Yazarlar Ver Ermenistan"ı al Çeçenistan"ı

Ver Ermenistan"ı al Çeçenistan"ı

İbrahim Karagül
İbrahim Karagül Gazete Yazarı
Başbakan Bülent Ecevit''in 4 Kasım''da Moskova''ya yapacağı ziyaret öncesi Kafkaslar''ın hem güneyinde hem de kuzeyinde yaşananlar, Türkiye''nin Rusya''ya ve bölgeye yönelik politikalarında derin izler bırakacak nitelikte. Türk dış politikası için ciddi bir sınav olan gelişmeler, önümüzdeki yüzyılın Kafkasya ve Orta Asya''sının haritasını şekillendirmeye yönelik küresel politikaların çatışmasından başka bir şey değil.

Çeçenistan''a yönelik Rus işgali, Ermenistan''daki Parlamento baskını, Azerbaycan''daki siyasi kriz, Bakü-Ceyhan boru hattı konusundaki son gelişmeler, Türkiye ile Rusya arasında imzalanması muhtemel olan Mavi Akım Projesi, Türkmenistan ve Azerbaycan doğalgazı üzerindeki pazarlıklar, Türkiye''nin Rusya ile imzalamaya hazırlandığı ''Terörle Mücadele Anlaşması'' ve son günlerde Bakü-Ankara-Erivan-Moskova arasında sürdürülen mekik diplomasisi hep birbiriyle bağlantılı konular ve Kafkaslar''daki uluslararası çıkar dengesinin birer tezahürü. Bugüne kadar daha çok diplomasi ağırlıklı olarak sürdürülen savaş Rusya''nın Çeçenistan''a yönelik işgal harekatı ve özellikle Ermenistan''daki kanlı baskınla birden güç gösterisine dönüştü. Dünyanın en kritik noktalarından biri olan ve küresel projelerde çok belirgin bir yer işgal eden Kafkasya, Sovyetler''in çöküşünden bu yana hiç bu kadar tehlikeli bir sürece girmemişti. Peki nasıl oldu da bugüne kadar kontrollü bir şekilde devam eden gerginlikler aniden böylesine endişe verici bir boyuta geldi? Rusya''nın Çeçenistan''ı yeniden işgale girişmesi aslında son krizin başlangıç noktası oldu. Hazar çevresi enerji kaynakları, bunları dünyaya taşıyacak stratejik ulaşım koridoru ve Hazar''ın geleceği üzerindeki etkisini kaybetmekte olan Rusya, son bir hamle ile Kafkaslar''da kendini dışarıda bırakacak hesaplara izin vermeyeceğini göstermek istedi. Güney Kafkasya''da Azerbaycan ve Gürcistan''ı Batı''ya kaptıran, NATO''nun Orta Asya ve Güney Kafkasya''ya yerleşmesini engelleyemeyen Moskova, Çeçenistan''ın kopması yüzünden hem boru hatları konusundaki tezlerini kaybetti, hem de Hazar kıyısındaki Dağıstan''daki egemenliğini tehlikeye düşürdü. Dağılmakta olan bir imparatorluğun mirası üzerinde paylaşım yapan Batı ise, Rusya''yı kontrollü bir şekilde Hazar çevresinden uzaklaştırmaya yönelik politikalarını ısrarla sürdürdü. Ukrayna, Gürcistan, Azerbaycan ve Orta Asya ülkeleri ile Rusya''nın güneyini boydan boya kuşatan Batı, NATO''nun caydırıcı gücünü, Moskova''nın bütün direnişine rağmen, Özbekistan''a kadar hissettirdi. Üstelik bölgedeki kaynaklar üzerindeki Rus etkisi de günden güne kırıldı ve Moskova kuzeye hapsedilme tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. Kafkaslar''a dönersek. Rusya son işgal operasyonuyla hem Kuzyey Kafkaslar''daki iktidarını pekiştirmek hem de Çeçenistan yüzünden kaybettiği boru hatları şansını yeniden ele geçirmek istiyor.

