Yazarlar Yalan söylemek zorunda kalmayacağınız bir taslak hazırlayın

Yalan söylemek zorunda kalmayacağınız bir taslak hazırlayın

Hüseyin Likoğlu
Hüseyin Likoğlu Gazete Yazarı

İYİ Parti’deki FETÖ’cü yapılanmayı dile getirdiği için ihraç edilen Ümit Özdağ’ın gündeme getirdiği anayasa çalışması, Millet İttifakı’nın kimyasını bozdu. Özdağ,

İyi Parti’nin de içinde olduğu CHP, Saadet ve HDP’nin ortak bir anayasa taslağı hazırladığını söyleyince, ilgili partinin ileri gelenleri inkâr kuyruğuna girdi.

Daha önce bu çalışmayı ballandıra ballandıra anlatan Kemal Kılıçdaroğlu, “Nereden çıktı bu konu hayretle izliyorum. Böyle bir çalışma yok” dedi. Peşinden Akşener inkârcılar kervanına katıldı. Aynı şekilde Temel Karamollaoğlu da çalışmayı görmeyen, duymayan, işitmeyenler safında yer aldı.

Tabii bunda şaşıracak bir durum yok. Bir kabahatiniz ortaya çıkınca inkâr etmek için ne gerekiyorsa yaparsınız. 2018 konjonktüründe HDP ile bir çalışma yapmayı sıkıntılı görmeyenler, konjonktür değişince bu çalışmanın ortaya çıkmasından rahatsız olması gayet normaldir.

Anayasa meselesine siyasi konjonktürle yaklaşırsanız varacağınız yer inkâr durağı olacaktır. Nitekim öyle oldu. Üzülmeyin biz sizi anlıyoruz. Hele hele HDP ile bir anayasa çalışması yapmanın kabahat olduğunu kabullenmeniz, ülke açısından sevindirici bir durum. Burada şaşılacak şey, HDP’nin bu süreçte sessiz kalması. HDP’nin çıkıp “Ne yani ben kovid miyim ki niye benimle yan yana gelmekten, bir anayasa çalışması yapmaktan korkuyorsunuz?” dememesi dikkat çekici.

Ümit Özdağ’ın söylediği taslak ortaya çıkınca, “aman aynı ifadeyi verelim” anlayışıyla hareket edip, birbirinizi genel merkezlerinizde ağırladınız. Kemal Kılıçdaroğlu İYİ Parti Genel Merkezi çıkışında yaptığı açıklamada dört partinin ismini sayarken, “CHP, İYİ Parti, Saadet” dedikten sonra biraz duraksayınca, Meral Akşener devamında HDP diyecek korkusuyla ani bir refleksle Kılıçdaroğlu’na “Demokrat Parti” suflesi verdi.

Ortalıkta dolaşan taslağa sahip çıkmayıp, babası belli olmayan bir çocuk gibi cami avlusuna bırakıp kaçtığınızı anladık. “Bu taslak bizim değil” deyip bu işten yırtmayı hesaplıyorsunuz, onu da anladık. Ancak bu inkâr sizi kurtarmaz. Yapmanız gereken, yeni bir taslak metin ortaya koymaktır.

Tamam size inandık, daha doğrusu yalanınızı yedik, diyelim. Ama durun! Ortada daha büyük bir sorun var. Madem bu taslak sizin değil, madem ortada sahiplenebileceğiniz bir taslak yok. O halde üç yıldır ‘anayasa taslağınız hazır’ gibi niye dolanıp duruyorsunuz.

Daha referandum öncesinden beri “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem” edebiyatı yapıyorsunuz. Nerede bu sisteminizin taslak metni? Kılıçdaroğlu-Akşener buluşmasında erken seçim çağrısı yapıldı. En büyük vaatleri “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem” ama o konuda bırakın bir taslağı ellerinde bir müsvedde bile yok.

Türkiye’deki muhalefet kolaycılıktan hiç vazgeçmeyecek. En kolay muhalefet iktidara ne yapacağını söylemektir. Bizim muhalefetimiz de yıllarca bunu yapıyor. Bırakın iktidarın ne yapacağını, siz ne yapacaksınız onu anlatın.

Mesela uğrunda yalan söylemek mecburiyetinde yalan söylemek zorunda kalmayacağınız bir anayasa metni hazırlayın. Hazırlayacağınız metinde, inkâr ettiğiniz taslak metindeki konuları tek tek sıralayın. “Biz bu konularda şöyle şöyle düşünüyoruz, şunları şunları yapacağız” deyin. Biz de, “Aa evet inkâr edilen metinle bunların hiçbir ilgisi yok” diyelim.

Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.