Yazarlar Çevik Bir ve ABD tipi kampanya

Çevik Bir ve ABD tipi kampanya

İbrahim Karagül
İbrahim Karagül Gazete Yazarı
Rumeli Yönetici ve İşadamları Derneği''nin davetlisi olarak önceki akşam Ceylan Intercontinental Otel''de konuşan emekli General Çevik Bir, Türkiye''nin Soğuk Savaş sonrası konumu üzerine şekillendirdiği konuşmasını, özenle seçilen davetlilerin sorularının da yardımıyla, Cumhurbaşkanlığı adaylığını açıklayarak sona erdirdi. Fenerbahçe eski Başkanı ve işadamı Ali Şen''in, NATO''nun yeni stratejisinden Avrupa Savunma Girişimi''ne kadar daldan dala atlayarak yaptığı girişden sonra, konuşmasını kendi isteğiyle kürsüde yapan Bir, uzmanlık alanı olan Soğuk Savaş sonrası güvenlik stratejileri konusunda bugüne kadar söylediklerinin bir tekrarını yaptı. Konuşmasının bu bölümü heyecanlı değildi, heyecanlı olan soru-cevap faslı oldu. Bir''in flaş açıklamalarına da bu bölümde şahit olduk.

Bugüne kadar ''kullanıldığı'' hissini üzerinden atamayan, bunun için mümkün olduğunca konuşmamayı tercih eden, konuştuğu mekanları özenle seçen, konuşmalarını manipule ettiğini söylediği kişileri azarlayan Bir, önceki akşam kamuoyunda tartışılan hemen her konuda açık sözlerle düşüncelerini ortaya koydu. Bir''in siyasi geleceğine ilişkin sözlerinden önce, ben yine de konuşmasında üzerinde durduğu Soğuk Savaş sonrası Türkiye''nin durumu ile ilgili ifadelerinin es geçilmemesi gerektiği kanaatindeyim. Çünkü bu sözler, Türkiye''nin toplumsal yapısındaki sancıların sebebini birinci elden ortaya koyuyor.

Yeni tehdit, denge formülü ve 28 Şubat

28 Şubat müdahalesinin ve Türk-İsrail anlaşmalarının merkezinde yer alan bir isim olan Bir, Doğu Bloku''nun yıkılmasıyla Türkiye''nin ''kanat ülke'' rolünün ''cephe ülkesi'' konumuna evrildiğini ve konumunun daha öne çıktığını, artık güvenlik üreten, strateji üreten ülke konumuna geldiğini söyledi. Ben 28 Şubat''ın mantığını ve amacını anlamak için Çevik Bir''in konuşmalarını özellikle takip ederim. Sovyetler''in çöküşünden sonra Batı''nın yeni tehdit değerlendirmelerine dikkat çeken Bir, uluslararası terörizm, kitlesel güç, nükleer tehlike gibi endişelerle oluşturulan bu tehdit değerlendirmesinin Türkiye için de geçerli olduğuna dikkat çekti ve bu tehdit değerlendirmesine karşı oluşturulan ''denge kavramı''nın güvenlik, sosyal, ekonomik ve politik alanda yapılacak düzenlemelerle sağlanacağını ifade etti.