Çeçenistan kurban edildi

Rusya''nın Çeçenistan''a yönelik son saldırıları Batı''da ciddi bir tepki doğurmadı. Batı''nın önceliği şimdilik Güney Kafkaslar. Moskova işgal harekatında Batı''dan destek bile gördü. ABD ve İsrail istihbaratı Çeçenler üzerinde Rus istihbaratı ile ortak çalışıyor. Eğer Ermenistan''daki kanlı baskın yaşanmamış olsaydı Çeçenistan''daki soykırıma kimse ses çıkarmayacaktı. Ancak Moskova güneydeki tek üssü olan Ermenistan''ın da elinden çıkmak üzere olduğunu anlayınca Ermenistan''ı karıştırdı. Hazar petrolünü dünyaya ulaştırmak için en elverişli güzergahta bulunan Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki barış süreci Moskova''yı telaşlandırdı. Hattın Ermenistan''dan geçmesi için Karabağ konusunda Erivan ile Bakü''nün anlaşması gerekiyordu. İşte ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Strobe Talbot''ın Bakü-Erivan-Ankara-Moskova arasında günlerdir sürdürdüğü mekik diplomasisininin sebebi de bu. Anlaşılan hem Bakü, hem de ciddi bir şekilde dünyadan izole olan Erivan imzaya hazır hale getirildi. Ankara ise Erivan''a uyguladığı ambargonun kalkmasının tek sebebi olarak Bakü ile anlaşmayı şart koşuyordu. Dolayısıyla Ankara''nın onayını almak hiç de zor olmadı.

Moskova''nın onayını almak için Çeçenistan kurban seçildi. Şimdi "Ver Ermenistan''ı, al Çeçenistan''ı" pazarlığı yapılıyor. Moskova''ya giden Talbot, Rus yetkililere, "Anlaşmayı onaylayın Çeçenistan''da yaptıklarınıza karışmayalım" önerisi getirdi. Talbot''a verilen cevabın ne olduğunu Erivan''daki kanlı baskınla anlıyoruz. Çeçenistan konusuna hiçbir müdahaleyi kabul etmeyen Moskova, Ermenistan''ın Batı''yı tercih etmesine de müsaade etmedi. Parlamento baskını Moskova''nın bölgedeki barış sürecine bir cevabıydı. Moskova, son günlerde hem Çeçenistan konusunda hem de Ermenistan konusunda Batı''ya iki gol atmış oldu. Eğer Moskova Çeçenistan''a karşı Ermenistan''ı vermeyi kabul ederse kriz yakın bir zamanda Ermenistan ve Azerbaycan''da dondurulabilir. Ancak o zaman da Çeçenistan''ın Rus merhametine terkedilmesine şahit olacağız.

Aliyev''in Karabağ''ın genişletilmiş özerkliğini kabul ettiği ve bu statüye göre Karabağ Ermenileri''nin kendi parlamentosu, anayasası, ordusu ve parası olacağı, bunun bir bağımsızlık anlamına geldiği anlaşılınca Bakü karıştı. Bu güne kadar 30 bin kişinin öldüğü, 1 milyon kişinin melteci durumuna düştüğü Karabağ anlaşmasına göre, işgal edilen Laçin ve Kelbecer gibi birçok bölgenin geri verilmeyeceğinin ortaya çıkması Azeriler''in kolay kabul edebileceği bir sonuç değil. Yani önümüzdeki günlerde Bakü''de daha çok sarsıntılar yaşayacağız. Aliyev''in en büyük destekçisi de Ankara olacak. Onun için Azeri muhalefeti "Ankara onaylamazsa bu iş olmaz" diyor. Ancak Bakü-Ceyhan''ın selameti için Ankara bu projeyi onaylayacak, hatta teşvik edecektir.

Bundan sonra ne olacak?

