Yazarlar Bu kafa halkın değil, PKKnın sağlığını Korur

Bu kafa halkın değil, PKK’nın sağlığını ‘Korur’

Hüseyin Likoğlu
Hüseyin Likoğlu Gazete Yazarı

Koronavirüs salgını henüz Çin’de baş gösterdiği günlerde Türkiye’de bazı çevreler, “Şu virüs Türkiye’ye gelse halkı perişan etse de, biz de Tayyip Erdoğan’dan kurtulsak” diye heyecana kapıldı. Bunların başında şüphesiz Tabipler Birliği geliyordu. Bir meslek örgütünden ziyade ana muhalefet misyonu üstlenen Tabipler Birliği, sağlık alanında atılan her adıma muhalefet etti. Hastanelerin birleşmesinden aile hekimliği sistemine, şehir hastanelerinden tıp fakültelerinin kontenjanlarının arttırılmasına.

Adı üstünde Tabipler Birliği. Yanlış da olsa, ideolojik de olsa, sırf muhalefet için de olsa, sağlık alanında yaptıkları, söyledikleri bir nebze de olsa tolere edilebilir. Ancak Tabipler Birliği, sağlık alanında söylediklerinden çok, diğer konularda yaptıkları ve söyledikleriyle gündeme oturdu. Bırakın gündeme oturmayı, toplumda infiale sebep oldu Tabipler Birliği. Kamuoyunca en çok tepkiye neden olan Tabipler Birliği’nin açıklamaları şöyle; Zeytin Dalı Harekâtı için “Savaş bir halk sağlığı sorunudur”, 15 Temmuz darbe ve işgal girişimi için “FETÖ’nün yaptığına dair kanıt yok”, PKK’nın hendek ve çukur eylemlerine karşı verilen mücadele için, “Bu suça ortak olmayacağız”, sözde Ermeni iddiaları için “Türkiye soykırımcıdır.”

PKK elebaşı Öcalan için özgürlük istemekten daha nice Türkiye karşıtı eylem ve açıklamalarıyla Türkiye’nin gündeminde yer alan Tabipler Birliği’nden koronavirüs için Türkiye’nin yararına bir hamle beklemek eşyanın tabiatına aykırıdır. Hiç kimse de bu beklenti içinde değildir zaten. Ancak, Tabipler Birliği’nin tezleri peşinde koşup, onların tezleriyle Türkiye’nin koronavirüs ile mücadelesini sekteye uğratmak isteyenler var. Koronavirüs ile mücadelede dünyanın takdirini toplamış Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’yı geçtiğimiz günlerde makamında ziyaret ettim. Bir gazeteci ve aynı zamanda bir hekim eşi olarak, sohbet amaçlı en açık bir şekilde kamuoyunda konuşulan her şeyi sordum.

Türkiye’de her 100 kişiye yapılan testten sadece 1.5 kişide virüs tespit edilebildiğini hatırlatarak, “Eğer test semptom gösteren kişilere yapılıyorsa bu oranın çok düşük değil mi?” diye sordum Bakan Koca’ya. Bu soruyu sorduğumda Bakan Koca, henüz vaka ve hasta ayrımını kamuoyu ile paylaşmamıştı. Türkiye’nin bir anlamda tarama testi yaptığını belirten Bakan Koca, bu sayede hiç semptom göstermeden virüse yakalananların tespit edilerek izolasyona alındıklarını söyledi.

Şöyle düşünün, Kovid- 19 virüsüne karşı bağışıklık sisteminiz çok güçlü, bir temasınız olmasa virüsün size bulaştığından hiç şüphelenmeyeceksiniz. Dolayısıyla da test yaptırma ihtiyacı duymadan toplumsal faaliyetlerinize devam edeceksiniz, aile bireylerine ve yakınlarınıza karşı herhangi bir önlem almadan yaşamınızı sürdüreceksiniz. Sizde hiçbir belirti göstermeden virüs sizi terk edecek ama sizin taşıyıcılığınız yüzünden kim bilir belki en çok sevdikleriniz başta olmak üzere kaç kişi hayatını kaybedecek veya çok ağır ağrılar çekerek virüsü yenecek.

Türkiye’nin mücadelesinin Dünya Sağlık Örgütü tarafından takdir edilmesinin sebebi tam da budur. Çünkü birçok gelişmiş ülkede bırakın semptom göstermeyenleri, bazı semptomları gösterenlere bile test yapılmıyor. Dolayısıyla o ülkelerde vaka sayısı düşük çıkıyor. Türkiye, tüm temaslıları dünyada benzeri olmayan filyasyon ekibiyle takip edip izole ederken, aynı zamanda semptom göstermese de şüphelenilen kişilere PCR testi yaparak, hem vakayı erken yakalıyor, hem de erken izolasyon yaparak, bulaşma riskini minimuma indiriyor.

Bakan Koca’ya, “Bu vaka-hasta ayırımını Tabipler Birliği biliyor mu?” diye sordum. Kendisini ziyaret ettiklerinde Tabipler Birliği heyetine anlattığını söyledi. “Niye kıyameti koparmıyorlar?” dedim, yapılanın doğru olduğunu bildikleri için konuyla ilgili yorum yapmaktan kaçındıklarını söyledi.

Peki, salgınla mücadelede her şey dört dörtlük mü yürüyor? Tabii ki hayır. Neticede dünya neyle karşı karşıya olduğunu henüz anlamış değil, görünmez bir hayaletle savaşıyoruz. Bir de insan faktörünün olduğu her yerde eksikler, yanlışlar olacak. Tecrübe edine edine, mücadele ediyoruz. Bugün yaptığınız doğru, yarın virüs tarafından yanlışa döndürülebilir. Bilmediğiniz bir virüsle karşı karşıyasınız.

Onun için tabii ki herkes, bildiği her şeyi söyleyecek, eleştirilerin en serti yapılacak, eksikler tek tek sıralanacak. Yanlışlar tek tek anlatılacak ve hesap sorulacak. Ancak bunu yapabilmek için durduğun yere de bakacaksın.

MHP lideri Devlet Bahçeli’nin, Tabipler Birliği ile ilgili başlattığı tartışmanın ardından CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, koşa koşa destek ziyaretine gitti. Bu da doğal bir davranış. Herkes sevdikleriyle beraberdir.

Lakin Bahçeli tam da yukarıda saydığım nedenlerle Tabipler Birliği’ni eleştirmişti. Yani PKK’ya arka çıkması ve Türkiye karşıtı her olayda yer alması dolayısıyla Tabipler Birliği’ne tepki göstermişti. Peki, ne oldu? Tabipler Birliği üyeleri toplandı, Sinan Adıyaman’ın yerine Şebnem Korur Fincancı’yı başkan seçti. Kusura bakmayın bu kafa halk sağlığını değil, korusa korusa PKK’nın sağlığını ‘Korur’…

Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.