Yazarlar Sosyal medya savaşlarının ortak cephesi İslam karşıtlığı

Sosyal medya savaşlarının ortak cephesi: İslam karşıtlığı

İsmail Cesur
İsmail Cesur Gazete Yazarı

Donald Trump ABD Başkanı seçildiğinden bugüne sosyal medyada özellikle Rusya ve Rus medya organları merkezli garip bir kavga yaşanıyor. Bu kavganın tarafları genelde 2016 seçimlerini kaybeden Demokratlar ile onlarla müttefik gruplar ve aynı seçimlere Trump lehine etki ettiklerine inanılan çevreler.

Geçtiğimiz haftalarda sosyal medyanın en önemli iki platformu Facebook ve Twitter'ı başrolde gördüğümüz iki haber çıktı. Twitter, ABD seçimlerine etki etme çabalarında bulundukları gerekçesiyle Rusya'nın önemli haber platformları Russia Today (RT) ve Sputnik'in platformdaki tüm reklamlarını iptal ettiğini ve geçmişte reklam için ödenmiş ücretleri sosyal sorumluluk projelerine harcayacağını açıkladı. Kamuoyuna yansıyan bir diğer haberde de Rus kaynaklı (troll) hesapların Facebook üzerinden ABD seçimleri öncesinde 120 milyondan fazla Amerikan vatandaşına ulaşarak Demokrat Hillary Clinton karşıtı propaganda yaptığı açıklandı.

Amerikan sermayeli bu iki sosyal medya platformunun Ruslara karşı son zamanlarda takındığı olumsuz tavır kimi çevrelerce takdirle karşılandı. Bu tavrın demokratik seçimlere müdahaleye karşı atılmış "erdemli bir adım" olarak nitelendirilmesi de gözlerden kaçmadı.

Mesele ABD'nin demokratik düzeni ve vatandaşlarının "doğru bilgilenme" hakkı olduğunda hiçbir radikal adımdan kaçınmayan bu iki sosyal medya devinin, konu İslam karşıtlığı olduğunda bu cesur tavrı takındıklarına pek şahit olmuyoruz. Hatta bu iki platformun İslam'a yönelik hakaretlerin, dezenformasyon ve ayrımcılığın karşısında üç maymunu oynadığını gösteren önemli örnekler de mevcut.

Twitter ile başlayalım. Geçtiğimiz günlerde, Amerikan iç kamuoyunda birkaç yıldır etki oluşturan, takipçi sayısı 160 bini bulan, Cumhuriyetçilerin Tennessee teşkilatına ait gibi görünen ama aslında Ruslar tarafından yönetildiği söylenen @TEN_GOP adlı bir hesap Twitter tarafından askıya alındı. Hesaptan atılan toplam 10 binden fazla twitin çoğu ırkçılık, ayrımcılık, aşırı göçmen karşıtlığı ve hepisinden önemlisi İslam karşıtlığı eksenli içeriklere sahipti. Bu hesap öyle geniş çaplı bir etki oluşturmuştu ki, ırkçılık içerikli Trump'ın eski ulusal güvenlik danışmanı Michael Flynn tarafından bile paylaşılmış, dahası paylaşımlarına kesin ve net bir destek verilmişti. (https://twitter.com/GenFlynn/status/795106730631905280) Yukarıda söylediğim gibi, Twitter bu hesabı birkaç gün önce askıya aldı. Sahte hesaplar konusunda oldukça katı bir tavır takınan, bu sahte hesapların etki oluşturmasına müsaade etmeden kapatılmasını sağlayan Twitter'ın, ABD'nin seçim kazanan bir partisinin ismiyle faaliyet gösteren @TEN_GOP hesabına bunca zaman göz yumması, İslamofobi konusuna verilen önemin malesef ne kadar düşük seviyelerde olduğunun bir göstergesi.

Facebook ile devam edelim. "Dünyayı birlikte ve daha yakın kılıyoruz" sloganını kullanan, 2 milyara yakın kullanıcısı bulunan Facebook ile... Facebook'un en önemli gelir kalemi reklamlar. Hal böyle olunca, Facebook hangi reklamın hangi formatta daha fazla etkileşim aldığına yönelik testlere oldukça önem veriyor. Bu gayet meşru bir ticari kaygı. Ancak bu testleri yaparken Facebook'un kullandığı içerikler ve test ettiği lokasyonlar oldukça kafa karıştırıcı. Buna en çarpıcı örneği yine 2016 ABD seçimleri öncesinden verelim. Bloomberg'in yaptığı bir araştırmaya göre, Facebook, seçimlerin hemen birkaç gün öncesinde, seçimlerde Demokratların mı yoksa Cumuriyetçilerin mi kazanacağı belli olmayan (swing state) ABD eyaletlerini hedef lokasyon belirleyerek, "Secure America" (Amerika'yı Koru) adlı ırkçı bir grubun "Are We Safe?" (Güvende miyiz?) adlı, tamamen İslam karşıtı, tamamen ayrıştırıcı bir reklamı tam 12 formatta yayınlamış ve kullanıcıların geri dönüşünü almış. "Test amaçlı" yayınlandığı belirtilen bu videonun kaç kişi tarafından görüldüğü belirlenmiş değil. Videonun seçime birkaç gün kala kararsız ABD seçmenini ne kadar etkilediği de ayrı bir araştırma konusu. Fakat herşeyden önce, insanların kafasında İslam'ı bu denli küçük düşürücü işlere bu kadar rahat imza atması, Facebook'un sloganında ya da sahibi Mark Zuckerberg'in söylemlerinde iddia ettiğinden aslında ne kadar uzak bir yapıda olduğunu gösteriyor.

Batı, san haklarının sadece kendilerini ilgilendirdiği durumlarda "mangalda kül bırakmaz" ancak söz konusu İslam olduğunda gözlerini kapatır, kulaklarını tıkar, hatta İslam karşıtlığına destek olur. Bu konuda sosyal medya platformlarında da önemli bir ikiyüzlülük durumu var. Bu duruma karşı sesimizi çıkarmak, bu kuruluşların bir müşterisi olarak değil, dinimizin bir mensubu olarak hepimizin görevi. Ses çıkarmalı, daha fazla okumalı, yazmalı, çizmeliyiz. Bununla yetinmeyerek Facebook gibi, Twitter gibi, hatta bunlardan daha iyi, daha kullanışlı, platformları nasıl oluşturabilir, bunlarla nasıl rekabet ederiz, bunu düşünmemiz gerekir. Vakit kaybetmeden...

Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.