Yazarlar Katılım bankaları, faiz ve para

Katılım bankaları, faiz ve para

Hayrettin Karaman
Hayrettin Karaman Gazete Yazarı

Soru

Bugünkü ‘’Katılım bankalarının işlemlerinde faiz var mı?’’ başlıklı yazınız ve daha önce bu tip konular ile ilgili yazılarınızda dikkatimi çeken bir noktayı belirtmek istiyorum. Bütün bu konulara temel teşkil eden ‘’Günümüz Para Çeşitleri ve Mal/Hizmetler Takasında’’ aradaki aracı kurum hangi isimle anılır ise anılsın, takasın para kısmında faizin kaynağında yani para yaratılır iken içine monte edildiği ve bu sebeple para ayağının faizsiz olamayacağı hususunun dillendirilmediği ve bir şekilde üstünün örtüldüğü kanaatindeyim. Katılım bankaları diğer bankalar gibi kaydî para yaratmaktalar ve bunu yapmak için gerekli nakdi parayı merkez bankalarından temin etmekteler. Hiçbir para Merkez Bankası’ndan ama artı ama eksi faizsiz çıkmayacağına göre, katılım, yatırım, atılım vs. bankası olup olmaması hiç de önemli değil. Burada sorunun temeli faizsiz işleyen bir parasal sistemin kurulması.

Cevap

Önce kısaca Merkez Bankası’nı tanıyalım:

Merkez Bankası, Türkiye’nin tüm para ve kur politikalarının düzenlenmesi ve kâğıt para dolaşımının sağlanmasından sorumlu bağımsız bir kamu finans kuruluşudur. Türkiye Büyük Millet Meclisi, devlet adına para basma yetkisini Merkez Bankası’na devretmiştir. Merkez Bankası’nın Görev ve Yetkileri de şunlardır:

1. Enflasyonu kontrol altında tutmak, finansal istikrarı sağlamak, para ve döviz piyasalarını düzenleyici tedbirler almak. 2. Devlet adına piyasaya para arz etmek / likidite sağlamak, 3. Türkiye’de uygulanacak döviz kuru rejimini belirlemek ve uygulamak. 4. Türkiye’nin altın ve döviz rezervlerini saklamak ve yönetmek. 5. Ödeme sistemlerinin güvenli ve sorunsuz çalışmasını sağlamak.

Şunu da ilave etmekte fayda var:

Merkez Bankası’nın işlemlerinde faiz konusunu öğrenmek için bir yetkiliyi davet edip dinlemiştik; yetkili bize, “Merkez Bankası borç alır verir, ama bankanın işi faizcilikle para kazanmak değildir, kazandığı reel faiz olursa bu da enflasyon ve masrafları karşılamaz” demişti.

Faizli işlem yapan bankaları bir yana bırakalım, katılım bankaları kaydî para oluşturmak için Merkez Bankası’ndan faizle para almazlar. Kaydî para zincirleme kredi işleminde oluşur. Katılım bankalarının en önemli farkı kredi vermemesidir. Bu bankalar yaptıkları meşru/helal işlemleri (alım-satım, kiralama, vekil olarak yatırım, ortak üretim…) halkın yatırdığı paralarla yaparlar, hâsıl olan kârı mudarabe ortaklığı esasına göre katılım hesabı sahiplerine paylaştırırlar. Eğer banka zarurete düşer de Merkez Bankası’ndan kredi alırsa ve bundan da bir kâr hasıl olursa bunun katılım hesabı sahipleri ile alakası olmaz.

Soruda katıldığım husus dünyanın sağlam bir para sistemine olan ihtiyacıdır. Mevcut para sisteminde insanların emek ve servetlerinin karşılık ve değerleriyle oynandığı ve zarar gördükleri kesindir; ancak bu durumun sorumluluğu katılım bankaları veya bu para ile meşru işlemler yapan gerçek ve tüzel kişilere ait değildir.

Soru

Ayrıca şimdiye kadar ne sizden ne de bu konularda söz sahibi olan herhangi bir İslâmî ilim adamından Hz. Peygamber’in hangi parasal sistemi kullandığı ile ilgili bir yazıya rastlamadım ya da ben kaçırdım. Kaçırdı isem bütün ilgilenenler için, Hz. Peygamber’in kullandığı parasal sistemi tekrar anlatır mısınız? Kur’ân’da faizin çok şiddetli yasaklandığı göz önünde bulundurulur ise, Hz. Peygamber’in kullandığı parasal sistemin de faizsiz olacağı âşikârdır. Umarım yazım okunur ve gerekli cevap verilir. Zahmetleriniz için şimdiden teşekkürler.

Cevap

Peygamber Efendimiz (s.a.) ne bir para sistemi kurdu ne de yaşadığı toplumun para yerine kullandığı nesneleri değiştirdi. Onun yaşadığı dönemde ticaret ya mallar arasında takas şeklinde yapılıyordu veya altın ve gümüş ile mal alınıp satılıyordu. Altın ve gümüş de basılı değildi; altın için miskal, gümüş için dirhem isimli ağırlık ölçüsü vardı, fiyatlar “şu kadar miskal altın” veya” şu kadar dirhem gümüş” olarak belirleniyor, altın ve gümüş hassas terazide tartılarak ödeme yapılıyordu.

Peygamberimiz, vahyile gelen faiz yasağını detaylandırdı, para ve mal takasında (alım-satımında) gerçekleşen faizi tanımladı ve yasakladı. Buna göre: Para (yani altın ve gümüş ile) mal alım satımında faiz gerçekleşmez. Fahiş fiyat gerçekleşebilir. Bunun da sınırı ve hükmü vardır. Mal ile mal alım satımında (takasında) belli mallarda aynı malın kendi cinsinden olanla alım satımında fazlalık olmayacak ve bu işlem vadeli olmayacak. Altın ile altının, gümüş ile gümüşün ve dolayısıyla para ile paranın alınıp satılmasında fazlalık olmayacak, vade olmayacak; peşin olacak. Altın ile gümüş veya para, para ile yabancı paranın alım satımında peşinlik şart, tartı ve miktar eşitliği şart değil; rayiç bedel ile peşin alınır ve satılır.

Altın, gümüş, para ve faizlik mallar, hiçbir menfaat beklemeden, Allah rızası için ödünç verilirse (karz-ı hasen yapılırsa) vade faiz oluşturmaz.

İşte Peygamberimiz’in (vahyin) getirdiği faiz yasağı sistemi budur.

Sağlam para sistemini Müslüman ilim adamları kuracaklar, siyasi otorite de uygulayacaktır. Bu sistemin kurulmasının gerekli olduğu hakkında, aldatmanın, meşru olmayan yoldan menfaat sağlamanın haram olması, ölçü ve tartıyı doğru tutmanın farz olması gibi hükümleri ifade eden naslar (ayetler ve hadisler) vardır.

Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.