT toplantısına nasıl bakıyor? Toplantıda alınacak kararlar konusunda nasıl tepkiler verecekler?

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
Hasan Öztürk : Araplar için test günü yarın
Haber Merkezi28 Kasım 2017, SalıYeni Şafak
Araplar için test günü yarın yazısının sesli anlatımı ve tüm Hasan Öztürk yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!


Arapları özel bir paranteze almakta da yarar var. Zira Araplar bugünlerde “İslam ülkesi” olmaktan daha çok Arap olmakla ilgileniyorlar.

Zira Kudüs’ün İsrail tarafından işgali meselesi, İskoç takımı Celtic’in taraftarının ilgisini çektiği kadar Arap liderlerinin ilgisini çekmiyor maalesef.

İİT toplantısında Kudüs’ün statüsüyle ilgili oldubittiye verilecek ortak sesin gücü önemli. Ancak o ortak bildiriye kadar nasıl bir atmosfer bizi bekliyor, onu da merak etmiyor değilim hani!

Peki, Amerika Başkanı Trump’ın bir oldu bitti üzerinden Kudüs’ü İsrail’in başkenti ilan etmesinin Arap sokağındaki yansıması liderler düzeyinde anlaşılabildi mi?

Sorunun cevabı, Birleşik Arap Emirlikleri’nin, Bahreyn’in, Mısır’ın ve elbette Suudi Arabistan’ın son bir haftada yaptıklarında gizli. İsrail ile açıktan ya da gizli görüşmelerden tutun da, “İsrail ile savaşmak caiz değildir” fetvalarına kadar her bir tutum ve söylem bize bir şey söylüyor aslında.

Arap liderlerin hiç de sokağın nabzını tuttukları söylenemez. Bilakis sokağa kulaklarını tıkamış ve Evanjelistlerin, Siyonistlerin akıl hocalıklarını kabul etmiş görünüyorlar.

Belli ki İsrailoğullarını, “amcaoğlu” olarak tanımlayanlar açısından, müttefikliğin tanımı da değişmiş. Amcaoğulları yani Araplar ve Yahudiler müttefik olmuş. Hangi düşmana karşı derseniz. Elbette Arap olmayan Müslümanlara karşı!

100 yıl önce Şerif Hüseyin isyanı yalnızca, Zeytindağı’ndaki Cemal Paşa’nın akıl almaz uygulamalarına karşı değildi. Şerif Hüseyin’in motivasyonunun arkasında elbette “istilacıların” kurmay zekası da vardı. Lavrence bunlardan sadece bir tanesiydi. Sonunda Lavrence aklı, Kudüs’ü Osmanlı’nın elinden çıkardı. Sonrasında tüm Arap Yarımadası’nı…

Bugün Arap milliyetçiliğinin bir başka versiyonuyla karşı karşıyayız. Arap milliyetçiliğinin yeni versiyonunun arkasındaki motivasyon da tıpkı 100 yıl önce Lavrence üzerinden geliştirilen Osmanlı düşmanlığı gibi. Çağdaş Lavrenceler üzerinden Türkiye, İran düşmanlığına dönüştürülüyor, Arap milliyetçiliği.

Yarın İİT’nin ortak bildirisini sabırsızlıkla bekleyeceğiz. Zira oradan çıkacak mesaj, kimin nerede nasıl durduğunu ve samimiyetin testi olacak. Bakalım bazılarının “amcaoğlu” diyerek sahiplendiği İsrail İTT ortak bildirisine nasıl sızabilecek mi?

Araplar için test günü yarın!

  • DEAŞ’ın arkasında “Amcaoğulları” mı var
  • DEAŞ’ın kurulduğundan bu yana İsrail’e yönelik hiçbir eyleminin olmayışı… Bırakın eyleminin hiçbir tehditkar söyleminin olmayışı hep “acaba” sorularını aklımıza getirmişti.
  • DEAŞ Türkiye’de onlarca insanımızı katletti. DEAŞ Irak’ta, Suriye’de binlerce yüzbinlerce insanı sürgün etti. Şehirleri yağmaladı. Yüzlerce insanı katletti. Katledilenlerin çoğu Müslüman’dı. Çok az bir kısmı Ezidi ve Hıristiyan’dı.
  • DEAŞ’ın hiç Yahudi katlettiğini görmedin, duymadım. Yanlış anlaşılmasın, DEAŞ canisi hiçbir insanı öldürsün, katletsin istemem. Ancak DEAŞ’ın çok seçici davrandığını gördükçe ve sadece Müslüman kanı akıttığını gördükçe hep işkillendim.
  • Acaba, DEAŞ’ın arkasındaki güçlerden biri de “Amcaoğlları” olmasın?

Amerika’nın Türkiye’ye planı devam ediyor

“Bizim Amerika’ya karşı bir planımız yok. Ancak görülüyor ki Amerika’nın bizimle ilgili bir planı var” demişti Cumhurbaşkanı Erdoğan hatırladınız mı?

 Ve aynı konuşmada konuyu Suriye’nin kuzeyinde oluşturulmak istenen PYD/YPG-PKK terör koridoruna getirmişti.

PYD/YPG-PKK ile DEAŞ yüzünden birlikte olduklarını her fırsatta söyleyen Amerikalılar son bir şey daha yaptı. DEAŞ’ı Rakka’dan PYD/YPG-PKK ile birlikte tahliye etti. Suriye’de ve Irak’ta DEAŞ kalmadı. Ama Amerika 500 milyon dolarlık askeri yardım adı altında PYD/YPG-PKK’ye silah ve mühimmat vereceğini açıkladı.

DEAŞ Suriye’de ve Irak’ta artık yoksa. Hatta Irak merkezi iktidarı pekişiyor, Suriye’de iç savaş sona eriyorsa, Amerika’nın PYD/YPG-PKK’ye yardımı ne anlama geliyor?

Sorunun cevabı yukarıdaki cümlede gizli.

Ne demişti, Erdoğan, “Bizim Amerika’ya karşı bir planımız yok. Ancak görülüyor ki Amerika’nın bizimle ilgili bir planı var!”

Amerika Türkiye için öngördüğü planı uygulamaktan henüz vaz geçmiş değil. O yüzden sonuna kadar direneceğiz. Direnerek kazanacağız. Direncimizi zafiyete uğratacak içimizdeki aparatları da tek tek temizleyeceğiz.

Bu yoldan artık geri dönüş yok.