Yazarlar Sayın Özgür Özel Gayretullaha dokunmaya kaç parmak kaldı?

Sayın Özgür Özel! Gayretullah’a dokunmaya kaç parmak kaldı?

Hüseyin Likoğlu
Hüseyin Likoğlu Gazete Yazarı

Koronavirüs salgını her alanda olduğu gibi Meclis çalışmalarını da olumsuz etkiledi. Salgın nedeniyle Meclis’te grup toplantılarına ara verilmişti. Meclis’in tatile girmesi bu aranın epey uzamasına neden oldu. Yeni yasama yılı ile birlikte grup toplantıları da başladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaklaşık 7 ay sonra, geçen hafta çarşamba günü, partisinin grup toplantısında, milletvekillerine seslendi.

Erdoğan’ın uzun bir aradan sonra yaptığı grup toplantısını izledikten sonra Meclis’ten ayrılırken, basın kapısı önünde kurulan platformda, miting alanında konuşur gibi yüksek sesle ve heyecanla yapılan bir konuşma işittim. Kim konuşuyor, niye bu kadar yüksek sesle konuşuyor, diye kulak kabarttım. Sesinden konuşan kişinin CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel olduğunu anladım.

Konuşanın Özgür Özel olduğunu anlayınca artık niye yüksek sesle konuştuğunu merak etmedim, ne diyor, diye dinlemeye başladım. Her telden çalıyordu Özgür Özel. Bir ara “O güne kadar zulmedin, edin, zulmünüz artsın ki sonunuz gelsin” dedi. Özel’in bu cümlesi çok tanıdık geldi kulağıma. Meclis’ten ayrılıp gazeteye doğru yol alırken, Özel’in bu cümlesi nereden tanıdık geliyor bana, diye düşündüm. Fazla geçmeden hatırladım.

Pensilvanya sakini, Fetullahçı Terör Örgütü’nün elebaşı Fetullah Gülen, 2013 Mayıs ayında yaptığı va’z u talimatta şöyle bir menkıbe anlatıyordu:

“Bir deve kervanı yola çıkar, giderken yolda fakir bir dervişle karşılaşırlar. Derviş, kervancı başına kendisini de almalarını rica eder. Kervancı başı bu isteği kabul eder ve yola revan olurlar. Bir zaman sonra yolda haramiler kervanı basar ve neleri var neleri yok hepsini alırlar. Dervişe de malı olup olmadığı sorulunca, “Benim hiç param yok; ama kervancı başının değerli bir yeleği vardı, onu almayı unutmuşsunuz” der. Haramiler yeleği alırken kervancı başı hiçbir şey söylemez; ama dervişe çok gönül koyar. Öyle ya, ona o kadar iyilik yapmasına karşılık böyle bir tavırla karşılaşmıştır.

Bir zaman sonra, kervan ahalisi bütün varlığını kaybetmiş bir halde bekleşirken devletin askerleri çıkagelir. Haramiler derdest edilmiştir. Bütün gasp edilen mallar sahiplerine iade edilir. İşte o anda kervancı başı dervişe yanaşır ve der ki: “Baba, aşk olsun! Ben sana o kadar iyilik yaptım, sen de tuttun eşkıyalara benim yeleği haber verdin.” Derviş de der ki: “Oğlum, bu haramiler o kadar zulmettiler ki, baktım Gayretullah’a dokunmasına dört parmak kalmış. Senin yelek, işte o dört parmak yerine geçti.”

CHP’li Özgür Özel ile elebaşı Fetullah’ın söz benzerliğinin bir önemi yok. Zaten 17-25 Aralık’tan bu yana “15 Temmuz tiyatroydu” ifadesi başta olmak üzere yüzlerce konuda CHP’nin söylemiyle Fetullahçı teröristlerin söylemi kimi zaman birebir, kimi zaman birbirine çok yakın. Dolayısıyla konu, söylem birliği veya söylem benzerliği değil.

Fetullah Gülen, o konuşmayla kendisine bağlı polisler başta olmak üzere Gezi sürecinde yer alan adamlarına şiddeti arttırmaları talimatı veriyordu. Zaten o konuşmadan sonra Gezi Parkı’nda çadırlar yakıldı, şiddet arttırıldı ve olay çığırından çıkarıldı. Çünkü şiddet ve zulüm artınca baktım Gayretullah’a dokunacaktı ve 17-25 Aralık tertibine ihtiyaç duymadan Erdoğan’dan kurtulacaklardı. CHP’li Özgür Özel de kurtuluşu tıpkı Pensilvanya iblisi gibi zulmün arttırılmasında görüyor. Pensilvanya iblisi, emrindeki polislere bu talimatı veriyordu. “O güne kadar zulmedin, edin, zulmünüz artsın ki sonunuz gelsin” diyen Özgür Özel acaba kime mesaj veriyor?

Öte yandan elebaşı Fetullah, “Gayretullah’a dokunmasına dört parmak kaldı” demişti, ama onun hesabı tutmadı. Acaba Özgür Özel’e göre, Gayretullah’a dokunmaya kaç parmak kaldı?

Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.