Yazarlar Müşerref, Ziya-ül Hak olamaz

Müşerref, Ziya-ül Hak olamaz

İbrahim Karagül
İbrahim Karagül Gazete Yazarı
Pakistan Genelkurmay Başkanı Perviz Müşerref''in 12 Ekim''de liberal Başbakan Nevaz Şerif''i devirip yönetimi ele almasından sonra bütün dünya, Pakistan''da yeni bir Ziya-ül Hak döneminin, yeni bir İslamcı yönetimin başladığı korkusuna kapıldı. Özellikle Amerikan gazeteleri, darbenin hukuki meşruiyeti ve demokrasiyi kesintiye uğratmasından daha ziyade, Müşerref''in İslamcılığını, bunun Pakistan için ne anlama geldiğini ve Keşmir, Afganistan ve Orta Asya''daki İslami gelişmelere ne tür etkileri olacağını tartıştı. Darbenin bölgesel dengeleri tehlikeli bir şekilde sarstığını vurgulayan dış politika uzmanları, öteden beri İslami kimliği belirgin olan Pakistan ordusunun Keşmir, Afganistan, Tacikistan ve Özbekistan bölgesindeki silahlı İslami gruplara yönelik desteğini sürdüreceğine, son zamanlarda gözden çıkarılan Taliban''ı yine eski gücüne kavuşturacağına yönelik endişelerini dile getirdiler. Avrupa Birliği Pakistan''ı şiddetle kınadı ve ilişkileri asgariye indirme kararı aldı. İngiliz Milletler Topluluğu Pakistan''ın üyeliğini askıya aldı. Ülkenin en önemli finansörü durumundaki Japonya kredi musluklarını kapattı.

İslamcı Pakistan yeni sisteme uymuyor

Zaten Pakistan''a ambargo uygulayan ABD ise, günlerce net bir tavır sergilemedi. Ta ki, İslamabad Büyükelçisi''ni Müşerref''le görüştürene kadar. Görüşmenin içeriği ile ilgili kamuoyuna yansıyan bilgilere göre Müşerref ABD''ye, Hindistan''la ilişkilerin yumuşatılmasından Taliban''a desteğin çekileceğine, nükleer denemelerin azaltılmasından silahlı İslamcı grupların tasfiye edileceğine kadar bir dizi garanti verdi. ABD Büyükleçisi''nin görüşmeden çıkardığı en önemli sonuç; Müşerref''in ''köktendinci'' olmadığı, kendisiyle işbirliği yapılabileceği oldu. Askeri darbenin arkasında ABD var mı, yok mu tartışmaları bir tarafa, ABD Büyükelçisi''nin bu tesbiti, Amerika açısından çok büyük önem taşıyor. Soğuk Savaş döneminde Sovyetler Birliği''nin Afganistan''ı işgaline karşı Pakistan''ı güçlendiren, Hindistan''a rağmen Pakistan''ı tercih eden, bölgedeki İslami grupların desteklenmesine zemin hazırlayan, Soyvetler''in karşısına Müslümanlar''ın desteğini almış bir Ziya-ül Hak çıkaran ABD için durum şimdi çok farklı. O zamanlar Soyvetler''e karşı mücadele veren, Ruslar''ın Hint Okyanusu''na inmesinin önündeki en önemli engel olan İslam, şimdi ABD''nin Orta Asya politikaları için bir tehdit olarak görülüyor.