Moskova Ermenistan''ın Batı Klübü tercihini kolay kolay kabul etmez. Ermenistan''ın da Moskova''nın onayını almadan böyle bir tercih yapması şimdilik çok zor. Moskova hem Azerbaycan''da hem de Erivan''da provokasyonlarına devam edebilir. Ancak Çeçenistan''ı vererek Ermenistan''ı almayı düşünen Batı da, planın başarısız olmasını kolay kolay kabul etmez. Boru hatları gibi uzun vadeli stratejik hesaplar öyle bir- kaç kişinin ölümüyle vezgeçilecek mesele değil. Bunun için ülkeler feda edilebilir, haritalar değiştirilir. Moskova Azeri-Ermeni anlaşmasını, dolayısıyla Ermenistan''dan geçecek boru hatlarını engellemeye yönelik çalışmalarını sürdürürse, bugüne kadar Çeçenistan konusunda sesini çıkarmayan Batı harekete geçebilir. Sadece Ermenistan değil, Çeçenistan''daki Rus varlığı da tehlikeye düşebilir. Nitekim Rusya''nın Çeçen operasyonu sadece Çeçenler''i değil, petrol hesaplarını gözönüne getirirsek, Batı''yı da hedefliyor.

Ankara''nın tavrı değişir mi?

Böylesine karışık bir dönemde Ecevit''in Moskova ziyaretinde iki önemli günden maddesi var. Rusya''dan Türkiye''ye gelecek Mavi Akım doğalgaz boru hattı ve Moskova ile imzalanacak ''Terörle Mücadele Anlaşması''. Bu iki konu da Türkiye''de şiddetli tepkilere yolaçıyor. Rusya''dan pahalı gaz alımının arkasında yatan sebep aylardır açıklığa kavuşmuş değil. Böyle bir anlaşma Azeri ve Türkmen enerji kaynakları konusunda Türkiye''nin şansını zayıflatacak, belki de Bakü-Ceyhan''ı tehlikeye düşürecek. Türk Dışişleri''nin gezi öncesi Ecevit''e verdiği brifingte de bu tehlikelere işaret edildi. Dışişleri''nin tavrı Kafkaslar''daki son gelişmelerle birlikte değerlendirildiğinde oldukça sağduyulu bir tavır. Brifingten sonra Mavi Akım Projesi konusunda Ankara''daki eğilim biraz değişmiş gibi görünüyor. Bunu Moskova ziyareti sırasında izleyeceğiz.

Dışişleri''nin ikinci uyarısı, ''Terörle Mücadele Anlaşması'' konusunda oldu. Başından beri tamamen Rusya''nın güvenlik endişelerini öncelediği belli olan anlaşmaya yönelik eleştirel yayınlar yaptık. Böyle bir anlaşmanın Türkiye''nin tarihî bir hatası olacağı, Türkiye''nin bölge ile tarihî yakınlığına gölge düşüreceği, Türkiye''deki Kafkas kökenlileri rencide edeceği, üstelik çözüldüğü bir dönemde PKK''nın Moskova tarafından bir koz olarak kullanılmasının Türkiye açısından telafi edilmez tavizlere yolaçtığı belliydi. Ancak Ankara, Çeçenistan''a yönelik soykırıma bugüne kadar hep Moskova''nın tezleriyle yaklaştı ve hâlâ da bu tutumunu sürdürüyor. İşte, Dışişleri''nin Ecevit''e verdiği brifingte bu konuda da sağlıklı uyarılar var.

Bakü-Ceyhan, Ermenistan''daki kanlı baskın, Azerbaycan''daki siyasi kriz, Karabağ anlaşması gibi konulara Rusya''nın gösterdiği tepki, sanıyorum Ankara''nın bakışını da değiştirdi. Dışişleri uyarısı bunun bir göstergesi. Moskova''nın Türkiye''nin bölgedeki çıkarlarına göz göre göre sabotaj düzenlediği bir dönemde Ankara''nın Rusya''ya böylesine tavizler vermesi kabul edilir bir şey değil.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.