Yazarlar Çetin bir döneme girerken Türkiyenin avantajları, Amerikanın açmazları

Çetin bir döneme girerken Türkiye’nin avantajları, Amerika’nın açmazları

Hasan Öztürk
Hasan Öztürk Gazete Yazarı

3’üncü Obama dönemi resmen başladı. Biden ve ekibinin Obama döneminden olması ve “tutum” olarak o döneme geri dönme arzuları “3’üncü Obama dönemi başladı” şeklinde değerlendiriliyor. Haksız da değiller.

Biden’in Dışişleri Bakanı’nın Türkiye için “sözde müttefik” ifadesi kullanması. Obama’nın Suriye özel temsilcisinin (ki PYD/YPG-PKK’nın hamisi bir isim) yeniden bu kez Afrika’yı da içine alacak şekilde görevlendirilmesi işaretlerden bazıları. Biden’in hem seçildikten hemen sonra hem yemin töreninde yaptığı konuşmaya bakarsak da Obama dönemini yeniden hayata geçirme arzusunda olduğu görülür.

Peki başarabilir mi? Çok zor!

Çünkü, Amerikan rüyası, kabusa dönüşmek üzere. Emarelerini bir aydır görüyoruz. Sözüm ona özgürlükler ülkesi, demokrasi ihraç eden ülke ve dünyanın yegane süper gücü Amerika…

Amerika artık imajından çok uzakta. Kongresi “çapulcular”ca işgal edilmiş… Başkentinin sokaklarında postal sesleri yükselen… Bireysel silahlanmanın zirve yaptığı… Washington’daki yemin töreni olağanüstü gergin geçmiş…

O anlarda başka eyaletlerdeki hükümet binalarının önünde eli silahlı insanlar tarafından protesto gösterileri yapılmış.

TRUMP DÖNEMİ TÜRKİYE İÇİN ZAMAN KAZANMA DÖNEMİYDİ

11 Eylül 2001’de New York’taki Dünya Ticaret Merkezi’nin ikiz kulelerine yönelik saldırının ardından radikal bir şekilde dışa dönen… Afganistan’ı, Irak’ı işgal eden, Arap Baharı’nı ters yüz eden… Suriye’nin kuzeyinde terör koridoru kurmak için PYD/YPG-PKK ile müttefiklik yapan Amerika, Trump ile içe dönmüştü.

Trump dönemi Amerikan tarihi açısından bir parantezdir ve Türkiye açısından “zaman kazanma” dönemidir.

Şunu kast ediyorum. Trump, Amerikan orta sınıfının sorunlarını çözmek için içe döndü. Küreselleşmeye karşı savaş açtı. Amerika’nın bitmek tükenmez savaşlardan çekileceğini, Amerikan askerlerinin evine döneceğini ilan etti.

Bu dönemde Türkiye, Amerika’nın bölgemiz için 1990’lı yıllardan itibaren uygulamaya koyduğu uzun vadeli stratejik planlarının en azından bizi ilgilendiren kısmını ötelemek ve önlemek için zaman kazandı.

Suriye’nin kuzeyindeki terör koridoruna müdahale ederek omurgasını paramparça etti. Savunma sanayiinde olağan üstü adımlar attı. İHA’lar, SİHA’lar ile birlikte Hisar gibi, savunma kalkanları, Atak gibi taarruz helikopterleri, MİLGEM ile Deniz Kuvvetleri’ne gemiler üretti. Tank sırada bekliyor. F-16’ların mühimmatını taşıyabilecek, bombardıman yapacak SİHA’lar orduya teslim edilmek için gün sayıyor.

ADAMIN ÖMER DİYECEĞİ AĞZINI BÜZÜŞÜNDEN BELLİ

Amerika’nın bölgemiz için uzun vadeli stratejik hedefi “parçalanmış, lime lime edilmiş, küçük devletçiklerden oluşan bir Ortadoğu”dur.

Amerika’nın bu hedefinden uzaklaştığını söyleyemeyiz. Sadece Trump dönemini parantez olarak düşünebiliriz.

Biden’in da kurduğu ekip ve söylemleriyle bu hedeften vazgeçmediğini görüyoruz.

O halde, Biden döneminde Türkiye’nin Amerika ile ilişkilerinin çok gergin çetin bir mücadele ile geçeceğini söylersek abartmış olmayız.

Zira, söylem ve kadro olarak işaretler bu yönde.

Türkçemizde güzel bir deyim var, “Adamın Ömer diyeceği ağzını büzüşünden belli!”

Biden’in söylemleri ve kurduğu kadro gösteriyor ki Türkiye’yi de ilgilendiren bölgemiz ile ilgili planlarda bir değişiklik yok.

Fakat bu planı hayata geçirmekte güçlük çekecekleri iki önemli faktör var.

NE AMERİKA 90’LARIN AMERİKA’SI, NE TÜRKİYE

Birincisi, Amerika 90’ların Amerika’sı değil. Biden bunu bildiği için yemin törenindeki konuşmasında sürekli “birlik” çağrısı yaptı. Amerikan halkından, ulustan söz etti. İçeride ittifaktan söz etti. Trump’a oy verenlerin de başkanı olma sözü verdi.

Aslında Amerika’nın paramparça olmuş halini ilan etti.

İkinci faktörse elbette Türkiye’nin de 90’ların Türkiye’si olmadığı gerçeğidir.

Türkiye, Amerika ile özellikle 1945 sonrası kurduğu her bakımdan “bağımlı ilişki”yi terk etti!

İçerideki bazı çevrelerin Biden dönemiyle birlikte Türkiye’deki siyasetin de şekilleneceğine dönük beklentilerine gelecek olursak…

Biden, seçim döneminde muhalefete destek vererek Erdoğan’ı devirmekten söz ederken, aynı konuşmada “Darbe ile değil” diye bir cümle de kurmuştu.

Buradan muhalefet durumdan vazife çıkarmış olmalı ki Biden’in seçilmesiyle etekleri zil çaldı.

Ama 6 Ocak 2021 günü Amerika’nın başkenti Washington’daki Kongre binasından gelen o “baskın” görüntüsü onları uyandırmadıysa bile bir sonraki gün Amerikan askerlerinin doldurduğu Kongre binasından gelen trajik görüntüler uyandırmış olmalı.

Uyanmıyorlarsa da kendileri bilir!

Amerika’yı hiç beklemedikleri kadar çetin bir dönem bekliyor. İçerideki parçalanmışlık belki konfederalizme dönüşmez ama federal bir Amerika’nın geleceği de artık tartışma konusudur.

Ne dersiniz?

Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.