Yazarlar Afrikada var olmak, bir beka meselesidir

Afrika’da var olmak, bir beka meselesidir…

İbrahim Tığlı
İbrahim Tığlı Gazete Yazarı

1990’lı yılların sonunda devlet politikası olarak “Afrika açılımı” başladığında o günün siyasetçileri ve bürokratları, Türkiye’nin Afrika’da bu kadar güçlü olabileceğini tahayyül ediyorlar mıydı? Sanmıyorum, 28 Şubat’la başlayan krize karşı Afrika kapılarına dayanan hükümet çok kısa bir süre içerinde bölgedeki küresel aktörlerden biri olabileceğini beklemiyordu.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
İbrahim Tığlı : Afrika’da var olmak, bir beka meselesidir…
Haber Merkezi 19 Mart 2019, Salı Yeni Şafak
Afrika’da var olmak, bir beka meselesidir… yazısının sesli anlatımı ve tüm İbrahim Tığlı yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!


Ak Parti’nin 2002 seçimlerinde iktidara gelmesiyle birlikte Afrika’ya daha fazla önem verilmeye başlandı. Eski Dışişleri Bakanlarından İsmail Cem’in Afrika açılımı stratejik bir adımdı ve hayata geçmesi bizzat AK Parti iktidarı ile gerçekleşti. 2005’te Afrika yılı ilan edilmesi ile birlikte ekonomik, kültürel, sosyal, siyasi alanlarda çoklu bir alışveriş gerçekleşti.

Bugüne gelindiğinde Türkiye’nin büyükelçilikler, TİKA, Maarif Vakfı, Yunus Emre Enstitüsü, ticari ve dini müşavirlikleri, THY ve sivil toplum kuruluşları aracılığıyla Afrika’da temas etmediği ne bir şehir kaldı ne de bir köy.

Türkiye’nin son yıllarda Afrika’da yakaladığı ivme, sadece Türk halkı için değil Afrika toplumları için de başarı ve kazançtır. Fakat bundan sonra önemli olan Türkiye’nin Afrika’da yaptıklarından çok yapacakları olacaktır. Çünkü Afrika’da son yılarda ABD, Fransa, İngiltere, İsrail, Çin, Hindistan, Güney Kore, Körfez ülkeleri Türkiye’yi artık rekabet edecek bir ülke olarak görmeye başladılar. Hatta adı geçen bazı ülkeler Türkiye’yi kendi menfaatleri açısından bir risk ve tehdit olarak algılamaya başladı.

İsrail’in Afrika’daki son dönemlerde izlediği politikaya bakıldığında, özellikle İslam ülkelerini kendi tarafına çekmeye çalıştığı görülmekte. Çad ve Mali bunlardan birkaçı. Çad, İsrail’in varlığını tanıyan ilk Müslüman Afrika ülkesi oldu ve askeri alanda İsrail’le bir dizi anlaşma yaptı. Yarın bu denkleme, Sudan, Somali, Nijer, Burkina Faso ve Sierra Leone de eklenirse şaşırmamak lazım.

Söylediğimiz gibi Afrika’da sözü edilen, güvenilir bir ülke durumuna geldik ama yeterli değil. Şimdi Afrika’da daha fazla var olmak için bir seferberlik başlatmalıyız. Bu seferberlikte bürokrasiden iş adamlarımıza, STK’lardan basın yayın kuruluşlarına kadar Afrika’da temsil kabiliyeti olan bütün siyasi, sosyal, kültürel ve ekonomik kurumların iş birliği içerisinde hareket etmeleri şart.

Öncelikle bazı Afrika ülkelerini belirlememiz ve bu ülkelere odaklanmamız gerekiyor. Güney Afrika Cumhuriyeti, Nijerya, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Senegal, Kenya ve Etiyopya stratejik konumları ve Türkiye ile ilişkileri bakımından tercih edilebilir.

Güney Afrika, Afrika’nın giriş kapısı sayılan ülkelerinden biri. Ekonomik yapısı, siyasi istikrarı ile bölge ülkeleri açısından bir model özelliğinde. Güney Afrika’da TİKA, Yunus Emre Enstitüsü, Maarif Vakfı gibi kurumlarımız var olup bir sinerji ile hareket etmekte. Fakat büyükelçilik bünyesinde faaliyet gösteren diyanet, eğitim, kültür, basın müşavirliklerine de ihtiyaç var.

