Yazarlar Daima Kudüs

Daima Kudüs

İbrahim Tenekeci
İbrahim Tenekeci Gazete Yazarı

Batı dünyası, yahudi sorununu İslâm coğrafyasına ihraç etmiştir. Bu tarihten itibaren Müslümanlar'ın enerjisi büyük ölçüde buraya gitmiştir. Özgüvenler sarsılmış veya yıkılmıştır.

Yahudiler'in işgal ettiği bölgenin tamamına, en başından beri 'Filistin toprakları' diyoruz. Tarihî hakikat budur. Mevcut durumu tanımadık, tanımıyoruz.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN
İbrahim Tenekeci : Daima Kudüs
Haber Merkezi 29 Kasım 2017, Çarşamba Yeni Şafak
Daima Kudüs yazısının sesli anlatımı ve tüm İbrahim Tenekeci yazılarının sesli anlatımı Yenisafak.com Yazarlar Sesli Makale Köşesinde!


İsmail Kılıçarslan dün yazdı. Biz de daha evvel yazmıştık. Şurada hata yapıyoruz: Siyonizm denilen şeyin yahudilerle ilgisi yokmuş gibi konuşuyor, yazıyoruz. Bu tavrımız onlara geniş bir manevra sahası ve serbestlik sağlıyor. Basit bir soru: Siyonizm nedir ve mensupları kimlerdir?

İsrailli işgalciler, 2008 yılında Gazze’ye tüm güçleriyle saldırı düzenlemişti. Çocuk ve kadın demeden binbeşyüze yakın Filistinli kardeşimizi şehit ettiler. Mezarlıkları ve hastaneleri dahi bombaladılar. Yasaklı silahları kullandılar. Aynı günlerde İsrail’de bir anket yapıldı. Yahudiler'in tamamına yakını bu katliamı destekliyordu. Çocuklarını da kendileri gibi yetiştiriyorlar. Hatırlarsanız, Gazze’ye bakan tepelere çıkıp ailece ve neşeli bir şekilde bu mezalimi seyretmişlerdi. Hiç unutmuyorum. Müslümanların karşısında işte böyle bir hastalık, kötülük ve utanmazlık var.

Siyonistlerin kanlı tarihleri, karanlık gelecekleri olacak inşallah. “Arkasına saklanacak ağaç bile bulamayacaklar.” Müslüman denizinde boğulup gidecekler. Vaktiyle Filistin, Lübnan ve Suriye sahillerinde kurulan Haçlı devletçiklerine benzeyecek sonları.

***

Meselenin aslı ve esası: Yahudi düşmanlığı yapmıyoruz, Yahudiler'in düşmanlığına maruz kalıyoruz. Can-ı muhafaza farz-ı ayndır. Hayatımızı ve haysiyetimizi korumak, tehlikeye işaret etmek, antisemitizm olamaz.

Bizi yok etmeye şartlanmış birine karşı demokrasi, insan hakları, barış gibi kavramları dile getirmenin bir faydası olur mu? Olmadığını görüyoruz. Sadece güçten anlayanın karşısında güçsüz olma gibi bir hakkımız yoktur. Kötülüğün iyilikle ve nasihatle bertaraf edilemeyeceği artık anlaşılmıştır.

Şer bildiğimiz nice şey, hayırlı kapıların açılmasına vesile olur. Amerika’nın Kudüs kararı, müminleri uyandırmıştır. Filistin ve Kudüs seferberliği başlatmanın tam zamanıdır. Türklerin seferberlikten anladığı asker olmaktır, evlat vermektir. Bu yüzden boykot gibi hamleler uzun ömürlü ve etkili olmuyor. Evvela buna çalışmalıyız. Onları ekonomiyle terbiye etmek şarttır. Türkiye, İslâm âlemine bu konuda da öncülük yapmalıdır.

İkinci iş: Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın işgalcilerle ilgili açıklamalarını memnuniyetle karşılıyoruz. “İsrail terör devletidir” diyorduk, şimdi bunu Cumhurbaşkanımız söylüyor. Şükür vesilesidir bu. Sayın Erdoğan’ın altını çizdiği hakikatlerden biri de İsrailli teröristlerin çocuk katili olduğudur. Cümlenin tamamı: Kudüs’ü çocuk katillerinin insafına terk etmeyeceğiz.

İsrail’in bir terör yapılanması haline geldiğini, çocukları bile katletmekten çekinmediğini her fırsatta ve yüksek sesle söylemeliyiz. Konuyla ilgili daha çok haber yapılmalıdır. Yabancı dille yayın yapan siteler kurulmalı, sosyal medya hesapları açılmalıdır. Bunun psikolojik bir baskı oluşturabileceği kanaatindeyiz. Onları etkilemese bile dünya halklarını etkileyecektir. Belki daha ileri gitmeleri engellenir.

***

İslâm İşbirliği Teşkilatı, bugün İstanbul’da toplanıyor. Gündem Kudüs. Gazetemiz Yeni Şafak, yirmi dört maddeden oluşan acil eylem çağrısı yaptı. Umulur ki dikkate alınır. Özenle çalışılmış bu maddelerin bir kısmını uygulamak bile işgalcileri siyasî, iktisadî ve askerî manâda köşeye sıkıştırmaya yetecektir.

İslâm milletinin hassasiyetleri büyük ölçüde birbirine yakındır. Kudüs müminlerin müşterek derdi ve davasıdır. İnşallah liderler ve yöneticiler de bu çizgiye gelirler. Bağımsızlık, şu sıralar en acil ihtiyaçtır. Tutsak olan şehirlerimiz ve kutsal mekânlarımız değil, bizleriz.

Bir de soru soralım: İşgal altındaki toprakları kurtarmak veya elimizde kalanları korumak için askerî seçenekten başka bir yola inanan var mıdır? İşte bundan dolayı ‘acil eylem çağrısı’nın içinde, ortak ordu kurulmasına yönelik teklif de bulunuyor. Önleyici tedbir. Kiminle demeyelim. Olanla, kalanla, gelenle.

Bir teklif de bizden olsun: Uluslararası hukuk denilen şey, güçlünün zayıfa hükmetmesidir. İslâm hukuku ise adildir ve mazlumları korur. Ülkelerimiz arasındaki sorunları kendi içimizde çözmeliyiz. Yoksa birer ikişer çözülüp gideceğiz.

Duamız budur: İslâm İşbirliği Teşkilatı Zirvesi, inşallah, 'tarihte bugün' diyebileceğimiz kararlarla sonuçlanır.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.