O zaman Soyvetler''e karşı savaşan İslam, şimdi Rusya''nın çekildiği Orta Asya''daki Amerikan yayılmacılığına karşı savaşıyor ve ABD, ileride Müslümanlar''ı karşısında birer silahlı güç olarak görme endişesini taşıyor. Sadece Afganistan değil, Keşmir''in bağımsızlığı için savaşan İslamcı gruplar, Özbekistan İslami muhalefetinin silahlı mücadeleyi başlatması ve Taciki''daki Müslüman muhalefetin gücünü artırması, bölgedeki Batı çıkarlarını ciddi bir şekilde tehdit ediyor. Bu yüzden Perviz Müşerref''in demokrasiye ne zaman izin vereceğinden, serbest seçimleri ne zaman yapacağından çok daha önemli bir konu askeri yönetimin İslam''a bakışı. Avrasya''nın İslamcılar''dan ''temizlenmesi'' Orta Asya petrol ve gazını Hint Okyanusu''na indirmek için Taliban öncülüğünde ''istikrarlı bir Afganistan'' projesi uygulayan ABD, Taliban''ın bölgedeki çıkarlarını tehdit ettiğini anladığı anda bundan vazgeçti. Vazgeçmekle kamadı, Taliban''ı ezmek için bir dizi yaptırımlara girişti. Nevaz Şerif yönetimi de ABD''nin bu politikasını Taliban karşısında aynen uygulamaya girişti. Tıpkı Taliban''ı palazlandırdıkları gibi. Petrol boru hatları, Orta Asya''daki statükoyu sarsan İslamcı gelişmelerden duyulan korkuyla rafa kaldırıldı. Keşmir''deki İslamcı güçlerin Pakistan ordusunun desteğiyle kazandığı zaferden endişe edildi ve Navaz Şerif''le anlaşılarak mücahitlerin direnişi kırıldı. Pakistan''daki yerli ve yabancı Müslüman gruplara karşı geniş bir tutuklama kampanyası başlatıldı. Bazı kişiler Amerika''ya veya ülkelerine iade edildi. Pakistan''da yerleşik Orta Asya ve başka bölgelerin muhalif grupları ülkeden kovuldu. Bu kişiler Amerika''ya göre ''İslamcı teröristler''di ve yeni dünya sisteminin bir numaralı düşmanlarıydı. Bu konuda Amerika, Avrupa, Rusya ve Çin, aralarındaki çıkar kavgalarına bakmaksızın işbirliğine gittiler. Ortadoğu''dan Doğu Türkistan''a kadar Müslümanlar''ın yaşadığı ''orta kuşağın'' İslamcılar''dan ''temizlenmesi'' için sürdürülen kampanyaya Pakistan da katılmak zorunda kaldı. Çünkü, yeni dünya sistemi için ''eksen'' alınan Avrasya''nın bütün siyasi ve ideolojik ''sıkıntılar''dan arındırılması gerekiyor ve bu sürece katılmayan ülkeler dışarıda kalmanın cezasını bir şekilde çekeceklerini biliyorlar.

Askerler neyi değiştirecek?

Amerika ile hemen her konuda işbirliği yapan Şerif yönetimini deviren General Müşerref, darbenin Pakistan''a maliyetini en aza indirmek ve yeni yönetimi meşrulaştırmak için dünyanın ''hassas'' olduğu her konuda Batı''ya güvenceler verdi. İç politikadan daha ziyade nükleer silahlar, Keşmir ve Afganistan gibi gerekçelerle sivil yönetimi deviren Müşerref, birkaç günlük bocalamadan sonra derbenin gerekçesini iç politikaya indirgedi ve eski yönetimin dünya sistemiyle işbirliği yaptığı her konuda kendilerinin de işbirliği yapacağı izlenimini uyandırmaya çalıştı. Her ne kadar Pakistan halkı ve Müslüman gruplar yeni bir Ziya-ül Hak dönemi beklentisi içine girmişlerse de, buna uluslararası konjonktürün izin vermeyeceğini yakında anlamak zorunda kalacaklar. Askerlerin böyle bir iradesinin olup olmadığı da şimdilik bilinmiyor. Ancak böyle bir iradesi olsa bile bölgesel ve küresel güçleri karşısına alması çok zor. Ekonomik açıdan çökmüş, etrafı krizlerle çevrilmiş üstelik Avrasya merkezli projelerin tam ortasında yeralan Pakistan''ın, kendi başına buyruk hareket edemeyeceğini önümüzdeki günlerde göreceğiz.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.