Güney Afrika’da FETÖ ve PKK gibi terör örgütlerinin çalışmaları bulunmakta ve Türkiye’ye karşı yoğun bir propaganda yürütmekteler. Bu örgütlerin kolay bir şekilde bu ülkede varlık göstermeleri, ülkenin siyasi yapısı ve on yıllardır yürüttükleri faaliyetler nedeniyle olsa da, Türkiye’nin kendini anlatması ile bu terör faaliyetleri de sona erebilecektir.

Türkiye’nin asıl odaklanması gereken nokta Güney Afrika ile sıkı bir ticari, askeri ve siyasi diyalog kurmak olmalıdır. Güney Afrika son zamanlarda Filistin’e verdiği destek, Çin’le kurduğu ilişkiler ve ülkedeki azınlığı oluşturan beyazların haksız kazançlarını önlemeye yönelik girişimlerinden ötürü ABD tarafından cezalandırılmak istenmektedir. ABD ve Fransa, devlete ve siyahlara ait birçok Güney Afrikalı firmaya, Afrika’da iş yaptırmak istememekte, ABD Başkanı Trump sürekli Güney Afrika yönetimini ırkçılık yapmakla suçlamakta.

Abiy Ahmed’in Etiyopya’da başbakan olması ile yeni bir süreç başladı. İlk defa Etiyopya’nın çoğunluğunu oluşturan Oramiya halkı yönetimde önemli görevlere getirildi. Türkiye’nin Etiyopya ilişkileri geçmişte oldukça güçlüydü fakat şimdilerde Etiyopya’dan kaynaklanan bir geri çekilme söz konusu. Türkiye, Abiy Ahmed’le yeterince bir diyalog zemini geliştiremedi ve Etiyopya hükümeti söz vermesine rağmen FETÖ okullarını da teslim etmedi. Etiyopya ile ilişkilerin gerilemesinde Türkiye’nin yaklaşımından ziyade Abiy Ahmed yönetiminin ABD ve körfez ülkeleri ile temasını kuvvetlendirmesinin önemli bir etkisi var. Eğer Abiy Ahmed, Türkiye’yi dışarda bırakmaya devam ederse, bizim açımızdan, bölgede zor günlerin beklendiğini söyleyebiliriz.

Nijerya hem ekonomisi, hem nüfusu açısından Batı Afrika’nın en önemli ülkesidir. Nijerya ile ekonomik, kültürel ve siyasi ilişkilerin artırılması elzemdir. Nijerya’da yoksanız, batı Afrika’da olamazsınız. Muhammed Buhari’nin ikinci kez cumhurbaşkanlığına seçilmesi her iki devlet açısından bir fırsattır. Nijerya’da var olmanın yolu ekonomik olarak bu ülkede güçlü olmanızdan geçer. Türk iş insanına Nijerya’da sağlık, otomotiv, inşaat, tekstil, gıda, ulaşım alanlarında fırsatlar bulunmakta, bu fırsatların değerlendirilmesiyle kazanan hem Nijerya hem de Türkiye olabilir.

Demokratik Kongo, Kenya ve Senegal’i ayrı bir yazıda değerlendirmek daha doğru olacaktır. Yalnız Türkiye’nin bazı Afrika ülkeleriyle de sadece bölgesel tabanlı düşünmeden karşılıklı ilişkileri kuvvetlendirmesi gerekiyor. Ruanda bu ülkelerin başında geliyor. Çünkü Ruanda yakın gelecekte Afrika’nın serbest pazarı olacak ve Afrika’daki ticari köprü bu ülke üzerinden sürdürülecek. Mozambik ve Fildişi Sahili, Afrika’nın ekonomik açıdan yeni yükselen devletleri ve yatırım imkanları bakımından mümbit yerler.

Afrika için tasarruf yapma lüksüne sahip değiliz. Çünkü Afrika’da var olmamız artık bir zorunluluk, bir beka meselesidir. Afrika’da atacağımız geri adım bizim on yıllardır verdiğimiz emekleri, yaptığımız yatırımları boşa çıkaracaktır. Özellikle Afrika’daki temsil kurumlarımızda tasarruf olmaz, hele hele insan gücü eksikliği hiç olmaz. Temsil kurumlarından operasyon kurumlarına geçiş ancak bölgeyi bilen, yetişmiş, klasik memur anlayışının ötesinde yüreklerini Afrika sevdası kaplamış insan gücüyle ve enerjisiyle olur…

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.