28 Şubat''ın bu tehdit değerlendirmesinde sadece müslümanları öncelediğini ve müslümanları uluslararası terörizmin potansiyeli olarak gördüğünü söylemeliyiz. Çünkü Fas''tan Özbekistan''a kadar hemen her müslüman ülkede yaşanan 28 Şubat süreçlerine baktığımızda, hepsinde müslümanların ''birinci tehdit'' ilan edildiğini görüyoruz. Ayrıca Batı''nın ve uluslararası örgütlerin hedef listesindeki ''yeni uluslararası terörizm'' kavramının yeryüzünün her köşesindeki İslami canlanmayı hedef gösterdiği de apaçık ortada. Batı''nın biçimlendirdiği ve Türkiye''nin tabi olduğu yeni tehdit değerlendirmesinin üstesinden gelmek için planlanan denge formülünün içeriğini oluşturan sosyal, güvenlik, ekonomik ve politik düzenlemeler, güvenlik stratejilerinin ağırlık merkezini oluşturan Avrasya coğrafyasındaki hemen her müslüman ülkede uygulanıyor. 28 Şubat, bu anlamda sosyal bir düzenlemedir. Toplumu homojenleştirme, toplumu ''hantallaştırıp karar mekanizmalarını yavaşlatan'' muhalefeti tasfiye etme, hatta demokrasi, özgürlük, insan hakları gibi ''angaryalara'' saplanıp kal?an siyasi iradeyi ezme girişiminden başka bir şey değildir. Baştan sona mizansen Bir''in konuşması bitince gelecek soruların da bu minval üzere devam edeceğini sanmıştım ancak yanıldım. Kimsenin yeni uluslararası düzen tartışmalarıyla harcayacak vakti yoktu anlaşılan. Mayıs''ta boşalacak bir Cumhurbaşkanlığı makamı dururken, 28 Şubat''ın birer birer harcadığı siyasi partilerin bıraktığı boşluk ortada iken, yeni arayışlar için oldukça elverişli bir dönem yaşanırken, Türkiye''nin kurtarılması herşeyden önemliydi onlar için. Aslında toplantının başından sonuna kadar bir mizansene şahit olduk. Bir''in konuşması asıl değil bir ayrıntıydı. Hemen her toplantıda aynı knuyu konuşan ve aynı sözleri sarf eden Bir, önceki akşam bunların kısa bir özetini yaptı sadece. Toplantıya davet edilenler özenle seçilmişti ve muhtemelen nelerin sorulması gerektiğini, Bir''in siyasi geleceğine ilişkin düşüncelerini açıklayacağını biliyorlardı. Sözbirliği etmişçesine hep aynı sorular soruldu: Bundan sonra ne yapacaksınız? Siyasi parti kuracak mısınız?, Cumhurbaşkanlığı''na aday olacak mısınız?

Boşuna liderlik ödülü almadı

Alınan cevaplar yoğun alkışlarla karşılandı. Sanki bir kampanya dönemi başlatılıyormuş gibiydi. Evde oturup, eşinin ev temizliğine yardımcı olmak istemediğini söyleyen Bir, önce, bir strateji vakfı kurmak istediğini söyledi. Ancak Yahudi kuruluşlardan ''liderlik ödülü'' alarak liderlik kapasitesini tescillendiren Bir''i yeni bir imaj olarak görmek isteyenler, ardı ardına sordukları sorularla emekli generalin konuşmasına yardımcı oldular. "Dostlarım bana başkalarının emrine girme diyorlar" diyen emekli general, siyasi parti de kurabileceğini, Cumhurbaşkanı adayı da olabileceğini net bir tavırla ortaya koydu. Ancak 28 Şubat''ın rantı üzerinde siyasi gelecek hayalleri kuran bir generalin, "Cumhurbaşkanı''nı halk seçerse aday olurum" şeklindeki sözlerini büyük bir şaşkınlıkla karşıladığımı ve bunu çok cesur bir çıkış olduğunu ifade etmeliyim.

Medya adayını görücüye çıkardı

Sürekli stratejik arayışlardan dem vuran, sivil toplum örgütlerinin devletin iç ve dış politikalarını belirlemesi gerektiğini söyleyen, ABD''deki düşünce üreten kurumların sosyal ve siyasi alandaki belirleyiciliğini örnek gösteren Bir, hayran olduğu Amerikan tarzı bir kampanya başlattı. Türkiye''nin yeni vizyon arayışlarıyla Bir''in imajı ne kadar örtüşür, kapalı kapılar ardında devam eden pazarlıklarda Bir''in şansı ne kadardır bilemem ama, önceki akşam medya dünyasının yoğun alkışları arasında, yağcıların bol olduğu bir ortamda, Türkiye''ye yeni bir lider adayı sunuldu. Mizansen böylece tamamlandı. Soru sorması gerekenler sordu, lider adayı açıkça cevap verdi ve kampanya başlatıldı. Bu arada geceyi ''sulandıran'', imaj sarsıcı sorular soran Murat Birsel gibiler de fırçayı yedi. Medya yeni lider adayını görücüye çıkardı. Bakalım, Türkiye bu işe ne diyecek.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.