YazarlarTürkiye kendi coğrafyasına ihanet ediyor

Türkiye kendi coğrafyasına ihanet ediyor

İbrahim Karagül
İbrahimKaragülGazete Yazarı
Rusya''nın Çeçenistan''a yönelmesine dünyanın tepkisi yeni yeni şekillenmeye başladı. Bugüne kadar yaşanan trajediye sessiz kalan, onbinlerce insanın sürgün edilmesine, onlarcasının ölümüne, köylerin-kasabaların haritadan silinmesine ses çıkarmayan, bölgeye insani yardım göndermek için hiç bir girişimde bulunmayan uluslararası kamuoyunun neden şimdi harekete geçtiğini sorgulamak gerekir.

Moskova''nın Dağıstan''daki İslami grupları hedeflemediği, Kuzey Kafkaslar''da kalıcı bir takım düzenlemelere giriştiği ve bölgedeki kuvvetler dengesini sarsacak bir plan uyguladığı ortaya çıkınca birbiri ardına kınamalar gelmeye başladı. Burada üç ayrı yaklaşıma; Batı, İran ve Türkiye''nin tavrına dikkat çekmek istiyorum. Özellikle Türkiye''nin gösterdiği trajik yaklaşımın altı kalın çizgilerle çizilmeli.

Batı niye telaşlandı?

Daha önce Moskova''yı uyaran ABD, İngiltere, Almanya, Fransa ve İtalya''dan sonra Avrupa Parlamentosu da Perşembe günü Rusya''yı kınayan bir karar aldı. Kararda, Moskova''nın her türlü arabuluculuğu reddetmesi kınanırken, artan sivil can kaybına dikkat çekildi ve bölgeye yönelik insani yardımların önündeki engellerin kaldırılması istendi.

Batı''nın geç gelen bu tepkisinin altında insani kaygıların yattığına inanmak o kadar kolay değil. 1994-96 yıllarındaki kanlı savaşta Çeçen kahramanlığını efsaneleştiren Batı, aynı halkı bu sefer terörist ilan etti. Ancak Rusya''nın Terek nehrinin kuzeyini güvenli bölge ilan etmesi Batı''yı telaşlandırdı. Moskova''nın Çeçenler''i cezalandırmadan da ileri giderek Kuzey Kafkasya''nın haritasını yeniden çizmesinin, Avrasya merkezli projelere ve boru hatlarına büyük zarar vereceği anlaşılınca tepkilerin şiddeti de artmaya başladı. Nitekim Rusya''nın Kafkaslar''daki askeri gücünü sınırlandıran AKKA anlaşmasının artık tanımayacağını açıkça ilan etmesi olayın vehametini ortaya koydu. Moskova çekilmek zorunda kaldığı Kafkaslar''a yeniden dönüyor ve ilan ettiği güvenli bölge ile yeni bir Ermenistan''ın temellerini atıyor. Bu da Ukrayna''dan başlayarak Orta Asya''ya uzanan NATO''nun önünde çok ciddi bir engel teşkil edecek.

İran Rusya''yı yalnız bıraktı

İran da tarihi müttefiki Moskova''yı Çeçenistan''a yönelik saldırılarını durdurması için uyardı. İran''ın uyarısı Moskova''da tam bir şok etkisi yarattı. Gerek Hazar petrolleri, gerek Hazar''ın statüsü ve gerekse Orta Asya''ya yönelik projelerde Batı''ya karşı aynı eksende hareket eden Rusya ve İran arasındaki bu ayrışma çok dikkat çekicidir. Zira İran-Rusya ittifakının kökleri tarihin derinliklerine kadar uzanan bir gelenektir. 15. yüzyılda İslam dünyasını ikiye bölen, biri Hazar''ın güneyini diğeri de kuzeyini kontrol altına alarak doğu ile batı Müslümanlar''ı arasında yüzyıllarca sürecek derin bir engel oluşturan iki ülke, 21. yüzyıla yönelik tek kutuplu dünya sistemi projesine karşı da bugün de aynı doğrultuda hareket etmişlerdi. İki tarafta da değişen rejimler bu jeopolitik ittifakın yönünü hiçbir zaman değiştirmedi. Moskova, İran''ın kendisini arkadan vurduğunu düşünüyor. Ruslar ''çok kutuplu dünya'' arayışında İran''ın kendilerini yanlız bıraktığını gördüler ve büyük bir hayal kırıklığına uğradılar. Kafkaslar''daki krizlerde her zaman Rusya ile ortak hareket eden Tahran''ın bu ani dönüşünün sebepleri yakında ortaya çıkacaktır.

Ve Türkiye... Tam bir trajedi

Hemen yanıbaşımızda yaşanan insanlık dramı, güç gösterisi ve Kafkaslar''ı ve Orta Asya''yı paylaşma savaşına karşı Türkiye''nin tutumu ise insanı hayretler içerisinde bırakıyor. Sovyetler''in çökeceği yönünde hiçbir öngörüsü olmayan, bağımsızlık sonrası Orta Asya ve Kafkaslar''a yönelik hiçbir sağlıklı proje uygulayamayan Türkiye, bugünlerde yine çok kötü bir sınav veriyor. Dünya gerek insani gerekse stratejik amaçlarla Rusya''yı kınarken Ankara, Kafkasya''daki Rus katliamını ağzına almak bir tarafa, soykırıma tabi tutulan bir halkı terörist olarak niteliyor. Ankara''nın tek derdi bölgedeki ''Vahhabi teröristler''. İnguşistan''daki falaket, füzelerle vurulan mülteci otobüsleri, harabeye dönen Çeçenistan, 150 bin kişinin sürgün edilmesi Ankara''nın umurunda bile değil. Rusya''ya gitmeye hazırlanan Başbakan Ecevit, Rusya başbakanına mektup göndererek güvence veriyor. Mektupta "Türkiye''nin Kafkaslar''daki ''teröristlere'' destek vermesinin mümkün olmadığı" ifade ediliyor.

Moskova''ya güvence

Rusya''nın en büyük korkusu Türkiye''den bölgeye yönelecek destek. Bunu engellemek için de Ankara nezdinde çok yoğun girişimlerde bulunuyor. O kadar başarılı oldu ki, Rus kamuoyu bile ''terör'' ve ''müdahale'' kavramlarını sorgulamaya başladığı halde, bizimkiler "Vahhabi teröristler" saplantısından kurtulamıyor. Dünyanın bölgeye yönelik tepkileri iyi takip edin. Hiçbir ülkenin bölgedeki gelişmelere bu kadar sığ, bu kadar ufuksuz yaklaşmadığını göremezsiniz. Abdullah Öcalan Moskova''da iken Türkiye''nin, Öcalan''ın sınırdışı edilmesi karşılığında Kafkasya''daki özgürlük mücadelesine destek vermeyeceği yönünde Moskova''ya taahhütte bulunduğu iddia edilmişti. Bunun ne kadar doğru olduğu şimdi anlaşılıyor. Türkiye kendi coğrafyasına ihanet ediyor.